-Süreçte Akılda Kalan Önemli Kareler

Unutulmayan, ancak anlaşılamayan önemli bir kare “şu kadına haddini bildirin” şeklindeki, başbakan Ecevit’in sözü. Anlaşılmayan dememin sebebi şudur ki, merhum Ecevit, kibar nazik beyefendi bir insandı, bu sözü söyleyecek kadar kaba ve edepsiz birisi de değildi. Hatırlayalım o sözü söylerken sesindeki titrekliği, bu sözü, o gün meclis localarında oturan generaller söyledi… Ecevit o sözü tekrar etmek zorunda kaldı. Her şeye rağmen bu sözü istemeye istemeye söyleyen Ecevit’e had bildirdiler. O günlerde Ecevit adeta ölüme gönderilmiştir. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygununu yaptılar, devlet, bankalar marifetiyle talan edildi, o günlerde faiz yüzde binlerle, enflasyon ise yüzde yüzeli, yüzde iki yüzlerle ifade ediliyordu. Akılda kalan önemli bir kare ise Sivas’ta yaşanmıştı. Okul birincisi hemşirenin salondan atılması ve başörtülü kızcağıza yapılan alçakça saldırıydı…

-Süreçte Kullanılan Sembol ve Provokatörler

 Sürecin en belirgin sembolü türban, diğer adıyla başörtüsü idi. Başörtüsü eylemleri yurdun dört bir yanına yayılmış ve her geçen gün ateşi biraz daha yükseliyordu. Başörtüsü eylemlerini provoke etmek için her bölgeye ayrı bir provokatör atanmıştı. Malatya ölçeğinde ise, atanan provokatör daha sonraları PKK saflarında siyaset yapacaktı. Bir diğer provokatör ise, Türkiye genelinde olmakla beraber Malatya civarında sokaklara salınan aczimendilerdi.

 Ben şimdi soruyorum, o şaibeli kadının peşine takılanlar, Müslüm Gündüz’e laf söyletmeyenler; mücahide kardeşiniz aleni devlet ve millet düşmanlığı, yapmaktadır; Ne buyurusunuz? Aczimendiciler ne oldu, yer yarıldı da yerin altına mı girdiler yoksa onlar için Müslümanlık sona mı erdi? Ne kadar da az düşünüyorsunuz.. Bari bundan böyle uyanık olunuz…

-Süreci Tersine Çeviren Görülmeyen Kahramanlar

 28 Şubat sürecinin görünen ve bilinen kahramanı, Allah, ona rahmet etsin inşallah, Necmettin Erbakan’dı. Görünmeyen kahramanları ise, ileride anı ve hatıralar marifetiyle ortaya çıkacaklarını ve tarihin yazacağını beklediğim bazı generallerdir..

28 Şubat, post modern darbesinin, geniş halk kitlelerine yaptığı zulüm ve baskılar, işkence ve saldırılar, sadece göz önünde olanları ile bile tahammül edilecek boyutta değildi. Kim ve kimler tarafından gecenin bir yarısında evinden alınıp götürülen, akıl almaz işkencelere tabi tutulanların tespiti dahi mümkün olmamıştır. Yapılan zulüm ve baskılar; devlet daireleri, üniversitelerle sınırlı kalmayıp, caddede sokakta, özel iş yerlerinde hatta insanların kendi evlerinde bile hissedilir hale gelmişti. Artık dayanılmazdı..!

 Amaç geniş halk kitlesini devletine karşı isyana teşvik etmek iç savaş çıkartmaktı… Ancak ne devletin silahlı kuvvetleri, ne medyası, ne yargısı ve ne de iş dünyası ülkesine hainlik edecek kadar haysiyetsiz olanlardan ibaret değildi. Elbette bu yüce devlet, alçaklara yem edilemezdi. Bu alçakça saldırı mutlaka durdurulmalıydı..

-Bu Ne Saflık Deyip, Bıyık Altından Gülebilirsiniz Ama..!

 Evet, tam bu noktada, silahlı kuvvetlerimiz bünyesinde vatanperver generaller de vardı, onlar gelip, Erbakan’a “hocam durum bildiğiniz gibi değil, ordu içinde çatışma an meselesi, bu ise iç savaş, iç savaş ise devletimizin sonu demektir, gel şu başbakanlığı bırak, şu tehlikeyi atlatalım, nasıl olsa bu halk kararını vermiş, sizinkiler en kısa zamanda iktidardalar” demiş olmalılar. Bu benim kanaatim, tahminim, zannım, ancak o günü yaşayan generallerden anı ve hatıralarını yazmış olanlar elbette vardır, ben kısa zamanda bu tahminimin ortaya çıkacağına inanıyorum. Bu inancın adı saflık da olsa böyle inanıyorum…

 O günlerin meşhur generali Güven Erkaya’nın 28 Şubat sürecinde ölçüyü kaçıran bir başka generale ‘’Sizin derdiniz irtica ve laiklik değil, derdiniz başka,, diyerek silah çektiği tarzında medyada yer alan haberleri de hatırlıyorum.. bunu da bir dip notmuş gibi vermiş olayım..

-Ne Yazık ki Bazı Çevreler Oyunu Yuttular

28 Şubat saldırısının “Müslüman halka karşı yapıldığını” iddia etmek bu saldırıyı yapanların işine geldiği için, 28 Şubatın bin yıl süreceğini söylediler. 28 Şubat, başörtülü kadınların başörtüsünü yasaklamak için idiyse, ne oldu, kaç yıl sürdü..? Milletin saçı ile sakalı ile savaşmak idiyse ne oldu..? Kaç yıl sürdü… Demek ki, bin yıl sürecek dedikleri şey başka şeymiş..

“28 Şubat bin yıl sürecektir” demek; bin yıllık bu aziz devletimizin yıkılabilmesi için, bin yıl savaşacaklarını söylemek demekti, savaş hala devam ediyor, en son saldırıları 15 Temmuz saldırısıydı. Savaş devam ediyor evet bu savaş binlerce yıl değil, bu devlet yıkılıp yok edilinceye kadar devam edecektir.. Başaramayacaklar.. Başaramayacaklar.. Başaramayacaklar.. Allah devletimizi ve bu Müslüman milletimizi korusun.. Amin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199