Anadolu Platformu'nun bu yıl düzenlediği 12.Anadolu Buluşmaları çok değerli akademisyen, yazar ve düşünürlerin katılımıyla başladı. "İslam Dünyasında Güncel Sorunlar ve Çözümleri" konulu seminer Ankara-Kızılcahamam'da beş gün boyunca, Türkiye'nin her yerinden gelen Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla devam edecek.

Düşünce ve düşünmeyi merkeze almayıp, propagandayla kendini kanıtlamaya çalışan klasik cemaat anlayışının dışında bir vizyon ortaya koyan Anadolu Platformu, bilgiyi, içeriği, niteliği, entelektüel yoğunluğu üreterek, kendi filozofunu yetiştirerek, böylece bir medeniyet harcı ortaya koyuyor. Halihazırda sahip olduğumuz bilgiye nasıl ulaştığımız ve mevcut düşünme biçimlerimiz üzerinde durmayı en esaslı sorunlarımız olarak gören bir anlayış ortaya konuluyor.

Geleneksel tecrübeyi moderniteyle sentezleyen Anadolu Platformu, aşırı siyasallaşma üzerinden yürütülen değerlendirmelerin problemlerimizi hakkıyla tartışmaktan zamanla uzaklaştırdığını, insanın halini, insanlığın durumunu ele alırken entelektüel, ahlaki ve düşünsel unsurların da yaşadığımız bu süreçte hayati bir değere sahip olduğuna dikkatleri çekmektedir.

Platform Başkanı Turgay Aldemir, batı rasyonalitesi karşısında İslam dünyasının içine düştüğü akıl türlerinin tasnifini yaparken, nasıl bir durumda olduğumuzu çok bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Olan bitenler üzerine kafa yormayan, bir şeyleri değiştirmek için kendini yormaya gerek olmadığını, her şeyin bir tür kader içinde irademiz dışında gerçekleştiğini savunan "tembel akıl", düşünme gayreti içinde olmayan, ne yaparsak yapalım olan bitenleri değiştirebilecek hiçbir gücü olmadığını düşünen "aciz akıl", kendi akletme biçiminde kusur arama yerine eksikleri hep dışarda veya ötekinde gören, bir şey yapma veya çaba gösterme konusunda hep imkanların ya da koşulların yetersizliğinden bahseden "mazeretçi akıl" ile düşünmeye gerek duymayan, kayıtsız-şartsız doğru olduğunu düşünen, kendisinin haklılığın tek yolu olduğuna inanan "mağrur akıl" sahibi bir toplumun, bu akıl türleriyle yüzleşmeden ne kendi kısır tartışmalarını sonlandırabilme ne de insanlığın içinde bulunduğu bu kritik eşiğe alternatifler sunabilme imkanına sahip olabileceğini ortaya koyuyor.

Yine Aldemir'in, yaklaşık 150 yıldır, dünya ekonomisine, devletler arası düzene ve jeo-kültüre tahakküm eden batı sisteminin artık bir çatırdama ve çözülme sürecine girdiği bir süreçte, yeni güç unsurlarının ortaya çıkmaya ve yeni dengelerin oluşmaya başladığı tespiti önemli. Gerçekten Batı'nın, acılarla, gözyaşlarıyla, savaşlar ve sömürgeyle kurdukları düzenleri, varolduğu dönemlerde olduğu gibi, çözülmeye başladığı günümüzde de sancılara, acılara ve kaoslara neden oluyor.

İslam dünyasının yeniden diriliş içinde olduğunun alameti-farikası olan acılar ve sıkıntılar içinde oluşu, yanlışlarımızın ve ne yapmamız gerektiği üzerine istemesekte bizi düşünmeye zorlayacaktır. Gerçekten bir doğum sancısı gibi yeni bir doğumun müjdecisi olan bu acılar, yeni dünya düzeninin merkezinin islam alemi olacağını aşikar ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178