Bazen bir keyif, bazen yalnızlıkta arkadaş, bazen hoş sohbetlerin vazgeçilmezi, kahvenin her çeşidinin aslında saydıklarımın hepsini sollayarak birinci görevinin sağlık olduğunu biliyor musunuz? Fiziksel sağlıkla birlikte ruhsal sağlıkta da etkisi bulunmaktadır. Aslında her durumdaki keyif verişi bu yüzdendir. Kahvenin temel maddesi kafein, kandan dokuya geçişi engelleyen bariyerleri aşabildiği için birçok dokuya etki etmektedir.  Normal miktarda içilen kahve, özellikle depresyon zamanlarında sinirsel bitkinliği hafifletme, sakinleştirici bir etki yaratmaktadır. Bunun yanında fiziksel ve zihinsel yorgunluğu azaltarak, idrak kapasitesini arttırmakta bu yüzden de ruhsal anlamda pek çok olumlu etki yaratmaktadır. Yapılan araştırmalara göre, günde 3 fincan kahve tüketiminin ciddi anlamda depresyonla mücadeleye katkı sağladığı bulunmuştur. Peki, kahvenin bedensel yararlarına gelirsek neredeyse saymakla bitiremeyiz diyebilirim. En başta, en bilinen özelliği ile uyanıklık durumunu ve konsantrasyonu arttırmaktadır. En önemli olduğunu düşündüğüm noktalar ise, tip 2 diyabet riskini, karaciğer kanseri riskini önemli oranda, kesin bir tedavisi olmayan Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının oluşma riskini, safra taşı oluşumunu azalttığıdır. Bunun yanında bağırsak yumuşatıcı etkisi, saç dökülmesini engelleyici, solunum yollarını rahatlatıcı, astım krizlerini azaltıcı gibi etkileri de bulunmaktadır. Söylemeden geçemeyeceğim bir konu ise, günlük alınması gereken miktar kadar tüketildiği sürece kalp hastalığı, hipertansiyon üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı araştırmalar ile tespit edilmiştir. Hatta Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi(EFSA), hamilelik süresince günlük toplam kafein alımının 200 mg. ile sınırlı tutulduğunda güvenli olduğunu belirtmektedir. Bu miktarı; kahve, bitki çayı veya çay vb. içeceklerden tercih etmek size bağlıdır ki bu süreç içerisinde ‘nasıl beslenmeliyim?’ sorusunu ‘sakın kafein alma’ diyen doktorlara değil beslenme uzmanlarına danışmalısınız. Daha öncede bahsettiğim gibi suç besinlerde değil, suç onları nasıl ve ne kadar tüketileceğini öğrenmemektir. Normal miktarlarda tüketilen her besin bize sağlığın yararı, fazlası ise zararı olarak geri dönmektedir. Bahsettiğimiz kahvenin normal tüketimi ise günde 3 fincandır. Tüm bunları okurken, ‘konumuz diyetse kahvenin ne alakası var’ diyenler için geçen yazımda bahsettiğim diyet tanımını hatırlatmak isterim; diyet, yediklerinizin toplamıdır, aslında tam anlamıyla sağlıklı beslenmektir. Diyetisyen olarak görevim, besinlerin sağlıkla ilişkilerini aktarmak, beslenme programlarında bunların miktarını belirtmektir. Kahvenin doğru tüketildiğinde tam bir sağlık olduğunu anlatırken, elbette ki, bir ağacın meyvesinden elde edilen kahvenin zayıflamada bile bir etkisi olduğunu belirtmeden geçmeyeceğim. Kahvenin temel maddesi kafein, metabolizmayı hızlandırmakta, bununla birlikte yağ yakımını hızlandırıp, termonejik etki yaratarak iştahı kontrol etmektedir. Bu demek değildir ki o zaman sabahtan akşama kadar kahve içelim… Kafeinin sadece kahve de bulunmadığını, içtiğiniz birçok içecekte özellikle çayda da bulunduğunu düşünerek günlük kahve tüketiminizi ona göre ayarlamalısınız. Çok ciddi anlamda kan basıncı ile ilgili rahatsızlığı olanlar lütfen tüketimini beslenme uzmanlarına danışarak tüketiniz. Unutmayın; her şey de olduğu gibi kahvede de normal miktarda tüketimi önemlidir, fazlası zararlı etki yaratacaktır. O yüzdendir ki, boşuna dememişler ‘1 fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır’, diye… 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.