a- Seyahat etmenin beden, ruh, akıl ve kalp sıhhati için vazgeçilmez önemi vardır.

Gezilen yer ve insanlar ile çok boyutlu bir ilişki oluşmaktadır. Tarih, toplum, insan, coğrafya, kültür, ekonomi gibi çok farklı alanlarda anlam ilişkisi kurulmaktadır. Ve nihai anlamda insan yaptığı gezilerle kendi bireysel anlam dünyasına bir şeyler katmak isteyecektir. Her gezi insanın kendi içine doğru yaptığı yolculuktur. İnsan gezide gördüğü, duyduğu, konuştuğu, hissettiği her olgu ve algının Allah ile ilişkisini kurgulamalıdır.

b- Sınır(Hudud) Kapısı... Bir ülkeden bir ülkeye... Geçenler ve geçemeyenler... Geçirilenler ve geçirilmeyenler... Kapıyı kullananlar ve kapıyı kullanmayanlar... Kapıdan geri çevrilenler ve kendilerine kapı açılanlar... Kapının açılmasını bekleyenler...

Dünyanın en farklı kapılarıdır; sınır kapıları... Haber bültenlerinde en çok bahsedilen sınır kapısı; Filistin ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısı... Denizlerin sınır kapısı yok!

Avrupa’ya denizden geçmek isteyenlerin geçtiği bir kapı yok! Sınırları güvenli hale getirmek için teknikler değişiyor. Mayınlı sınırlar... Duvar inşa edilen sınırlar... Bir taraftan da artık sınırların anlamsızlaştığı bir çağdayız. Sınırlar delik deşik... Korumak ne çare...

c- Şehirlerin dini var mıdır?
Şehirlerin ruhu var mıdır?
Şehirlerin aklı var mıdır?
Şehirlerin dili var mıdır?
Şehirlerin sesi var mıdır?

d- Selanik bizimdir! Bizim şehirler içinden ezan okunan şehirlerdir.
Ezan okunan şehir İslam şehridir veya İslam şehri olmaya adaydır.

e- İmparatorluk çağı şehirleri karma şehirlerdir. Farklı dil, din ve kültürlere ait kesimler bir arada yaşadılar. Ulus devlet çağı şehirleri tek dil, tek din ve tek kültürün egemen olduğu şehirlerdir. 100 yıl önce Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin bir arada yaşadığı Selanik
bugün tek dil, tek din ve tek kültürü hakim kılmaya çalışmaktadır.
Diğer din ve kültürlere ait ne kadar iz varsa ya yok ediliyor, ya da dönüştürülüyor.

f- Avrupa’nın doğu kısmındaki ülkeler soğuk savaş döneminde Sovyet blokunda kaldılar.
Öncesinde Osmanlı başta olmak üzere farklı imparatorluk şemsiyesi altında idiler.
Gerçek anlamda devlet olma tecrübesi 1990’lı yıllar ile birlikte oluştu.
Devlet demek ulus demekti. Ulus için de kahraman gerekiyordu. Bunun için tarih didik didik edilmeye başlandı. Ancak kolay değildi. Irklar farklı coğrafyalarda yaşıyorlardı.
Bundan dolayı hangi kahramanın kime ait olduğuna dair tartışmalar başladı.
Örneğin; Büyük İskender; Makedon mu, Yunan mı? Rahibe Teresa; Arnavut mu, Makedon mu? Çoğu tarihsel kahraman için bu tartışma yaşanıyor. Üsküp şimdi kahramanlarını arıyor.
Bu kahramanların hikayelerini kendi toprağında bulmaya çalışıyor. Kahramanları heykel ve diğer objelerle yeniden inşa ediyor.

g- Üsküp’te Müslüman olmak... Yüzyıllık göç devam ediyor. Müslüman nüfus; önceden baskı, savaş ve sürgün ile bu topraklardan edildiler. Şimdi ise ekonomik ve sosyal göç ile bu toprakları boşaltıyorlar. Ülke yönetimi bunu teşvik ediyor. Yeni kuşaklar ekonomik ve sosyal yönden kendilerini daha rahat imkanlara kavuşmak için göç etmeye devam ediyorlar.
Gidenlerin geri gelmesi çok zor. Yeni gidişlerin engellenmesi gerekiyor.
Şehrin ve ülkenin kimliğinde bunca engellere rağmen önemli yere sahip müslümanlar,
konum ve etkilerini yitirecekler.

h- Ulus devlet çağı şehirlerinin dönemi sona erdi. Şimdi Modern çağ şehirleri dönemini yaşıyoruz. Bu şehir akımı geleneği aşan, kendisine yeni bir gelenek oluşturdu.
Belli bir bölgeyi değil bütün dünyayı etkisi altına aldı. Şehirdeki insanların giyiminden yiyeceklerine, evlerinden mahallelerine, çarşılarından eğlence merkezlerine kadar bütün hayatı aynileştiriyor. Modern çağ şehirleri geriye bir miras bırakmıyor.
An’ın hayatını temsil ediyor. Geçmişi müzeleştirerek dondururken,
bugün yarına kalıcı bir eser, akım, kültür bırakmıyor.

ı- İslam’ın Mührü Minareler ve Kalkandelen Harabati Tekkesi ile Alaca Camii
Minareler... Yerden göğe, gökten yere mesaj taşıyan... İslam’ın öz mesajı ezanı insanlığa ulaştıran... Mekanın kimliğini ifade eden... Allah’ın evine işaret eden... İslam’ın yeryüzüne vurulmuş mührü olan... Müslümanların hakim olmadığı ülkelerde minare görmek insana apayrı bir umut bahşediyor. Yol boyunca köylerde ayakta duran minareler, İslam’ın insanlık için diriliş işareti olarak duruyor.

i- Alaca Camii- Kalkandelen Dünyadaki en farklı camiilerden biri. Bütün duvarları farklı şekillerle, resimlerle süslenmiş. İki kız kardeşin himayesinde yapılan camii,
ibadet neşvesini resmediyor.

j- Kurucusu Malatyalı olan Harabati Tekkesi
İslam’ın kurumsal olarak Avrupa topraklarında yayılmasının en önemli öncülerinden biri de tekkelerdir. Tevafuk Harabati Tekkesi’nin kurucusu hemşehrimiz çıktı.
Malatya’dan gelen Şeyh Mehmet Efendi’nin kurucusu olduğu tekke yüzyıllardır müslümanlara ve diğer insanlara ilham vermeye devam ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155