Kadim bir tarihi ve kültürü olan Arapgir İlçesiyle ilgili bilgilere baktığımız zaman 1930’lu yıllarda 6 bin 782 nüfuslu olduğunu görüyoruz. Belediye bütçesi ise 9 bin 290 lira.

            Arapgir’i teşkil eden mahallelerin dağınık vaziyette olması sebebiyle kasaba dahilinde 35 kilometre yol olduğu kaydedilirken bunun 16 kilometresinin şose, 19 kilometresinin de kaldırım olduğu belirtilmektedir.

            O dönem Arapgir’in içme suyu ilgili olarak şu bilgi verilmektedir:

“Kasabada su tesisatı yoktur. Kasabaya, 12 ilâ 15 kilometre mesafedeki memba sularından husule gelen çay kısmen açık ve kısmen kapalı mecra ile gelir ve sekiz mahallenin su ihtiyacını temin eder. Bu suyun bir kısmı künk ve demir boru ile mebanii resmiye ile çarşının ve civarındaki hanelere tevzi edilir. Diğer 17 mahallenin daha kendilerine mahsus memba suları künk ile kasaba dahilindeki çeşmelerden halka tevzi edilmektedir. Hepsi tatlı olan bu suların mikyası (ölçüsü) ma dereceleri malum değildir.”

            Eserde, Arapgir ismi henüz o dönem Arapkir olarak yer alırken ilçenin tenviratının (aydınlatmasının) lamba ile temin edildiği ve bu işin Belediyece tedvir (işletme) edildiği kaydedilmektedir.

            Kasaba dahilinde kanalizasyon ve lağım tesisatının olmadığı bilgisi verilirken her binaya mahsus üzerleri kapalı hela kuyuları (fosseptik) olduğu aktarılmaktadır. Kasabanın toplu olan kısmının temizlik işinin daimi ücretli 2 ve lüzumu görüldükçe yevmiye ile tutulan amele vasıtasıyla ve el arabalarıyla yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Diğer Belediye hizmetleri

            İlçede o tarihte bir mezbaha bulunduğu ve Belediyece işletildiği kaydedilirken bu mezbahanın fenni olmadığı yazılmaktadır. Mezbahada günde ortalama 15-16 davar ve serin mevsimlerde 2-3 sığır kesildiği kaydedilmektedir. O dönemde itfaiye teşkilatı olmadığı ancak Belediyenin iki tulumbasının mevcut olduğu aktarılmaktadır.

Umumi binalar ve müesseseler

            Kasaba dahilinde 2 ilk mektep, 4 hamam, 1 dispanser 320 mağaza ve dükkan, 1 lokanta, 6 han ile 2 garaj olduğu bilgisi veriliyor.

            Kasabada nakliyatın otomobille yapıldığı kaydediliyor. O dönemde Arapgir’de Pazar ve panayır kurulmadığı bilgisi paylaşılıyor.

            Eski eser olarak Kasabanın Eski Şehir Mevkiinde eski eserlerden kale duvarları ile biri mamur diğerleri harap dört beş cami olduğu aktarılıyor.

            Arapgir’de o dönem yerli mahsulat ve yerli işlerle ilgili olarak şu bilgiler kitapta yer almaktadır:

“Yetişmekte olan üzüm mahsulünün teksirine çalışılmaktadır. Bu üzümler Nisan, mayıs aylarına kadar taze halini muhafaza ettiğinden kış mevsimlerinde İstanbul ve sair vilayet ve memleketlere sevk olunur. Bundan başka buğday, arpa, nohut, mercimek, gibi hububat da istihsal edilmekte; elma, armut ve sair meyveler dahi yetişmekte ise de bunlardan harice sevkiyat yapılamamaktadır. Memlekette mevcut olan hususi imalathane ve tezgahlarda ekserisi kadın olan işçiler vasıtası ile yatak yüzü, yatak çarşafı, pencere perdesi, kadın çarşafı ve saire gibi iplik mensucat çıkarılarak Malatya, Sivas, Elaziz, Erzincan, Erzurum ve sair şehirlere gönderilmektedir.”

Kitapta o dönem kullanılan Arapgir Belediye Binasının fotoğrafına da yer verilmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176