Her kesim görüş ve hareket temsilcilerinin bir araya gelerek oluşturdukları "Namaz Platformu"nun kurucu üyelerinden olan Ramazan Hoca, bu çalışma ile harekete kaldığı yerden yürümeye devam etmiştir. Durmak asla olmamalıydı. Durduğun an bitersin. O halde hareket adamlarının durma, dinlenme lüksü olamazdı.

Nitekim bu çalışmayla Türkiye'de 81 ilin tamamında ve binden fazla merkezde namaz anlatılıyordu. Ayrıca 17 ülkede de namaz programı yapılmıştı. Ramazan Hoca, arkadaşlarıyla bir diyardan bir diyara durmadan seyahat ediyordu. Şimdiye kadar sadece camilerde anlatılan namaz, bu çalışmayla artık heryerde anlatılıyordu.

Elbette bu sadece basit bir anlatım değildi. 28 Şubat süreci olanca baskısıyla devam ediyordu. Kendi ifadesiyle; "Biz namazı topluma aşılamak isterken, namaz bizi bir araya getirdi" diyen Ramazan Hoca, böylece 28 Şubat'ın müslümanları ayrıştırıcı ayartmalarına karşın, namaz üzerinden birlikte hareket etmenin, bir araya gelmenin rahmetini de görmüş oluyorlardı.

Sene 2005 yıllarına gelmişti. Anadolu'yu karış karış dolaşmanın verdiği tecrübe ve olgunluğuyla büyük hizmetler inşa etmek adına sıra "Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu"nu kurmaya gelmişti. Dava arkadaşlarıyla uzun istişarelerden sonra 60'a yakın ilde davet hizmeti yapan dernek, vakıf gibi sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle platform kurulmuş oldu. Geçen süreç içerisinde çok verimli ve git gide gelişen bir perspektif inşa edildi. Şimdi ise Türkiye'nin her ilinde ve birçok ilçesinde önemli çalışmalara imza atan platform, eğitimden-kültüre, yardımlaşmadan-dayanışmaya ve önemli sosyal çalışmalara imza atmış, adeta aydınlık geleceğimizi inşa eden bir meşale olmuştur.

Ömür ibresi 31 Mayıs 2010'a gelmişti. Mavi Marmara, Gazze'deki kardeşlerine ulaşmak, ağır ambargoyu delmek ve zulmü dünyanın gündemine koymak için şehadete yelken açıyordu. 800 kadar özgürlük yolcusu olan bu geminin içinde elbette Ramazan Hoca da vardı. Gerçi o, önceden bu geminin ne olduğuna dair, ne anlam taşıdığına dair bir değerlendirme yapmamıştı. Sözkonusu zulmü telin ise gerisi teferruattır düşüncesi, onu şehadet gemisinin içine atmıştı. Bindikten sonra ve başlarına gelen o elim hadiseden sonra, aslında bu geminin ne büyük anlamlar yüklendiğini anlamıştı. Meğer bu bir insanlık gemisiydi. İçinde papaz ve hahamların da olduğu bir çağdaş "hılfılfudul"muş. Artık anlamıştır ki, sadece Ebu Cehiller kıtalar dolaşmıyor, aynı zamanda Ebu Talipler de kıtalar dolaşıyormuş. Üstelik bu sadece bir yardım gemisi de değildi. Aynı zamanda birçok direnişin ve uyanışın sembolü de olmuştu. İsrail'li askerlerin gemiye baskınıyla hiçbir korku örneğinin olmadığını ifade eden Ramazan Hoca, adeta kalplerimize bir güven ve sukunet indirildi diyordu.

Ramazan Kayan Hoca, halkın bağrından çıkmış bir davet ve dava adamı olarak, asla kardeşliğin edebiyatını ve hamasetini yapmadı. Bilakis kardeşliğin; hukukunu, ahlakını ve fıkhını oluşturdu. Ne ılımlaşmaya ne de radikalleşmeye giden yolları tercih etmedi. Bilakis vasat bir yol inşa etmenin gayretini verdi. 80'li ve 90'lı yılların özeleştirisini yaparken "kavramlarımız isabetliydi lakin uslup hatası vardı, mesaj net olacaktı lakin sert olmayacaktı" diyerek bir tecrübenin nasıl inşa edildiğini de ortaya koyuyordu. Bunun için bunları sağlam bir temele oturtma ve yorumlama noktasında önemli gayretler ortaya koydu.

O, "ÖZGÜN İRADE"siyle bir "YOL RİSALESİ" hazırlamıştı. Sonra "VAHİYLE VAROLMAK", "VAHİYLE DOĞRULMAK" ve "VAHİYLE DİRENMEK" için bir "YÜREK ÇAĞRISI" inşa etti. "NEBEVİ BİR EYLEM'in DAVET"ini yapmak için önce "TEVHİDİ VAROLUŞ"la, "KARDEŞLİK BİLİNCİ"nin şuurunu ortaya koydu. "İHLAS ÇAĞRISI"nı yaptıktan sonra "NAMAZ ÇAĞRISI" ve "İYİLİK ÇAĞRISI"nı ilan etti. Derken, ben artık "RABBİME GİDİYORUM" demişti.

Bitti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner184

banner183