Birçok şeyi öğrendik ama şu yere çöp atmamayı bir türlü öğrenemedik!
***
Türkiye yönetiminin demokratikleşmesi;
partilerin, sendikaların, kurumların, cemaatlerin, tarikatların, örgütlerin, STKların demokratikleşmesi
ile mümkündür.
***
İnsanlığa- ülkeye ihanet edenler, bu dünyadaki hesap ile
hesabın kapandığını zannetmesinler.
Esas adil olanların en yücesi; Allah'ın huzurundaki hesap onları bekliyor.
Hep birlikte o günü bekliyoruz!

***

Alevilerin yaşadıkları yerlerde Cemevleri açılıyor.
Cemevleri açıldıkça Aleviler kendi inanç kodları ile yüzleşmeye başlıyorlar.
Sola- Kemalizme- Ulusalcılık ile bağlarını yeniden sorgulamak zorunda kalacaklar.
Cemevlerinin açılması Alevilerin sadece kendi kendileriyle tanışıklıklarını artırmayacak, aynı zamanda kendi kendileriyle yeni hesaplaşma imkânı verecektir.

***
Türkiye'de kendini “Sol” olarak adlandıran tecrübe kendini ifade etmek için içinden şiddet öğesi olmayan bir eylemlilik düşünemiyor.
Haber bültenlerine, fotoğraf karelerine, ajans haberlerine Şiddet- Kaos imajı üzerinden kendini ifade etmeye çalışıyor- çalışacak.
Ama bu tavır tecrübe ile sabittir ki kitlesel olarak halkın kendilerine yakınlaşmasını değil uzaklaşmasını sağlayacaktır.
Bu noktada zaten halkın ne düşündüklerine değer vermiyorlar, diğer devletlerin- çevrelerin- yandaşların ne düşündüğüne değer veriyorlar.

***

Türkiye'de Muhalefet hareketleri kendilerini iktidara aday kılabilmek için;
Türkiye'nin genel olarak zayıflamasını, ekonomisinin çökmesini, siyasetinin tükenmesini, halkın kargaşa içinde kavga etmesini bekler haldeler.
Böylesi bir beklenti ile hareket edenler, ülkeye hangi faydayı verebilirler.
***
Tarım ve Hayvancılığın güçlü olduğu- olabileceği bir ülkedeyiz.
Ama üreten halkın malı; aracı yalancılar, sahtekârlar, komisyoncu hırsızlar, ihracatçı hokkabazlar tarafından en değersiz bir şekilde elinden alınır.
Üretici- emek veren- ter döken halkın emeği çalınır- saklanır- satılır.
***
Türkiye'de birkısım insan ve çevrelerin Tehdit kabul ettiği, kendi yaşam tarzına müdahale olarak algıladığı şeyler; kamu ve özel sektörün tüm alanlarında Başörtüsünün serbest bırakılması, anadilde eğitim ve her türlü hizmetin alınması, siyaset ve sermaye başta olmak üzere elde edilenlerin adilce paylaştırılması, hangi inanç ve ideolojiden olursa olsun, insanların inançlarından kaynaklanan taleplerin devletçe karşılanması, insanın ruh ve beden sağlığını tehdit eden her türlü unsurun sınırlandırılması, kaldırılması için alt yapının hazırlanması ve zararının azaltılması için tedbirler alınması...
Türkiye'de bir kesim bu ve bunun gibi çalışmaları- çabaları Tehdit olarak kabul edip, olmaması için her türlü çabayı gösteriyor.
Sözlü ve fiili olarak tepki gösterebilir ama bunu dayatmaya hakkı yoktur.
***
Her An Darbe Olabilir Sendromu...
Türkiye'deki darbe geleneği sivil ve askeri herkesin için işlemiş başka bir ülke yoktur herhalde... Yönetmek- ele geçirmek- hâkimiyet kurmak için grup- güç- çevre edindiğinde ilk fırsatta müdahale için sebepler ve fırsatlar aranır. Bazen de bunu halka karşı sürekli korku tehdidi olarak kullananlarda çıkıyor...
Ayırdetmek lazım...

***

Ben Senin Tanıdığın "O" Değilim...
Türkiye- Doğu her daim kendini Batı'ya anlatmaya- tanıtmaya çalışıyor.
Onlara kadar gidip, lobi yapıp, çevre edinip, kurumsal işbirliği yapıyoruz.
Ama onlar bizi her tanımlamaya başladıklarında itiraz ediyoruz.
Ben "O" değilim, diyoruz.
Ya Batıdakiler bilerek ne anlatsak anlatalım bizi bilmek istedikleri gibi bilecekler.
Ya da gerçekten biz dışardan öyle görünüyoruz.

***

Türkiye'yi İşgal Girişimleri...
Türkiye'yi dışarıdan fiili işgal girişimlerinin Kurtuluş Savaşı ile son bulduğu iddia edilir.
Oysaki, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Türkiye işgal girişimlerine maruz kalmıştır.
Her darbe girişimi aynı zamanda emperyalistlerin fiili işgal girişimidir.
Emperyalistler bu işgal girişimlerinde görünürde yoklar ama fiili olarak bu işgal girişiminin içindedirler.
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat darbe girişimlerinde Türkiye işgal edilmiştir.
Bu işgal girişimleri devlet içi mekanizmalar ile gerçekleştirilirken, diğer yandan devlet dışı mekanizma ile işgal gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
15 Temmuz darbe girişimi ile milletin direnişi ile bu işgal girişimi engellenmiştir.
Darbeciler, emperyalistler(Amerika- İngiltere- NATO- AB) adına giriştikleri işgal girişimi suçuyla da yargılanmalıdırlar.

***

Türkiye'deki Dindarların- İslamcıların- Muhafazakârların istikameti...
Paranın alabildiğine ceplere dolduğu, sermayenin biriktirildiği ama adaletin- paylaşımın olmadığı... İktidar alanının güçlendiği, siyasette aktör olarak güçlü bir konuma gelindiği ama istişarenin olmadığı, nasihatin kabul edilmediği... Dünyada yeni ekonomik güç haline gelindiği ama gittiği ülkelere eski emperyalistlerden bir farkının olmadığı... Kültürel imkânlara sahip olunduğu ama Amerikan kültürünün yavan bir taklitçisi olmaktan ileriye gidemediği... Kendisine benzeyene sonuna kadar hoşgörülü davrandığı ama benzemeyeni tehdit olarak görüp, pasifize ve yok etmeye yeltendiği... İnsanlar için vermeyi taahhüt ettiği hakları vermeye başladığı ama bunu stratejik hesapların üzerine bina ettiği... Kibirlendiği, okumayı bıraktığı, ferasetini yitirdiği, şuurunu kaybettiği, vicdanını unuttuğu, merhametini rafa kaldırdığı, sevgisini barındırmadığı ve barışını ertelediği bir istikamet üzere yol alıyor.
Bu yol Barış'a uğramaz... Adaleti sağlamaz... Allah'a varmaz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155