O dönem Adıyaman’la birlikte Malatya’nın bir ilçesi olan Kâhta’nın nüfusu 834 kişi olup 180 hane bulunduğu ve Belediye Bütçesinin 322 lira olduğu anlaşılmaktadır. 1 kilometreden fazla adi yol mevcut olduğu kaydedilirken; kasabanın sularının iki membadan temin edildiği ve kasaba dâhilinde su tevzi tesisatının olmadığı belirtilmektedir.

            O tarihte kanalizasyon şebekesine de sahip olmayan Kâhta’da tenviratın (aydınlatma) kasabanın küçüklüğü v e bütçesinin darlığı dolayı sile yapılamadığı kaydedilmektedir. Temizlik ve itfaiye hizmetlerinin de olmadığı belirtilen Kâhta’da 1 mezbahana bulunduğu ve günde 1 keçi ile 1 koyun kesildiği aktarılmaktadır.

            Kâhta’da aynı zamanda, beş sınıflı bir ilk mektep, 1 fırın, 2 kahve, 1 ahçı, 10 bakkal, berber ve tuhafiyeci dükkânı olduğu kaydediliyor.

            Kasaba dâhilinde makineli nakil vasıtalarının olmadığını öğrendiğimiz 1930’lu yıllarda Kâhta’da Pazar ve panayır kurulmadığı da aktarılıyor. Yine o dönem, mahalli ihtiyacı temin edilecek kadar yoğurt, yağ, buğday, arpa, mercimek, darı, mısır, pirinç, afyon, tütün gibi şeyler yetiştirildiği belirtiliyor.

Eski eserler başlığı altında ise şu cümle yar alıyor: “Kasabaya 3 saat mesafede Karakuş isimli bir heykel ve minare şeklinde bir harabe vardır.” Bu tanımlama gerçekten ilginç. Zira minare şeklinde bir harabe dediği aslında Karakuş heykelinin üzerinde bulunduğu sütundur.  Günümüzde, Adıyaman Valiliği bünyesindeki Nemrut Dağı Milli Parkı Resmi İnternet Sitesi www.nemrut.gov.tr de Karakuş Tümülüsü hakkında şu bilgi yer almaktadır: Nemrut Dağı tur güzergâhında bulunan Nemrut Dağı Milli Park giriş noktasında yer alan Kommagene’lilerin kraliçelerine ait Anıt Mezar yöre halkı tarafından sütun üzerinde bulunan kartal heykelinden dolayı Karakuş olarak adlandırılmaktadır.

NEMRUT DAĞI

Ayrıca Kâhta sınırlarında bulunan Nemrut Dağı’ndan hiç söz edilmemesi de dikkat çekicidir. UNESCO tarafından dünyanın 8.harikası olarak kabul edilen Nemrut Dağı ile ilgili yaptığımız araştırmada, keşif çalışmalarının 1881’de başladığını görüyoruz. Yine www.nemrut.gov.tr de yer alan bilgilere göre 1881’de Diyarbakır’da yol yapım işlerinde görevli Alman Mühendis Karl Sester’in verdiği bilgiler doğrultusunda Kraliyet Akademisi tarafından araştırma yapmak üzere bölgeye gönderilen genç bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki ekip, Nemrut Dağı’nın tepesindeki tümülüs ve tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar üzerindeki devasa heykeller ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserler üzerinde çalışmıştır. Daha sonra Alman Mühendis Karl Humann ve İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusu Osman Hamdi Beyin de katıldığı Nemrut Dağı çalışmaları 1953’ten 80’li yıllara kadar Amerika’lı Arkeolog Theresa Goell ve Friedrich Karl Dörner  ve 1986 yılından itibaren, Dörner’in öğrencisi Sencer Şahin tarafından sürdürülmüştür.

Milattan önce 109 yılında kurulup Milattan Sonra 72’de yıkılan Kommagene Uygarlığının ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut Dağı’ndan başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında gerçekleştirilmiştir. Bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkartılan taşınabilir eserler müzelerde, geri kalanları da Milli Park Alanı içerisinde korumaya alınmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de birçok Ayette, yeryüzünü gezip dolaşma ve önceki milletlerin uğradığı sondan ibret alınması vurgulanmaktadır. Misalen Rum Suresi 42.Ayette Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “De ki: Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi”. İşte Nemrut Dağı, tam da bu durumu bizlere göstermektedir. Antik Yunan’ın Pagan Kültürü ürünü yapıtları, yaptıranların ölümsüzlük düşüncesiyle ortaya koyduklarını ancak günümüzde sadece bir ibret vesikası olarak kırık dökük taş heykellerin kaldığını görüyoruz. Kommagene Krallığı ancak 200 yıl kadar varlık gösterebilmiştir. Daha da önemlisi taptıkları sözde tanrıların kendilerine hiçbir fayda vermediklerinin ve hiç şüphesiz sadece Bir olan Allah’ın varlığının öncesinde de sonrasında da olduğunun apaçık ortada olmasıdır.

