Geçen haftaki yazımızda Kuranı Kerimdeki Kehf suresinden dinimizin tebliğ edilmesine yönelik yöntemlerinden bir kısmını anlatmış ve devam edeceğimizi belirtmiştik. Surede insanların ıslah edilmesini anlatan 4 tane kıssa anlatılır ve hepsinde Hak ve batılın mücadelesi ayrıntılarıyla işlenir. Bu gün ise anlatılan bu kıssalardan günümüz Müslümanlarının derdine derman olacak çok önemli iki konudan bahsedeceğiz ki bunlar; çekilen tüm acılara rağmen umudunu kaybetmemek ve Allah’ın rahmetinin geleceğinden kesinlikle emin olmaktır.

Müslümanlar olarak acıların ve sorunların kol gezdiği bir dönemde yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki eziyet ederek öldürülmüş, üzerine silah sıkılırken, bomba yağarken üstü başı kan içinde kaçışmaya çalışan, cesetleri parçalanmış erkekler, kadınlar, çocukların görüntülerini görmeyelim. Öyle bir hale geldik ki neredeyse Müslüman kimliğini acı çeken insan profilinden başka bir şekilde düşünemiyoruz. Umudumuzu kaybetmiş bir durumda sadece acılardan konuşuyoruz, dilimizin zalimlere kahretmekten başka mecali kalmadı. Birbirimizle uzun uzun bu konuları konuşurken umuda dair hiçbir argümanımız yok. Yıllardır Afganistan’da, Pakistan’da, Irak’ da Filistin’deki Müslümanların çektikleri eziyetlere şahit olduk. Yetmedi buna Suriye, Mısır, Yemen Arakan ve daha adını bilmediğimiz nice topluluklar eklendi. Bitmedi, bitmiyor… Sanki bu görüntüleri izledikçe umutlarımızı biraz daha kaybediyor ve ölümlere alışıyoruz. İşte en yenisi de Afganistan’da icazet töreninde şehit edilen 100 hafız. Tıpkı Yemame savaşında şehit edilen hafızlar gibi. Müslümanların umutlarına olan saldırılar…

İşte tam bu sırada Kehf Suresini okumak bize fayda sağlayacaktır inşallah. Zira Sure umudun en üst perdesini ifade eden cümlelerle başlar. “Hamd kuluna kitabını indiren Allah’a mahsustur”. Yani yenilemeyen hükümdar Allah çok yücedir. Yani Allah’ın dini er ya da geç muhakkkak galip gelecektir. Yani Allah sizden her belayı giderecek en yüce güçtür. Yani Allah’a dayanırsanız Onun vadettiği ilahi servete kavuşursunuz ki o ilahi servet Allah’ın kitabıdır. Yani Allah kitabında dini uğruna eziyet çekenlere önce kendi gücünü hatırlatarak umutlarını taze tutmalarını öğütlüyor. Ayetin devamında ise zulmedenlere şiddetli bir azabı vadediyor. Yani ey Müslüman! Tarih yok edilmek istenen islamın gücünü anlatırken sana zaferi müjdeliyor. Asla yese kapılma!  Umudunu kaybetme ve mücadeleye Allah’ı yücelterek devam et.

O Allah ki,  kendilerine hayat hakkı tanımayan bir hükümdara direnen bir grup gence 309 yıl sonra bile olsa zafer ihsan etmiştir. Evet işte sana ashabı kehf kıssası. Allah o gençlerin imanını sınadızalim bir halka karşı cesurca dinlerini muhafaza eden bu gençleribütün insanlığa ibret olacak bir şekilde bir mağaraya gizledi ve 300 yıl boyunca uyuttu. Onları koruması için güneşi hareket ettirdi, bedenleri çürümesin diye döndürdü ve ilahi mesajlarını kaldıkları yerden devam ettirsinler diye onları yeniden diriltti.

Mesaj çok nettir: Siz yeterki Allaha karşı niyetinizde ve ameliniz de sadık olun, doğru olun sonrasında Allah’ın size nasıl bir zafer ihsan edeceğini hayal bile edemezsiniz. Nitekim surenin sonunda anlatılan Zulkarneyn kıssasında islamın ulaştığı güç ve iktidar anlatılır. Yalnız bu iktidar yeryüzüne  izzet ve şeref için hakim olmamıştır. Onun hedefi sadece ve sadece yeryüzünde zalimleri engellemek ve mazlumları korumaktır. Yani hedefi doğru tutturursak Müslümanlar olarak elde ettiğimiz gücü İslam için kullanırsak karanlığın ve zulmün en şiddetli anında bile Rabbimize vardığımızı göreceğiz.

Elhamdülillah! Umudumuzu yeşerten gönlümüze inşirah veren ayetleriyle bizleri ferahlatan Rabbim ne yücesin! Senin gücünün sınırı yoktur.

Kehf Suresinde anlatılan ümidin en büyük dayanaklarından biri de surenin her bir nüktesinde geçen rahmet kelimesidir. Umudun en büyük kapısı olan rahmet bu surede yedi defa anlatılır. Ashabı Kehf’in sayısının rivayetlere göre yedi oluşuyla da enterasan bir benzerliktir bu.Rahmet kelimesini ilk olarak bu gençler kullanır ve hayatlarının daraldığı bir zamanda şöyle dua ederler; “Rabbimiz bize katından bir rahmet ver ve bizim için bu işimize bir kurtuluş yolu hazırla” (Kehf 10) Bunun üzerine Cenabı Allah onları mağaraya gizlenmelerini emir buyurur. Surede anlatılan Hızır kıssasında ise rahmet kelimesi ona öğretilen ilim için gelmiştir. Yine Hızır ve Hz Musa arasında geçen üç olay sonrasında da bu olaylar Allahtan gelen bir rahmete dayandırılır. Surenin diğer kıssası  Zulkarneynin dilindede rahmet kelimesi vardır. Zulkarneyn gücü ve iktidarı olan hükümdardır. Yecüc ve Mecüc’ün zulmüne karşı bir sed inşa ederek onları yener. Böyle bir haldeyken Rabbine kendisine yardım etmesini isterken bunu Allah’ın rahmetine bağlı olarak ifade eder. Demek ki her türlü zafer kişilerin kendi yetenekleriyle değil salih niyetleriyle elde ettikleri Allahtan gelen bir yardımdır. Allah rahmandır, rahimdir, kullarına karşı koruyucudur, gözetleyicidir,kullarının başına gelebilecek her türlü zulmü giderecek rahmet vesilelerini gönderecek olandır. 

O halde haydi aşk ile bir daha hamd edip niyetlerimizi Allah’ın rızasına uygun hale getirelim ve yeniden Allah’ın rahmetine sığınalım. Rabbimizin vaadi gerçekleşecektir. Rabbimin rahmetiyleAmerikası, İsraili, Batısı hepsi bir gün dümdüz edilecektir. Amenna ve saddakna.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.