“Bakmıyor çeşm-i siyah feryade 
  Yetiş ey gamze yetiş imdade 
 

  Gelmiyor hançer-i ebru dâde…”

Yoğun çaba ve uğraşılarım nihayet sonuç verdi ve ben bir akşamüstü yürürken caddede Mercedes Kadir ile karşılaşma şansını yakaladım..

Heyecandan olacak; “N’aber Kadir!..” demişim..

Yüzüme bile bakmadı.. Elini sanki sadece kendisinin fark ettiği bir sineği kovar gibi sağ tarafa sallayıp, bir an bile gözünü almadan arabasından, çekip gitti yanımdan..

Kalakaldım..

Belli ki hoşuna gitmemiş onun hakkında yazdıklarım.. İtibarını sarstığımı yahut onun sırtından şöhret olmaya çalıştığımı da düşünmüş olabilir..

Aslında haklı.. Koskoca Mercedes Kadir.. Benim yüzüme mi bakacak?..

Koskoca demişken…

Bırakalım Mercedes Kadiri bir yana da bakıverelim etrafımızdaki koskoca insanlara..

“Ego” Tanrının insana verdiği en acımasız ve en tehlikeli silah olsa gerek.. Tevekkeli çoğu zaman kendini vurur bu silahla insan…

Ramazan günleri çok müstesna zaman dilimleri insan hayatında..

Keşke farkına varabiliyor olsak..

“Oruç Tutma..” işini sadece aç ve susuz kalmaktan ibaret sananlar, ne söylemek istediğimi elbette ki anlamayacaklar..

İnsan; nefsini tutmadıkça, hırsını tutmadıkça oruç tutmuş mu olur..

İnsan; içine gizlenen ve fırsat bulduğu her anda etrafına zarar veren, yılanı, sırtlanı, tilkiyi.. tutmayınca bu nice aç kalmaktır, oruç tutmak dediğimiz..

Küçücük bedenleri sahillere vuran masum çocuk cesetleri başında hangi egosantrik düşünce kurtarır bizi..

Açlıktan ne yapacağını bilmeyen, sığınacak bir kapısı olmayan, yoksulların, mazlumların, mahrumların yanında hangi “Şişirilmiş Benlik Algısı” bize kendimizi iyi hissettirebilir?...

Mahzun gönüllü, buğulu gözlü, yüreği hicran yarası ile kanayan insanların gözlerine bakıp yine de kendimizi şanslı sayacak, mutlu yaşayacağız öyle mi?..

İftarda mükellef sofralara kurulacak, mümkünse itibarlı diye düşündüğümüz insanlarla aynı fotoğraf karesine girmek için her türlü soytarılığı yapacak, en ayarsız halimizle aleme ayar vermeye çalışacak.. Yine de Allah’ın ve Resulünün kendisinden razı olduğu kul olma vasfına erişeceğimizi düşüneceğiz.. Öyle mi?..

Dediğim gibi Mercedes Kadir yüzümüze bakmıyor.. Çok da umursamıyor hani kim olduğunuzu, siyasi yetkinliğinizi, cebinizdeki paranızı..

Bakmıyor yüzümüze… Ufacık bir göz kontağı dahi kurmadan, geçip gidiyor yanımızdan…

Değil Milletvekili, başkan.. Feriştah olsan umurunda değil..

Ben kendi hesabıma;

Mercedes Kadirin duruşu ve vazgeçmişliğiyle, etrafımızdaki “Cennet Gülleri” çocukların heyecan ve coşku ile tutmaya çalıştığı oruçlarından, yüreklerinden taşan imanlarından isterdim Rabbimden..

Biliyorum ki gerisi laf-ı güzaf..
 

Zaman akıp gidiyor parmak uçlarımızdan.. İşte yeni bir fırsat.. Yeni bir kapı; kurtuluşa açılan..

Hiç değilse bu fırsatı doğru değerlendirebilsek..

Ve vazgeçip dünyadan; gerçek huzur’a erişebilsek..

“Gel ne korkarsın ecel sima-ı derdimden benim 
Kurtar Allah aşkına beni dünya-i derdimden benim..” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176