İslam’ı ellerinde kitaplarla, ilahi rahmetten herkesi faydalandırmak için adeta koşarak çalışan ablalarımız ve abilerimizden öğrendiğimiz yıllardı. Nuri Pakdil’in dediği gibi bizi kalplerimizden yakalayarak güzellik, dostluk, kardeşlik ve ilimle tanıştırdılar. Sadece estetik kaygısı gütmeden örtündüğümüz başörtülerimiz de değil yaşamın da sadeliğini görmüştük onlarda. Kuran tefsiri, hadis, sahabenin hayatı, Esma-il Hüsna derslerini ciltler dolusu kitapların bir kenarda özenle yerleştirildiği ve yer minderlerinden başka eşyaların olmadığı evlerde yapardık. Hz. Aişe’nin ilmi, Hz. Fatıma’nın çeyizi, Hz. Peygamberin (sas) eşleriyle olan ilişkileri gündemimizi meşgul eden konulardı. Bu sade hayatın içinde ilim sıfatını kendilerinde gördüğümüz bu Müslüman kardeşlerimizin nazarımızda ne kadar yüceldiklerini ve onlara şükran duygularıyla bağlı olduğumuzu, onlar gibi olmak istedikçe okuduğumuzu zaman geçtikçe daha iyi anladık.Kur’an-ı Kerim’in de ilk emri de “oku” değilmiydi zaten.Demekki okuyarak yücelebilirdik.

Okumaktan maksadımız gündemin şişirilmiş, reklamı yapılmış gurur ve kibirle yazar olduklarını her platformda dile getiren insanların kitaplarını okumak değildi. Hakikati bulmak için bize verilen ip olan Kuran ve onun yaşamış örnekliği sünnete sarılmak ve onlara tutunmak için okurduk.  “Eğer hakikati aramak uğruna kendini feda etmiş bir canın yoksa benim bahçemde dolaşma ziyan edersin. Ben sana gülün damarı içinde ne vardır onu gösteririm. Yoksa benim baharım renk ve koku tılsımı değildir” der Muhammet İkbal.

Bilginin peşinde koşmak ilme tâlib olmak Allah yolunda bir mücadeledir.Öyle buyuruyor rehberimiz (sas); “İlim için yola koyulan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır”.( Tirmizi, İlim 2)İlim, peygamberlerin mirasıdır. Öyleki o peygamberler insanları hakikate, Allaha çağırırlar.İnsanların iç dünyasını ışıklandıracak, toplumu kötülüklerden arındıracak insan fıtratına uygun öğütleri ve örneklikleriyle doğru yola iletirler. Peygamberlerin mirasına tabi olanlar onların yakınları gibidir. Çünkü miras yakınlara bırakılır. Bu mirası alan âlim insan bilgisiyle çevresini aydınlatır.Âbid de ibadetiyle ışık verir. Ancak âlimin âbideüstünlüğü peygamberimizin dilinde aydınlatma bakımından ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Çünkü bilginin insana sadece kendisi için değil sınırlarını aşıp etrafı aydınlatan bir ışığı vardır.

O halde bilen bir varlık olmak ve yücelmek için çaba gösterelim. Neyi bilelim?

Bizi diğer varlıklardan ayıran ve sorumlu kılan şeyin bilme yetisi olduğunu ve bunu geliştirmemiz tembellik yapmamamız gerçeğini

İlk insan Adem’i yaratan, ona eşyanın isimlerini öğreten ve bu halde meleklerin ona secde etmesini emreden Rabbimizin insanın fıtratına var olanı bilme ve bilgi üretme yeteneğini verdiğini ve böylece diğer varlıklara üstün tuttuğunu, aksi halde “esfele-s sâfilin” denilen hayvandan da aşağı bir mertebeye indirilebileceğimiz tehlikesini

İlim sahibi olmanın Allah’ın bir lutfü olduğunu  (Zira Kuranı kerimde ilim doğrudan insana nisbet edilmeden “kendilerine ilim verilenler” diye ifade edilir)dolayısıyla edindiğimiz bilginin bizi kibre sürüklemesi tehlikesine karşı uyanık olmayı

Hakiki ilmin ancak Kuran ve onun açıklaması olan hadisle elde edilebileceğini, Onun hükümlerinin insanı en doğru yaşantıya yönelten ilkeler olduğunu, hayatı bunun üzerinden okumayı

İlim sahibi olmak isteyenler için vahyin yanında beş duyu ve aklın insana bahşedildiğini, bu nimetleri özellikle aklı en üst seviyede kullanmamız gerektiğini

“Allaha karşı ancak kulları içinden ancak alim olanlar derin saygı duyarlar” (Fatır 28) ayeti gereği ilmin bilgi yüklenmek değil ruhen ve fikren yücelip Allah’a ulaşma çabası olduğunu

“ De ki hiç bilenle bilmeyenler bir olurmu” (zümer 9) ayetinin işaret ettiği gibi bilgimizin en önemli katkısının imanımıza olacağını onu artıracağını

İlim sahibi olmanın bir emek işi olduğunu, bilinçli ve karalı bir şekilde bu yolculuğa çıkana Allah’ın yardım edeceğini zorluktan yılmamamız gerektiğini bilelim.

Son olarak muallimimiz Hz. Muhammed (sas)’ in şu sözüyle bitirelim “ Öğrenen, öğreten, dinleyen ya da ilmi seven/destekleyen ol. Beşincisi olma helak olursun.”( Darımi, Mukaddime 26)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.