Atalarımız “yoksulluk ateşten gömlektir” demişlerdir. Pek çoğumuzun farkında olmadığı bir gerçeği ne kadar da güzel ifade eder bu atasözü. Sırça köşklerimizden inerek ateşten bir gömleğin rahatsız ediciliğini bir hayal edelim bakalım, gerçekten anlayabilir miyiz?
Derme çatma harabelerde, küf kokan, izbe barakalarda yaşamanın nasıl zor ve sıkıntılı olduğunu konforlu mekânlarımızdan fark edebilir miyiz? Karnımız tok, sırtımız pek işlerimiz yolunda giderken, beş vakit namazımızı cemaatle kılıp, geceleri sıcak yuvamızda teheccüde kalkarken, zikirlerimizin sayılarıyla meşgul olurken, defalarca umreye giderken, dost meclislerinde Müslümanlık adına koca koca laflar ederken bu ateşten gömleği anlayabilir miyiz gerçekten? Birçok vesileyi sebep kılıp hatmettiğimiz ve sevabını başkalarına da bağışlama lütfunda (!) bulunduğumuz Kur’an-ı Kerim’in fakirlerle ilgili hükümlerinin kaç yerde geçtiğini veya nasıl geçtiğini biliyor muyuz acaba?
Gıdasızlıktan yüzlerinde yaralar çıkmış, çelimsiz, solgun yüzlü, ürkek bakışlı çocukları gördük mü hiç? Göremeyiz çünkü onlar bir arada ve bizden uzak mahallelerde yaşarlar. Oysa biz yardım ediyoruz fakirlere, uzaktan uzaktan. Üç beş kuruş verdiğimiz sadakaların bizi kurtardığını zannederek. Sahi sadaka diyor değil mi dinimiz buna, peki sadaka nedir? Sadaka; sadâkat kökünden gelir sakınma ve tasdik etmek demektir. Yani verdiğimiz sadaka imanımızı tasdik ve samimiyetimizin göstergesi olmalıdır. Zira efendimiz buyurur ki “ …sadaka bir delildir” (Müslim, Tahare 1) Veren kişinin imanına ve dinine olan sadakatine bir delil! Arkasından vaad edilen cenneti getiren sadaka ucuz rakamlarla karşılanmış olabilir mi? Öncelikle bu algıyı zihnimizden çıkarmamız gerekir. Gerçek sadaka sahibini cennete götürecek güçte ve kuvvette olmalıdır.
Bebeğine yedirecek bir lokma yemeği bulamama ihtimali ile sabahlayan bir annenin varlığından haberimiz var mı? Yoksa çocuklarını yeterince besleyememenin verdiği acıyla hayatından şikayet anneler Hz. Ömer döneminde mi kaldı? Birkaç aileye yardım edip bunun reklamını bilbordlara asan yöneticiler, para musluklarının başına oturup iyi olduklarını göstermek için yardım derneklerine servetinin binde biri bile olmayan yardımı kasım kasım kasılarak yapan zenginler, mangalda kül bırakmayan siyasiler, bilimsel gerçekliğin peşinde koştuklarını zanneden akademisyenler, yazarlar, mallarının hesabını bilmeyen tüccarlar, sanayiciler!...Hakikaten fakirlere yardım etseydik bu gün zekat verecek fakir bulabilir miydik? Kalbi kırgın gözü yaşlı anneler var olabilir miydi? Oysa biz kapitalist düzenin tuzaklarından olan anneler gününü kutlarken anneliğe ne kadar da kutsallık atfederiz. Günler öncesinden annelere hediye almanın nasıl gerekli bir ritüel olduğunu zihinlere kazırız. Anneler günü! Daha çok hediye almanın günü. Zengin annelerin günü…
Çalıştığı halde aldığı ücretle evinin geçimini sağlayamayan bir babanın kanlı gözlerini, hareketsiz ve durgunluğunu bükülmüş belini çaresizliğini müşahede edebildik mi hiç? Yoksa “ekonomimiz iyileşti, gelir düzeyimiz yükseldi, zaten devlet fakirlere bakıyor, onlarda biraz akıllarını çalıştırsınlar” diyerek görmezden mi geliyoruz. Ya da verdiklerimizle malımızın azalacağını mı zannediyoruz. Mevlamız bize “verdiğinizi Allah’a borç veriyorsunuz onun karşılığını kat kat veririm” demiyor mu? Kalbimiz mi katılaştı, gözümüze perde mi indi, kulağımız duymaz mı oldu da bu düşüncelere kapıldık. Kendimiz nasılsak etrafımızdakileri de öyle zanneder olduk. Onların feryatlarının arş-ı alayı titrettiğinden habersiziz. Oysa kafamızı kumdan kaldırıp bakabilseydik suça, teröre bulaşan insanların çoğunun yoksul ailelerden geldiğini görürdük. Önlem alınmazsa bumerang gibi gelip bizi vuracağını bile göremiyoruz.
O halde ateşten gömlek giyen bu insanlar için bir şey yapalım. Duaları da bedduaları da makbul yoksullar bizi bekliyor. Önce niyetlerimizi düzeltelim sonra temiz kalple bizim için salih amel olacak yardımlar yapalım. Onlar için bir nefes, bir gölge bir sığınak, yaslanacakları bir omuz olalım. Onların bizim cennete girme biletlerimiz olduğunu unutmayalım. İşte önümüz Ramazan. Yürüyeceğimiz mübarek bir yol için en güzel fırsat, en güzel menzil. Ramazan’ın bizi yoksullarla buluşturması temennisi ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.