1- Uyarıcıların Uyarısını Dinlemek!
“Ey cin ve insan topluluğu!
İçinizden size âyetlerimi anlatan
(Yaşadığınız mahalleden, okuduğunuz okuldan, ülkeden, herkesi dinleyebileceğiniz- okuyabileceğiniz internetten, kitaplardan, televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden, sizleri hakikate- tevhide- adalete çağıran)
ve bugününüzün gelip çatacağı hakkında
sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?”
(Sorumlulukların hesabının daima sorulacağını, yapılan hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağını,
yapılan her şeyin bedelinin ödeneceğini, hatırlatan- uyaran ve nasıl kurtulunabileceğini pratize eden
insanlar- peygamberler- aydınlar- alimler- bilginler sizlerle muhatap olmadı mı?)
Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.”
(Hakikatin- tevhidin mesajını bir çok kişi ve araçlarla duyduk, gördük, okuduk, dinledik, düşündük.)
Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
(Hayattaki hakikate yabancı sevdikleri şeyler, korkuları, çıkarları, cehaletleri, sorumluluklarını ertelemeleri dolayısıyla aldandılar- aldattılar.)
(En'am- 130)

2- Tapındıklarımız
(Ey Allah'ı varlık aleminde- ekonomide- siyasette- kültürde- yönetimde Bir'leyenler..)
De ki:
(Ailenize- Mahallenize- Fabrikanızdakilere- Öğrencilere- Gençlere- İşyerinizdeki arkadaşlarınıza- Köyünüzdekilere- Şehrinizdekilere- Ülke insanlarına ve dünyaya…)
"Allah'ı bırakıp da, sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi
(İktidar Sahiplerine mi, sermaye sahiplerine mi, silah sahiplerine mi, paraya mı, taşınır- taşınmaz mülklere mi, kadınlara- erkeklere mi, Allah'ın adıyla aldatan şeytana, bazı şeyhlere, önderlere, liderlere, aydınlara, alimlere mi, anlayışınızla İlahlık derecesine çıkarttığınız Peygamberlere mi,
kaybetmekten korktuğunuz makamlara mı, rüzgarına kapıldığınız kibrinize mi, sahip olduğunuzu düşündüğünüz ilminize mi, fırsat olarak verilmiş makamlara mı)
tapıyorsunuz?
Maide-76﴿

3- Hangi Hakikat?
"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla,
(Yeryüzünde tevhidi düşünen, iman ve amel edenlerle, Adaletle hükmedenlerle, Hakikati zalimlerin yüzüne haykıranlarla, Nefislerini- kadınlarını- erkeklerini- çocuklarını- eşyalarını ilah edinmeyenlerle,
fabrikasında işçilerine hakkını verenlerle, okulunda öğrencisine kendini adayanlarla, rızkına haramı bulaştırmayanlarla, faizden uzak duranlarla, Müslüman- mümin- muvahhid- muttakilerle)
beraber (cennete) koymasını umarken,
(Hem yeryüzünü- evini- şehrini- ülkesini- mahallesini cennet gibi tasavvur edip bu şekilde inşa etmek- yönetmek- yaşamak isteyenlerle, hem de ölümden sonra bu dünyadaki amellerin- çabaların- hedeflerin devamı- sonucu olan, cennete koymasını umarken)
Allah'a ve bize gelen gerçeğe
(Bizi bu yaşam- hayat- düzen ve pratiğe götürecek- ulaştıracak söze- vahye- ilme- düşünceye- edebiyata- sükuta- isyana- mücadeleye)
ne diye inanmayalım?"

(Maide- 84)

4- Sorumluluk Almak…
“Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi?
Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve
"Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın?
Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler.
De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."
(Nisa- 77)


5- Helali Haram Kılanlar... Haramı Helal Kılanlar...
“De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?"
(Bilgi- Siyaset- Ekonomi- Kültür alanındaki İktidar sahipleri... Alimler- Şeyhler- Müridler- Bilginler- Aydınlar- Başkanlar- Patronlar- Starlar...
Allah'ın insanlara Helal kıldığını Haram, Haram kıldığını Helal kılmaya çalışıyorlar.)

De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."
(A'raf-32)

6- Yalan Uyduranlar:
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir?
(Allah'a karşı yalan uyduran;
Hakikati eğip büken, Allah adına yalan söyleyen, kendi nefsindekini Allah adına söyleyen, adaletsizlikler üreten, zulmü çoğaltan...
Ayetlerini yalanlayanlar...
Hakikati bildiği halde çıkarları- korkuları ve sevgileri nedeniyle zulüm işleyenler-
işlemeye devam edenler, Allaha; şeyhini- liderini- cehaletini- vesveseyi ortak koşanlar...)

İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir.
Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde,
"Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler.
Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve
kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
(Araf- 37)


7- İslam'ı Yaşamayanların Mazeretleri
Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki:
(Kendilerine Müslüman’ın deyip İslam'ı yaşamayanlar, Adalet ile hükmetmeyenler, Çalışanlarına hakkını vermeyenler, Yaptığı işi hakkıyla yapmayan çalışanlar, Ticaretine yalanı- hırsızlığı ve faizi bulaştıranlar)
"Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık."
(Allah insanlar içinden hidayete ulaşmak isteyeni hidayete, dalalete gitmek isteyeni dalalete eriştirir.
tüm sorumluluk insanın kendisindedir. Bu noktada ne şeytanileşen insanları, ne kurumları, ne ailesini, ne atalarını, ne yöneticileri ve ne de Allah'ı suçlayabilir.)

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz."
(En'am- 148)

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199