1- Avrupa’da Osmanlı’nın mirasının varlığı, etkisi ve bugün için anlamı üzerinde yeterince durulmamaktadır.
Türkiye uzun yıllar Osmanlı’nın bu mirasını sahiplenmekten utanç duydu.
Avrupa zaten bu etkinin varlığını inkar etmek ve yok etmek bilinçli, geniş çerçeveli çabalar içinde bulunmaktan geri durmuyor.
Her adımında farklı eserlerle etkisini görmek mümkün iken sosyolojik, psikolojik, kültürel, düşünsel ve akademik anlamda halen devam eden etkisi daha geniş çaplı, derinlikli ve hakkaniyetli çalışmalar yapılmasını zorunlu kılıyor.

2- Yeni bir fetih mümkün mü? Murad Hüdavendigar Türbesi  
2. Murat türbesini ziyaret ederken yeni bir fetih hattı oluşabilir mi? sorusu hemen akla geliveriyor.
Osmanlı- Avrupa ilişkisinde savaş merkezli bir ilişki biçimi algısı var.
Avrupa halen bu korkuyu İslamofobia üzerinden taşıdığını gösteriyor.
Türkiye ise bu topraklardaki miras, göç eden Türkler ve Avrupa Birliği üyeliği üzerinden ilişkileniyor.
Osmanlı mirası için henüz geriye kalan eserleri restore etme ve bölge ülkeleri ile ekonomik- siyasi ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor.
Artan göçmen nüfusu Avrupa ülkelerini tedirgin ediyor ve Türkiye’nin göç etmiş Türkiyelilerle ilişkilenmesini engellemeye çalışıyor.
Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefi Türkiye için medeniyet yürüyüşünde farklı bir evreye işaret ediyor.
Türkiye’nin Müslüman kimliği üzerinden bu süreçler tartışılmaya devam edecek.
Fetih ve uyum merkezli arayışlar her boyutta kendisini ortaya koyacaktır.

3- Değişen zaman, değişmeyen gündem: Bir arada yaşamak mümkün mü?
Avrupa şehirlerini dolaşırken bu soru zihnimizi sürekli tırmanıyor. Zor bir soru. 
Farklı din ve ideoloji sahiplerinin bir aradalığının imkanı sürekli sorgulanır.
İnsanlık tecrübesi bu sorunun hem evet, hem de hayır olabileceğini gösteren birçok örnek ile doludur. Bugün Osmanlı’nın egemen olduğu şehirlerde bir arada yaşamanın örneği olduğunu iddia edebiliriz. Ama ne zamanki hakimiyet söz konusu oldu, bu bir aradalık büyük bir savaşa dönüştü. Modern zamandaki yapılanlar, Osmanlı tecrübesinin çok gerisinde kalmış.
Son yüzyıl büyük bir travmayı, trajediyi ve yıkımı resmediyor.
Şimdi farklı din ve ırklar birbirine şüphe ile bakıyor.
Her an yeni bir felaketi kapıda görüyorlar.
Egemen devletler arada olmazsa her an yeni bir trajedinin yaşanması kaçınılmaz.
Bir taraftan da bir arada yaşama tecrübesinin de güçlendirilmesi ve devam ettirilmesi gerekiyor. 

4- Suyun gerdanlık olarak takınan Prizren...
Akan suyu şehri çepeçevre kuşattığı Prizren, Osmanlı ruhunu yaşayan ve yaşatan şehirlerden... Muazzam bir doğal güzelliğin görsel şöleni içinde şehri temaşa ediyorsunuz.

5- Kosova Ovası’nda sesler... 
Kılıç sesleri, naralar, tekbirler, feryatlar, çığrışmalar, tekbirler...
Bütün sesler toprağa gömülmüş. 
Dinlemeye eğer kalbin dayanacaksa, kulağın seslerden sağır kesilmeyecekse  ve dilin tutulmayacaksa dinle!
Kulağını yere koy ve dinle!
Duyacaksın!

6- Kiremit ve Taşın Harmonisi; Dubrovnik
Dubrovnik, Hırvatistan’ın kıyı şehirlerinden biri...
Çatıları istisnasız kiremit...
Duvarları istisnasız taş...
İçinde hiçbir metalik ses yok.
Ev, ibadet, işyeri, müze, atölye...
İçinde gezerek kaybolmanın büyük hazzını yaşanacak bir yer...

7- Avrupa içi mücadelenin dinamiklerini iyi tanımalıyız.
Bu güzelim şehir Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Sırpların saldırılarına maruz kalmış.
Türkiye’den bakınca zannediyoruzki Avrupa’nın tek derdi; Türkiye ve İslam.
Hâlbuki Batı’nın kendi içindeki mücadele sahası çok geniş ve farklı unsurları barındırıyor.
Batı’nın içinde mezhep, ideoloji, ırk, coğrafya, tarih ve diğer etkenlerle büyük ayrımlar ve çatışmalar bulunuyor.
Ne yazık ki Batı’nın kendi içindeki mücadele dinamiklerini iyi tanıyıp,
bunlara göre politika üretmeye daha çok uzağız. 

8- Son kale; Pociteli Kalesi ile İlk Tekke; Blaga Tekkesi
Osmanlı’nın batıdaki son kalesi; Pociteli.
Nevetna Nehri kenarındaki son karakol...
Yanına unutulmayan ana estrüman; medrese...
Osmanlı medrese geleneği halen bu topraklarda devam ediyor.
Okullardaki müfredat ne yazık ki henüz değiştirilmemiş.
Öğrenciler medreselerden yetişen kuşakların bilincine muhtaç...
Ancak okullardaki eğitim sistemi değişmeden yeni kuşakların müslüman kimliği korumaları ve yenilemeleri çok zor görünüyor.

9- İki kaynak bir arada...
Neretva nehrine karışan Buna nehrinin kaynağı ile bu topraklara İslam’ı taşımak için kurulan ilk tekkelerden Blaga Tekkesi yan yana...
Tekkeyi kuran kişiyi bu büyük dağın dibinde bu kaynak ile buluşturan dert neydi?
O büyük dert, aynı zamanda büyük bir dava...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155