Mevsimin boğucu sıcaklığı, siyasi ve sosyal gündemin yorucu yoğunluğu altında nebevi bir nefesle soluklanmaya ciddi anlamda ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum…

Nebiler nebisi(sav) şöyle buyuruyor:

‘’Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennemde öyledir’’(Buhari)

Efendimiz(as) bizleri seküler dünyanın yaşam kodlarından alıp derunî bir dünyaya taşıyor… Popüler kültürün kuşatmasından alıp müteal bir atmosfere dikkat çekiyor… Gaybi, ulvi, uhrevi bir duyarlılık aşılıyor…

Biz ayakkabılarımızın boyası ve cilası ile ilgilenirken O (sav) ayakkabımızın bağı üzerinden farklı bir perspektif sunuyor… Aşkınlık iklimine bizi taşıyor…

Kapitalizmin moda, model, marka, caka, fiyaka, imaj, prestij, makyaj kulvarında elimizden tutup öteler ötesine, metafizik bir açılıma hazırlıyor…

Ahireti yaşamın merkezinde tutuyor… Ahiret çıkışlı bir hayata yönlendiriyor… Kalkış noktası, bakış açısı ‘’yarın’’ olacak sefere ikna ediyor…

Cennet kokusunu dimağımızda, cehennem korkusunu iliklerimizde hissetmemizi istiyor…

Cennet ve cehennemi öylesine hayatın içinde tutuyor ki adeta burnumuzun dibinde, elimizin altında…

Ayakkabımızın bağı üzerinden ahiretle bağlantı kuruyoruz… Yakîni bir imanla Allah’a ve ahirete yakınlaşıyoruz… Tüm yakınlarımızın, yanımızdakilerin uzaklaştıklarını, uzaklaşacaklarını fark ediyoruz, ilahi yakınlaşmayı, kurbîyeti keşfediyoruz…

Artık cennet de cehennem de bir ‘’tık’’ kadar bize yakın…

İki kapı da içimizde… ‘’Cennet-cehennem’’ skalasındaki konumumuzu yaşantımız belirliyor… Unutmamak lazım gelir ki; Cennet de Cehennem de bir sonuçtur… Daha doğru bir tanımlama ile bir ‘’hak ediş’’dir… Nasıl bir sürecin sonucu, hangi sınavın ‘’hak edişi’’ olduğunu bilmek zorundayız…

Umutlarımızı diri tutmakla beraber, bu hedefe yürürken doğru bir çizgi tutturduğumuzdan emin olamıyoruz…

Dünyevileştikçe, duyarsızlaşıyoruz…

Sanki Rabbimizin çağrı yaptığı cenneti uzak görmüş olacağız ki, başka cennet arayışlarına, peşin cennet hayallerine yöneliyoruz…

Modernizmin cennet çağrısı ciddi yankı buluyor… Kapitalizmin sahte cennet pazarlaması müşteri bulmakta zorlanmıyor…

Biz ki, dünyada iken cennetin kokusunu alabilen bir inancın mensubuyuz…

Uhud’dan seslenen Enes b. Nadr (ra)’ın çığlığını hatırlayalım:

‘’Vallahi ey Sa’d, Uhud’un eteklerinden cennetin kokusunu alıyorum.’’ (Ahmed b. Hanbel)

El-hak doğrudur…

Allah (cc) buyurmuyor mu?

“Cennet de takva sahiplerine yakınlaştırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır.’’ (Kaf, 31)

Peki, bizim durumumuz?

Kokuşmuş dünyanın kokularına takılı kalmazsak, yaşarken aşkın bir bilinçle cennetin kokusunu alabilmek pekâlâ mümkündür…

Allah bize şah damarımızdan daha yakın… Peki, biz O’na ne kadar yakınız?

Allah’a ve ahirete yakınlığımız nispetinde dünya ve ahiretin kahredici cehennemlerinden kurtulabileceğiz…

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaz sıcakları mevsimin üstünde seyrediyormuş, termometreler +58 dereceyi gösteriyormuş… Günün en sıcak haberi… Bir de Kur’an bize haber veriyor:

‘’… Bu sıcakta sefere çıkmayın, dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı.’’(Tevbe, 81)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199