Merhabalar değerli dostlar,

Bu haftaki yazımızda bedenimizden bahsedeceğiz.

Bedenimiz, iskelet sistemimizi oluşturan kemikler, bunların birbirine birleştiği eklemler ve onları saran ligament ve kaslardan oluşmaktadır. Fasya denilen kasları ve organları birbirinden ayıran yapılar, vücudumuzun potansiyel kompartman/boşluklarını oluşturur.

Kafatası kemikleri; arasında beyin omurilik sıvısı bulunan iki zar ile kaplı beynimizi taşır. Görmemizi, koklamamızı, duymamızı sağlayan organlarımız, soluk alma, tatma ve beslenmek için vücudumuzun giriş yeri olan ağzımızı içerir. Duygularımızı ifade eden konuşma ile birlikte iletişimimizde önemli role sahip yüzümüz yine baş bölgesinde bulunur.

Beyinden başlayarak tüm vücudumuzu saran sinir sistemi, istemli vücut hareketleri ve istemsiz/kontrolümüz dışında olan işleyişten sorumludur. Beyinde, korteks denilen kısım şuurlu ve istemli hareketlerimizi yönetir. Alt beyin denilen hipotalamus ve beyin sapı ise daha çok kontrolümüz dışında olan vücut fonksiyonlarını yönetir. Arka tarafta yer alan beyincik ise diğer denge organları ile birlikte postürün/duruşun sağlanması ve hareketlerin denge içerisinde yapılmasından sorumludur. Omurilik aracılığıyla sinir hücrelerinin uzantıları tüm bedenimize dağılmaktadır. İstemli ve istemsiz hareketler sinir sistemi ile birlikte vücuttaki hormonal bezlerle birlikte koordine edilmektedir.

Gövdemizi iskelet sisteminin ana taşıyıcı sütunu olan omurgamız taşır. Göğüs kısmında kaburgaların öne doğru yaptıkları kavis ile göğüs boşluğumuz şekillenir. Burada her iki taraftaki loblarıyla akciğerlerimiz, orta kısmında ise kalp ve ana damarlarımız bulunur. Göğüs boşluğumuz, Karın boşluğundan diyafram denilen kas yapısındaki yapı ile ayrılır. Yine sindirim sisteminin parçası olan yemek borusu diyaframı geçerek mideye ulaşır.

Boyun bölgesinde kafa bölgesini kanlandıran ana damarlar, yemek ve soluk borusu, ses çıkarmamızı sağlayan, öksürük ve ıkınmada etkili rol alan gırtlak, vücudumuzdaki en büyük endokrin organlarımızdan biri olan tiroit bezi ve kalsiyum-fosfor dengemizi, dolayısıyla kemiklerimizdeki bütünlük ve sağlamlığı sağlayan paratiroit bezleri bulunur.

Karın boşluğunda mide barsak sistemi, iç boşluğu olan(lümen) bir tüp şeklinde bulunur. Ayrıca karaciğerde üretilen sindirim enzimleri safra yollarından safra kesesine, oradan da sindirim esnasında on iki parmak bağırsak lümenine/içine salgılanır. Yine pankreas bezinde içve dışsalgılarüretilir. İç salgılardan kan şekerini düzenleyen hormon olan insülin kana verilirken, sindirim enzimleri olan dış salgılar on iki parmak bağırsağı içerisine salgılanır.

Karaciğer hem bağırsaklardan gelen besin maddelerinin vücut içi çevrilmelerinde görevli, hem de sindirim enzimlerinin vekanın pıhtılaşmasında görevli faktörlerin üretim yeridir. Ayrıca vücut için toksik olan maddelerin etkisizleştirilmesi, ilaçların elemine edilmesi veya aktif formuna çevrilmesi gibi birçok metabolik olayda görevli bir organdır.

Böbrekler, genellikle iki tanedir ve kaburgaların bitimi ile omurga bileşkesinde her iki böğürde bulunurlar. Kanın süzülmesi, atık maddelerin atılması ve vücut elektrolit dengesinin korunmasından sorumludurlar. Böbreklerin üzerinde bulunan, böbrekle direkt ilişkisi bulunmayan böbreküstü bezleri, endokrin sistemin (bedenin hormonlar aracılığıyla iç mesajlaşma yapan sistemi) üyeleridir. Beyin ön-alt kısmında bulunan hipofiz beziyle koordineli çalışırlar ve kortizol, adrenalin salınımından sorumludurlar.

Erkeklerde karın boşluğunun dışına yerleşmiş olan üreme sistemine karşılık, karın boşluğunun alt kısmında idrar sistemi ve kesesi ile komşuluğu olan kadın üreme organları olan yumurtalıklar, bunları taşıyan kanallar ve rahim bulunur.

Tüm beden organlarının ve hücrelerinin arasında bir ağ gibi sarılmış olan dolaşım sistemi, kan ve lenfatik dolaşım sistemi olarak iki farklı parçadan oluşmaktadır. Kan dolaşım sistemi, vücuda alınan besin maddelerinin alt parçacıklarına ayrılması ve kullanılacakları yerlere ulaştırılmasında; salgılanan hormonların taşınmasında;metabolik olaylarda ortaya çıkan toksik ve atık maddelerin etkisizleştirileceği organlara ulaştırılması veya dışarı atılacağı boşaltım sistemine ulaştırılmasında; kanın oksijenlenmesi için akciğerlere iletilmesi ve oksijenlenmiş kanın tüm vücuda ulaştırılması gibi görevleri üstlenir. Dolaşım sisteminin ana yürütücüsü olan kalp kanın vücuttan toplanması ve tekrar gönderilmesinden sorumludur. Akciğerler kandaki karbondioksitin atılması ve oksijenin kana alınmasından sorumludur. Kan damarlarında akan kanın ana elemanı eritrosit/alyuvar denilen mikroskobik yapılardır. İçerisinde CO ve O‘yi etkili şekilde bağlayan hemoglobin denilen moleküler yapıyı barındırırlar. Kan dolaşımı dışında vücut içerisinde lenf dolaşım sistemi de bulunur. Lenf sistemi hücrelerarası mesafe ile ilişkili olup içerisinde vücut savunma hücreleri ve yağın alt yapıtaşları bulunur. Boyundaki ana toplardamarlar aracılığı ile kan dolaşımına katılırlar.

Ağız ve burundan başlayarak akciğerlerimize kadar giren solunum yollarını, yüzeyinde bulunan mikroskobik parmaksı çıkıntılar ile süpürme fonksiyonuna sahip, mukoza/iç deri dediğimiz yapı kaplamaktadır. Gırtlak seviyesinde sindirim yolları yemek borusu ile ayrılır ve mide, bağırsaklar yoluyla dışarıya ulaşır. Sindirim yollarını da her bölgede farklılıklar içeren mukoza kaplar. Böbreklerin içinden başlayarak üreterler yoluyla mesane/idrar torbasına ve oradan da üretra yoluyla dışarı açılan boşaltım sisteminin iç duvarları da farklı özellikler içeren mukoza ile kaplıdır.

Bedenimizin canlılığını sağlayan mekanizmaların tümü üzerinde etkili olan ruh hakkında bildiklerimiz ise bize bildirilenlerle sınırlıdır.

Sağlıcakla kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.