İslam fıtratı üzerine doğan her çocuğun kalbi, üzerinde hiçbir şeyin nakşedilmediği, resmedilmediği  bir mücevherdir. Tertemiz, bembeyaz bir sayfa gibidir taşıdığı yürek. Taşıdığı kalbe neyi nakşederseniz ona müsaittir. Kapıları her şeye açıktır. O kapıdan hayırla girerseniz, o kalbe Allah'ı ve Peygamberini işlerseniz hem dünyada hem ahirette gerçek saadeti kazandırmış olursunuz ve bundan siz ve sebep olan herkes nasiplenir ruzi mahşerde. Yok eğer o kalp ihmal edilir kötülükler işlenirse  helake sevk etmiş olursunuz. Bundan dolayı da hesaba çekilirsiniz... 
Çocuklarımız Yaratan'ın velayetlerini omuzlarımıza yüklediği emanetlerdir. Ebeveynler olarak emanetlerimizi kendi mülkümüz gibi görmemeli ve onları İslami terbiye ile yetiştirmekle mükellef olduğumuzu unutmamalıyız. Terbiye çocuğun doğumuyla başlar, rüşdüne erene hatta daha sonrasında da devam eder. Onlara dini mübinin emrettiği güzel ahlakı aşılamalı, aile içerisinde ve cemiyette iyi örnekler olmalıyız. Sonsuz ikram sahibi Allah Teala'nın bizlere bahşettiği bu tertemiz yüreklere, hayatımızın ve imanımızın en güzel duygularını, ahlakı ve erdemi,  sevgiyi, saygıyı, Kur'an okumayı, namaz kılmayı öğretmeli, hülasa onlara İslami bir yaşam modelini sunmayı boynumuzun borcu olduğunu unutmamalıyız.
Çocuk özellikle ilköğretim çağına kadar evde anne ve babayı modeller ve davranışlarını bu yönde geliştirir. Evde namaz kıldığınız zaman evladınızın gelip sizi taklit etmesi; sizinle beraber rükuya ve secdeye gitmesi, sizinle beraber sahura kalkıp oruç tutmak istemesi vs. keza tam tersi istikamette aile içinde sürekli huzursuzlukların yaşanması, çirkin sözlerin sarf edilmesi, Allah lafzının evde geçmemesi, aile içinde sevgi ve muhabbetin olmaması gibi olumsuzluklarla da çocuğun o yönde aksi ve huzursuz bir tablo çizmesi bu modellemenin bir neticesidir. 

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:
“Hepiniz bir çobansınız ve hepiniz emri altındakinden sorumludur. Erkek, ev halkının çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve ondan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının çobanıdır ve ondan sorumludur. Hepiniz bir çobansınız ve hepiniz emri altındakinden sorumludur.” (Buhari-Müslim)

Başka iki hadiste de Peygamber efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır: 
“Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz. Onları en güzel şekilde terbiye ediniz.” (İbn-i Mace, edeb bölümü 368) 
“Bir baba evladına iyi bir terbiyeden daha güzel bir miras bırakamaz.“ (Tirmizi, Birr bölümü 1953)

Allah-u Teala bir ayet-i kerimede:  " Kendinizi ve aile efradınızı cehennem ateşinden koruyun" buyuruyor. (Tahrim suresi, ayet: 6) 

Günümüzde gençlerimizi bekleyen onlarca tehlike vardır. Gençlerin uçuruma yuvarlanmamaları için ailelerin çırpındıklarına yakinen müşahede etmekteyiz. Hatta bu tehlikelerden korunmak için bazı kurumlardan ve uzmanlardan yardımlar alınmaktadır. Alınan bütün önlemler, yapılan çalışmalar beklenen neticeyi maalesef çoğu zaman vermemektedir. Bunun temel nedeni daha çocuk yaşta iken onlara  Allah'ın emirlerini, ahlakı, fazileti, erdemli yaşamayı, haram ve helali öğretmemiş olmalarıdır. Bu değerler yerinde ve zamanında çocuğa özümzetilseydi tehlike çanları ne kadar yüksek çalarsa çalsın, risk faktörleri ne kadar büyük olursa olsun çocuğumuz Allah‘a sığınacak ve bu tehlikelerden uzak duracaktı.
Belli bir yaşa geldikten sonra da elimizi onların üzerinden çekmemeli, fayda getirecek işlere yönlendirmeliyiz, Allah'ın memnun kalacağı davranışlar içerisine girmesi için onlara gerekli ortamı hazırlamalıyız. Onları başıboş kalmaktan, kötü arkadaş edinmekten, gözetimsiz ve sorgusuz iletişim araçlarını kullanmalarına göz yummaktan imtina etmeliyiz. Sürekli murakabe içinde olmalıyız. Sokaklarda gece geç saatlere kadar kalmalarına müsaade etmemeliyiz, tehlike sokaklardadır, tehlike gecelerdedir... Gece ve gündüz hayatlarını düzene koymada onlara destek olmalıyız. Çocuklarımıza sigara ve uyuşturucunun zararları anlatılmalı,  gayri ahlaki tutumların neler olduğu izah edilmeli ve kötü arkadaş tabiri üzerinde durup onlardan uzak kalınması yönünde sık sık uyarmalı ve telkinlerde bulunmalıyız... Çocuklarımızla ve gençlerimizle sürekli bir iletişim halinde olmalıyız, anne-baba-çocuk ilişkisinden ziyade onlarla arkadaş olmayı, dost kalmayı başarmalıyız. Onlara bağırmamalı, aşırıya kaçıp tartaklamamalıyız. Unutmamalıyız ki çocuklar bize tevdi edilen emanetlerdir. Emanetin hakkı, gözetilmesidir, gafil olunmamasıdır, korunmasıdır, kaybedilmemesidir. Muhafaza edilmesi, ihmal edilmemesidir. 
Yazımızı üzerinde çokça tefekkür etmemiz gereken aşağıdaki ayetle hitama erdirelim inşallah:
" Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun... (Tahrim suresi, ayet: 6)
Rabbimiz nefsimize ve neslimize kendisini unutturmasın ve bizleri bildiğimiz ve bilemediğimiz kötülüklerden ve tehlikelerden korusun... Vesselam
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155