Zulmün baş gösterdiği çoğu toprakta açlık, sefalet de baş göstermektedir. Çünkü nefsinin kölesi olan zalimler gittikleri her yerde o toprakların zenginliklerini almış insanlara açlık ve sefaleti bırakmışlardır. Dünya üzerinde yaşayan mazlum coğrafyalarda her daim sorun ve sıkıntılar yaşanmakta olup, bu coğrafyalara ülkemizde ve dünya üzerinde kendine iyiliği şiar edinenler tarafından her daim iyilik eli uzatılmaktadır. Ama temele baktığınızda gıda ile yardımlarına koştuğumuz bu kardeşlerimiz o gıda bittiğinde yine eski günlerine dönmekte ve yoksullukları devam etmekte. Açlık ve sefalet ile boğuşan çoğu Afrika ülkesinin dertlerine derman olmak için birçok dernek ve vakfımız sağlık, su ve açlıkları ile ilgili uğraş göstermekte kardeşlerine sahip çıkmaya çalışmaktadır. Allah hepsinden razı olsun. Bu gayretler sonucunda yaralar sarılıyor ve bir müddet hasta beden pansuman edilmiş oluyor. Bu pansuman belli bir süre sonra yenilenmeyince hasta bedene tekrar rahatsız vermeye başlıyor.

Peki, bu işin bir kalıcı çözümü yok mu?

Vakıf ve derneklerimiz bu bölgelerde yoksulluğa kalıcı bir çare bulamazlar mı? Su kuyusu projeleri ile bütün Afrika da susuzluğun önüne geçen hayır kurumlarımız yoksulluğun önüne geçecek projeler de üretip uygulamaya başladılar umuyoruz ki bu projeler daha da çoğalıp kardeşlerimizin yaralarını kalıcı tedavi edecektir.

Bu gün Uluslararası faaliyetler gösteren hayır kurumlarımızdan olan İyilikder’in bu kalıcı projelerinden biri olan Süt Keçisi Projesine değinmek istiyorum. Kurulduğu günden bu yana başta ülkemiz olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde ve Afrika da yardım faaliyetlerini sürdüren iyilikder yetkilileri sürekli insanlara yardım etmekle yoksulluğun önüne geçemeyeceklerini fark edip buralarda kalıcı projeler üzerinde çalışmışlardır.  İnsanları iş sahibi edip onların refah seviyesini yükseltmek ve kara kıtanın makûs tarihi olan yoksulluğu ortadan kaldıracak yeni yollar ve metotlar üzerinde çalışmalar başlatmış bu arayışın sonucunda Afrika’nın kırsal bölgelerinde yaşayan köylüler için Süt Keçisi Projesini geliştirmişlerdir. Peki, inatçılıklarıyla ünlü bu keçiler neye yarayacak ne amaçlanmaktadır bu proje ile?

Bu projede amaçlanan her aileye ikisi dişi biri erkek üç keçi vererek onları bir sermaye sahibi yapmak. Keçiler doğurganlıkta ve süt vermekte çok verimli, ilk yıl ailenin süt, yoğurt, peynir ihtiyacını karşılıyor. İkinci yıl yavrulayıp iki katına çıkan keçiler sahiplerinin sütü satıp kazanç elde etmelerine hem de kendi ihtiyaçlarını karşılamalarına vesile olmaktadır. On yılın sonunda üç keçi verilen aileler hatırı sayılır bir sürü sahibi olup etrafındaki insanlara yardım edecek duruma gelmektedir. Üç tanesi Afrika da bugünün şartlarında bin iki yüz Lira olan keçilerin değişimde böyle bir gücü var. Kısacası bu tarz projeler insanlara sürekli bir şeyler vermekten ziyade onlara iş vermek, istihdam sağlamak ve bu yol ile hayat mücadelelerine kalıcı bir çözüm bulmaktır.

 Eskilerin deyimiyle balık verip bir defalık doyurmak yerine Balık tutmayı öğretip onları bir iş sahibi yapmak gerekiyor.

Üç keçi bağışlayarak; kalıcı bir hayra vesile olmak böyle bir şey. Düşünün bir defalığına bağışladığınız keçiler bir ailenin sürekli geçimine vesile olacak ve ilerde bu ailelerin de o gelirlerden yapacakları her hayır da sizlerin de payı olmuş olacak. Sevabı, duası bol olan ne güzel bir alış veriş.  Rabbim bizleri iyilerden etsin inşallah.

Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199