Sömürgecilerin- emperyalistlerin- tağutların çocukları işbaşında...
Paul Henze, 12 Eylül darbesi yapıldığı gün, dönemin ABD Başkanı Jimy Carter’a giderek “our boys did it” yani ‘Bizim çocuklar başardı.’ demişti.
Onların ne kadar çok "Bizim Çocukları" varmış... Yıllar geçiyor onların çocukları halen iş başında olmak için her türlü oyunu oynamaya hazırlar... Daha kimler var kim bilir onların "İyi iş çıkaran" "Bizim Çocukları”...
Biz'den olan ile Biz'den olmayanları ayırt ettiğimiz zaman tavrımız daha iyi netleşecek. Biz'den olduğunu zannettiğimiz kişi-grup-cemaat-kurumların hakikatte Biz'den uzak olduklarını iş işten geçtikten sonra görmenin hiç faydası olmayacaktır.
ABD'in en son ki "Bizim Çocukları" FETÖ ve PKK oldu.
Anadolu’nun Çocukları, Amerikan’ın Çocuklarına karşı direniyor.

***

Başkanlık Sistemi; siyasetin toplum ile daha fazla ilişkilenmesini sağlayacak.
İktidar veya muhalefet partileri toplumun farklı kesimleri diyalog kuracak ve ikna için daha çok mücadele edecekler.

Birçok siyasi yapının asıl korkusu; değişmektir.
‪Başkanlığı kazanabilmeleri için değişmeleri gerekecek.
‪Oysa şimdi hiç olmazsa koalisyon ihtimalleri var.
Değişmeleri için; halk ile barışmaları, halkın dinine ve diline saygı göstermeleri, mezhebi takıntıyı aşmaları, geçmiş ile yüzleşmeleri, Avrupa dışındaki dünyaya yönelmeleri ve laiklik üzerinde toplum mühendisliğine soyunmamaları gerekecek.
Başkanlık süreci ikili yapı oluşturdu- oluşturacak.
Başkanlık sistemi yeni bir toplumsal ve siyasal koalisyonu zorunlu kılacak.

Başkanlık Sistemi; siyaset dilini yenileyecek.

***

Devlet, Allah'a iman etmelidir.
‪Yalnız imanda zorlama yoktur.
‪Devlet iman etmeye zorlanamaz.
‪Devlet'in Allah'a imanı, Halkın Allah'a imanı kadardır.

***

Sol terminolojinin hastalıklarından biri de emek- adalet sağlanması hususunda yaptığı Özel- Devlet ayrımıdır. Bu anlayışa göre "Özel" demek, para, demektir. Paran varsa her şeyin en iyisini alırsın demektir." “Özel” alana sol terminolojinin yüklediği bu misyon Kapitalist bir tavırdır. Kapitalizmi meşrulaştıran bir tavırdır. Özel sektör istediği şartları koyar- uygular mantığını neden meşrulaştırıyoruz. Haklar özel- devlet alanı olarak ayrılmamıştır. İnsanın tüm kurum- kuruluşlar karşısında saygın- onurlu- kişilikli kılınması için mücadele edilmelidir. Devlet alanında bu sağlanır, Özel de sağlanmaz sakat bir mantıktır. Herkesin insan hak ve onurunu koruması görevi vardır. Bunu korumayana ve sağlamayana kamuoyu ile devlet müdahale etmelidir.
"Özel okul, ticaret mantığı, kar mantığı, para kazanma mantığıyla çalışır. Parayı ödemediğin an çocuğunu kapının önüne koyar?" Özel okulun o mantıkla çalışmasını değiştirmedikçe gerçek toplumsal adaletten bahsedemeyiz. Devlete atfettiğin tüm sorumlulukları Özel olan da gerçekleştirmelidir. Mücadele parçacı değil tümünü kapsamadıkça Emek- Adalet dengesini kuramayız. Mücadele ve hak arayışını sadece Devletin kurumlarından bekleyemeyiz. Bunu ahlak, ideoloji, inanç, değer, hukuk zemininde toplum-sistem inşa etmeliyiz.
Özel Sektör, dediğimiz alanı hem devlet hem toplum olarak dokunulmaz kılıyoruz. Para onların diyerek her şeyi yapabileceklerini düşünüyoruz. Parası var diye her şeyi yapma hakkı yoktur. Sömürme, yönlendirme, saptırma hakkını vermez onlara... Özel Sektörün dokunulmazlığını kaldırmalıyız. Özel- Kamu tüm kesimlerde- mekânlarda emek- adalet dengesini yeniden inşa etmeye çalışmalıyız.
Sol'un seninde ifade ettiğin özel sektör- alan yüklediğiniz anlam ile kapitalizm meşrulaştırılıyor. Sektörlerde Özel- Kamu ayrımı olmamalıdır. Haklar- kazanımlar açısından fark yoktur. Özel sektöre her türlü zulmü yapma meşruiyeti kazandırılıyor. Oysa ki kamu- özel her kesimin haklara karşı saygılı olmasını sağlayacak- zorunlu kılacak- denetleyecek hem vicdani hem de hukuki zemin inşa edilmelidir.

***

Türkiyeli Partiler…

Partiler bir ülkede halk temsiliyetinin en büyük ifadeleridir.
Türkiye'de siyaset yapan partilerin Türkiyeliliği problemlidir.
Hatta bazı liderler Türkiye'de siyaset yapıyormuş gibi görünür ama aslında belli bir bölge dışında görülmezler.
Sadece belli bölgelere gidebilme cesareti gösteren partilerin birlik- bütünlük- barıştan bahsetmeleri abestir.
CHP: Sadece kıyı kesimlerde görünen, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da hiç görünmeyen...
MHP: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da esamesi okunmayan ve temsil edilmeyen.
HDP: Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da varlık gösteren ve yeni süreç ile diğer bölgelerde temsiliyet arayan.
AK PARTİ: Türkiye halkının muhafazakâr- dindar damarı üzerinden tek Türkiyeli parti görünümündedir.
Bu genel görünüm doğrultusunda bakacak olursak; Ak Parti dışındaki partilerin henüz Türkiye'nin bütününü kuşatacak bir reflekse- tabana- imkana sahip olmadıkları görülür.
Türkiye'yi sosyal- ekonomik- kültürel- inanç bakımından kuşatan ve
dil üreten partilere ihtiyaç vardır.

***

Bu Nasıl Bir Ülke?
100 yıldır devrim mahkemelerinde herkes birbirini yargılıyor.

Güç kimde ise o diğerini mahkûm etmeye çalışıyor.
Olağanüstülük hiç bitmedi.
Tehlikeler sona ermedi.
Düşmanlar yeni maskeler kullandı.
Müdahaleler azalmadı.
Çatışmalar devam ediyor.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.