Adaletten korkmayın. Çünkü adaletten zarar gelmez. Adaletten korkup zarar geleceğini zannedenlerin, toplumu götüreceği yer felaketler yurdudur. Hem insan adaletten niçin korkar? Herhalde haksız olduğunu düşündüğü içindir. Bizi 10 yıl, 20 yıl sonra yeni 15 Temmuz'lara mahkum etmeye hakkınız yok. Adalet mekanizmasını tahrif eden, adil olanı zulümle değiştiren herşey terörizm'in sebebidir. Daha dün torpil, adam kayırma, kumpas, hırsızlık ve rüşvetle kadroları ele geçirmeye çalışan Fetöcü'lerin başımıza getirdiği musibetin, bugün kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir mantıkla, aynı yöntem ve haksızlıklarla iş tutanların getireceği musibetten farkını söyleyecek biri var mı? Haksızlık düzeni devam edecekse bari ümit satmayın. Artık "gelen gideni aratır" kaderimiz olmamalı. Emek hırsızlığının, torpilin, yandaşçılığın, adam kayırmanın adı olmuş "MÜLAKAT". 15 Temmuz'ları yaratanlar, ehliyet ve liyakattan yüz çevirenlerden başkaları değildir. Artık torpil yasalaştı. Devlet resmen torpilini bul öyle gel diyor. En komiği de ne biliyor musunuz? Taraf olan bazı haber kanallarında, mikrofonu gençlere uzatıp "mülakatla" ilgili düşüncelerini soruyorlar. Onlarda; "mülakat çok iyi, böyle daha adil olurmuş, ehliyet ve liyakat daha çok ön planda olurmuş" diyorlar. Seyredip dinledikçe gülmekten alıkoyamıyorum kendimi. Yemin ederim birileri bizi keriz yerine koyuyor. Güya adalet böyle sağlanırmış. Halbuki optiğin sağlayacağı adaletin kimseye bir zararı olmazdı. İsterse kamuya bu usulle atananların hepsi aykırı fikirlerden olsun. Çünkü ortada bir ehliyet ve liyakat ile çalışılmış ve hak edilmiş bir emek vardır. İslam ise, emaneti sadece ehline vermeyi gerektirir. Allah bile müslüman ve kafir diye ayırt etmeden çalışana, çalıştığı oranda rahmetini dağıtır. Yoksa siz Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmaktan hoşlanmıyor musunuz. Öyle makam, mevki kapmak, güç sahibi olmakla yeryüzünde kalıcı iktidar sağlanmıyormuş. Bunu 40 yıllık proje olan Fetö örneğinde iyi gördük. Adam kayırma, torpil, hırsızlık, yolsuzluk ve kumpaslarla kurulacak bir medeniyetin bize yıkımdan başka ne getirisi olur? Başınıza ve başımıza gelen her bir musibet, kendi ellerinizle ve ellerimizle işlediklerimiz yüzünden değil mi? Bu öyle bir medeniyet ki, güç ve imkanla ayakta durmaz. Bilakis hakkı ve adaleti ayakta tutmakla durur. Bizim görevimiz hakka, hakça yürümek. Sonuç elde etmeyi "sonların sahibine" bırakmamız gerekmiyor muydu? Azların çokları yendiği, zayıfın güçlüyü alt edeceği bir inanç dimağımız var. Güçlünün değil, haklının kazandığı Rabbani bir metodu bırakıp, Allah için, Allah adına deyip, şeytanların rehberliğinde yürüyenlerin uğradığı akıbeti hep beraber gördük. Şeytanın halife olduğu bir dünya, herhalde iblisin en büyük hayaliydi. Bu kadar saflığımıza ve zayıflığımıza rağmen bunun altından Allah'ın yardımıyla şimdilik çıkmayı başardık. O halde bizi kim tutar. Yeterki akıllıca hareket edip, Allah'ı razı edecek bir yol tutalım. Sonra zafer de bizim, mülk de bizim. Yoksa bu dünya tiyatrosunda en güzel piyeslere oynasak da, gideceğimiz yer Çukurambar'ı bile arayacağımız yerdir. Kusura bakmayın. Artık kimse "yav biz bunların böyle olduğunu bilmiyorduk" teranelerini bize çalmasın. Kendi günahınızın ceremesini bu halkın çocukları yediden yetmişe ödedi, ödüyor. Doğrudur, inanıyorum. Bunların ne mal olduklarını bilmiyordunuz. Size de haşhaş üflemişlerdi. Bunun farkındaydık. Peki "adalet" nedir bunuda mı bilmiyordunuz. Bir kere adınız "adalet"le başlıyordu yahu. İnanıyorum kandırıldınız. Ama bu kandırılmanızın bedeli biraz ağır olmadı mı? En büyük bedelde ülke gençliğinin torpil, adam kayırma, yandaşçılık gibi bir toplumu öldüren, mahveden ahlaki hastalıklara bulaşması oldu. Artık herkes bu kavramların normal birşey olduğunu, haramın ve adaletsizliğin bir usul olduğuna inanıyor. Oturup kendi aramızda torpil bulmanın, mülakat sisteminin bir gereği olduğunu, çarkın böyle döndüğünü, bunun için torpil bulmak gerektiğine dair yorumlar yapmaya başladık. Tamam, anladık. Ülkenin içinde bulunduğu hassas sürecin farkındayız. Sütten ağzımız yandı da yoğurdu üfleyerek yiyoruz. Başımıza örülmek isteneni görmüyor değiliz. Lakin bu yinede adil olanı askıya alabilme yetkisini bize vermemeli. Madem durum vahim, o halde mülakatı kaldırın, atamaları merkezi hale getirin, ardından da güvenlik soruşturmasından çıkacak sonuca göre merkezi atama şeklinde atamaları yapın. Bu çok zor değil. Üstelik bunun topluma vereceği güven, mutlaka istikrara ve umut içinde olanların hayallerini canlı tutmalarını sağlayacaktır. Daha kamuya ilk alımda torpile, adamcılığa alışan, bunu olması gereken normal birşey olarak gören biri, kamu görevini adaletle yerine getirebilir mi? Söyleyin, çekinmeyin lütfen. Hak, hukuk gasbetmeyle bize hangi cenneti getireceksiniz? Benimkisi bir özeleştiri. Eğer eleştirilere kulak vermezseniz çok değil 10 yıl, 20 yıl sonra aynı durumla hatta daha kötüsüyle karşı karşıyayız. Hadi belkide ülke olarak mazlumlara kucak açıp yardım etmeye çalıştık. Mazlumların bir kısmına nefes olduk. Bundan dolayı Allah o mazlumların hürmetine bizi büyük bir beladan kurtardı. Ben şahsen böyle olduğuna inanıyorum. Ama bundan sonra herkes ayağını neden denk almayı bilmez. Şimdi gurur yapma zamanı değil, tevbe zamanı. Torpili, adam kayırmayı ortadan kaldırın. Ehliyet, liyakat ve adalet şiarınız olsun. Sonra bütün işlerin, en önemliside toplumsal barışımızın nasıl normale döndüğünü göreceksiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178