-Sürecin Adı Ve Genel Görünümü

Sürecin adını “post modern darbe” olarak koydular. Sürecin genel görünümü ise, “Müslüman halka karşı yapılan çeşitli operasyonlar” olarak ortaya konulmuştu. Bu görüntü, asıl amacı ve hedefi gizlemeye yönelikti. Bu görüntü, süreci dizayn eden üst akıl tarafından özellikle seçilmişti. Söz konusu görüntüyü verebilmek için, seçilen senaryolar, seçilen kurgular oldukça profesyonel ve dikkat çekici idi. Üst aklın seçtiği ekipmanlar, alt seviyede, Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali Kalkancı iken; üst seviyedeki elemanlar, Çevik Bir, İsmail Hakkı Karadayı, Vural Savaş, Kemal Alemdaroğlu ve diğer birtakım kimselerdi.

-İddia ve Savunma Mekanizmaları

 Refah – Yol hükümeti döneminde “irticai faaliyetlerin arttığı ve devlet için tehlike arz ettiği, laik rejimin tehdit ve saldırılara maruz kaldığı” şeklindeki iddialar, o günün “kartel medyası” tarafından yoğun biçimde halkın dikkatine pompalanıyor, silahlı kuvvetler olabildiğince tahrik ediliyordu. Ordu içinde önemli noktalara gelmiş bazı generaller, yüksek yargı, üniversiteler, iş dünyası ve medyanın önemli bir bölümü (kartel medyası) üst akıl tarafından aynı yerde, aynı noktada ve aynı amaç için konumlandırılmıştı. “T.C. Devletini ve laik rejimi koruyup kollamak için” saldırıya geçildi…

-Hedef Neresi Ya Da Kimlerdi

Hedefin, Refah Partisi, Erbakan, Refah partililer ve dolayısı ile dindar çevreler (Müslümanlar) olduğu izlenimi verilmeye çalışılıyordu. Bu izlenimin geniş halk kitleleri tarafından kabul edilebilmesi için, çeşitli senaryolar sahnelenmeye başlamıştı. Bu bayağı senaryolardan akılda kalanlar; Müslüm Gündüz’le Fadime Şahin’in basılması, Aczimendiler diye bir grubun sokaklara salınması, Kudüs gecesi tiyatroları v.b.

Asıl hedef elbette Fadime Şahin olamazdı, asıl hedef, T.C. Devleti idi. Asıl hedef Müslüman milletin (Türk Milletinin) yeryüzündeki tek devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devleti idi. Bu devlet her çeşit zaaf ve eksikliklerine rağmen, yeryüzünde, Müslümanların, bizim diyebileceği ve biz Müslümanlara, Osmanlı’dan teberik kalan devlettir. Bu devlet başta Ortadoğu olmak üzere, Asya’nın, Afrika’nın, mağdur ve mazlum halklarının umudu olmayı sürdüren tek devlettir.

-Bu Devlet Neden Hedef Alınmıştır?

Osmanlı’yı yıkabilmek ve ortadan kaldırmak için, ehli salîp, yedi düvel saldırdı. Osmanlı’yı yıktılar ama ortadan kaldıramadılar; bu sonuç onları tatmin etmemişti. Osmanlı’nın yerine, sonradan kurulacak olan T.C. Devletinin kurulmasına engel olamadılar, savaşın devamı onlar açısından zora girmişti, kurulan devletin de savaşa devam etmeye gücü ve mecali kalmamıştı. Evet, taraflar kazanamamışlardı. Bir savaşın ya da saldırının sonunda antlaşma yapılıyorsa, bu antlaşma kesinlikle saldıranların lehinedir; diğer taraf bu şartları istemeye istemeye kabul etmiştir, bunun lamı cimi yok… Evet onlar hala bizim devletimizi yıkma mücadelesi veriyor, biz ise gerçek anlamda istiklalimizi ve istikbalimizi kurtarmaya çalışıyoruz… Aldığımız mesafe küçümsenmeyecek kadar önemlidir, durmak yok yola devam..!

Evet 28 Şubat saldırısı, Osmanlı’nın evlatlarından, 1071 Malazgirt savaşının, 1453 İstanbul’un fethinin, Çanakkale destanının, Kutül Amare’nin intikamını almak için, yerli işbirlikçilerini kullanarak yapılan bir saldırıdır…

-Yerli İşbirlikçilerin Kazancı Ne İdi?

Yüksek yargıda, silahlı kuvvetlerde, medyada önemli yerlere gelmiş olan bazı kimseler, devleti ele geçirdikleri zehabına kapıldılar; fırsat yakalamışken, T.C. devletinden ve M. Kemal Atatürk’ten “Dersim’ in intikamı” alınmalıydı. Fırsat bu fırsatken yağma ve talan edip ülkenin kaynaklarını şahsi imkanlarına katmalıydılar. Başardılar da… O günlerde, yapılan televizyon programlarını hep birlikte hatırlamaya çalışalım; Ateist, sözde “alevi temsilcileri” tarafından, mütedeyyin alevi yurttaşlarımız, nasıl tahrik ediliyor ve nasıl sokaklara davet ediliyordu… Mezhepçilik kışkırtması nasıl alçakça bir iç savaş denemesi için kullanılıyordu… Vaktiyle pkk yı kurup örgütleyen, pkk marifetiyle kürt yurttaşlarımızı kendi devletine düşman etmeye çalışan, üst akıl, diğer yandan da mütedeyyin alevi yurttaşlarımızı devlete düşman etmek için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlardı… Bu toplumun geri kalan önemli bir kısmı ise dindarlar olarak tarif edilen geniş halk kitlesidir. Ne edip etmeli, bu kitle de kendi devletine düşman edilmeliydi.. Başaramayacaksınız.. başaramayacaksınız.. Başaramayacaksınız…

Devamı yarın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner187

banner186