Bu vesileyle, kısa süre önce ziyaret imkânı bulduğumuz Adıyaman’daki tarihi ve turistik bazı yerleri siz değerli okuyucularımızla paylaşmak isterim:

ESKİ KÂHTA KALESİ

Nemrut Dağı Tur güzergâhında olan Eski Kâhta kalesi üç önemli medeniyetin izlerini taşımaktadır. Kommagene’liler döneminde yazlık başkent olan Arsameia ile birlikte önemli bir idare merkezi, kale olarak inşa edilmiş, Roma’lılar döneminde geliştirilerek konumu devam ettirilmiştir. 1260’larda Memlukların bölgeye hâkim olmasıyla kale restore edilmiş ve bugünkü son şekli verilmiştir. Eski Kâhta’nın Cumhuriyet dönemine kadar ilçe merkezi olarak Elazığ’a (Memuret-ül Aziz) bağlı kalması kalenin 1926‘lara kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.

CENDERE KÖPRÜSÜ

Roma döneminde yapılan Cendere köprüsü 1900 yıldır doğa ve insan tahribatına direnerek varlığını sürdürmektedir. Son yıllara kadar ağır araç trafiğine hizmet veren tarihi köprü yaya trafiğine açıktır. Eski adıyla CHABİNAS olan şimdiki adıyla Cendere suyu üzerinde bulunan köprü M.S 1. yy. Sonlarında Samsat’ta karargâh kurmuş olan 16.Roma Lejyonu Septimius Severus tarafından inşa edilmiştir.

Kâhta’ya 20 kilometre uzaklıktaki ve 92 iri kesme taştan yapılmış Cendere Köprüsü  görkemli bir güzelliğe sahiptir. 

SAFVAN B. MUATTAL TÜRBESİ

Türbe, Adıyaman merkezi ile Kâhta ilçesi arasında bulunan ve Samsat ilçesine 10 km mesafede, Taşkuyu Köyü mevkiinde yüksek bir tepededir. Sahabe Hz. Safvan b. Muattal’ın Künyesi Ebu Amr'dır. Medine'nin Kays kabilesinden, Ensardandır.

Hz. Safvan b. Muattal (ra) Müreysi Gazvesi'nden önce Müslüman olmuştur. Müreysi Gazvesi dahil bütün savaşlara katılmış ve savaşlarda cesaretinden dolayı, ordunun arkasından gelip güvenliği sağlayan artçılık görevi ile şereflenmiştir. Kurz b. Cabir ile beraber Peygamber Efendimizin süt develerine saldırıp zarar veren Urûmiler'in üzerine gönderilerek suçluları Peygamber Efendimiz'e teslim etmiştir.

Müreysi Gazvesi'nden sonra ifk hadisesinde mağdur olmuş, beraati (suçsuzluğu ve temizliği) Kur'an-ı Kerim'in Nur Suresi'ndeki ayetleri ile teyid edilmiş büyük bir sahabedir.

Peygamber Efendimiz (sav)'in: “Ben Safvan hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum” ve “Safvan'a dokunmayın o Allah ve Resûlü'nü çok sever” övgüsüne mazhar olmuştur.

Peygamber Efendimiz'den dört Hadis-i Şerif rivâyet etmiştir. Doğum tarihi bilinmemekle beraber Hicri 19'da Hz. Ömer döneminde Medine'yi terk edip Allah'ın dinini yaymak için bu diyarlara kadar gelmiş ve Samsat'ta şehit düşmüştür.

Bu vesileyle burada pek değinmek istemesem de dile getirmeyince vebal altında kalacağım düşüncesinden dolayı Adıyaman Valiliği’ne bir hususu arz etmek istiyorum. Sayın Valimiz, Hz. Safvan b. Muattal Türbesi çevresinde bir denetim yaptırırsa yerinde olacaktır kanaatindeyiz. Zira, gezdiğimizde çevrede mezarlık ve mesire alanı da olduğu ancak lavaboların temizliğinin burada ifade edilemeyecek kadar olumsuz durumda olduğunu müşahade ettik. Gerekli denetimlerin sağlanması halinde bu tür olumsuzluklara meydan kalmayacaktır.

Ayrıca küçük bir caminin yer aldığı bölgede sevinçle belirtelimki Türkiye Diyanet Vakfı büyük bir cami inşaatı başlatmış ve gördüğümüz kadarıyla kaba inşaatını bitirme noktasına getirmiştir. Muhtemelen önceki dönemlerde başlatılan Tanıtma Projesi kapsamında çevreye yazılar asılmış ancak sadece bir büfenin varlığı dikkatimizi çekmiştir. Bu kapsamda bölgede yiyecek içecek hizmetlerinin de verileceği bir sosyal tesis kurulumu ziyaretçilerin rağbetini artıracak ve topraklarımıza kadar gelen bu büyük zatı daha yakından tanıma imkânı oluşacaktır.

ABUZER GAFFARİ VE MAHMUT EL-ENSARİ

Adıyaman’ın 5 kilometre doğusunda yine Sahabeden Abuzer Gaffari’nin Türbesi bulunmaktadır.

Ayrıca, yine Sahabeden olduğu rivayet edilen Mahmut El-Ensari’ye ait Türbe de Adıyaman’ın 7 kilometre doğusunda Ali Dağı üzerindedir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176