Yazı yazmanın, konuşmanın ecri olduğu kadar günahı da vardır. Bir mütefekkir, “ Yerlere bomba koyacağınıza kelimeler koyun” diyor. Demek istiyor ki, kelimelerin, gerek hayırda gerekse şerde etkisi bombaların etkisinden daha büyüktür. Bir toplumda cehaleti, onun çağrıştırdığı her türlü ahlaksızlığı yok etmek için bomba kullanmayın, zira bombalar, cehaleti ve onun ürünü olan ahlaksızlığı ortadan kaldırmaz. Hem de Allah’a kulluk adına amaçlanan insanlığın hayatını ortadan kaldırır. Oysa erdemli, şerefli gaye, insanları öldürmek değil onlardaki cehaleti yok etmek, insanlığın kerametinin olmazsa olmaz özellik ve güzelliklerini insanlığa kazandırarak onları diriltmektir. 
    Siyer kayıtlarına göre Allah Rasulu (sav) Taif şehrinde büyük bir sıkıntı ve meşakkatle dönerken bir melek kendisine gelir “Dilersen şu iki dağı sana cevri cefa eden müşriklerin üzerine kapatıvereyim” dediğinde Peygamber (sav): “ Hayır! Ben onların soylarından yalnız Allah’a ibadet eden ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan muvahhid bir neslin yetişeceğini ümit ediyorum.” (Buhari, Müslim, İbnul Kayyım, Zadul Mead cilt 3) 
Vecizeyi şöyle yorumlamak da mümkün: Kelimelerin insanların üzerinde yaptığı tahribat bombaların tahribatından daha büyüktür. 
    Evet bugün dünya insanları şirke kaymış, ahlaksızlık bataklığına düşmüş, ırkçılık gibi Müslümanların tevhidini/birlikteliğini paramparça eden cahili bir duyguya kapılmış, havadan yağdırdıkları cehennemi ateşlerle insanları yakıp evlerini başlarına yıkmış, hırsızlık, arsızlık, namussuzluk gibi bir rezaletin içine düşmüşlerse insanlığın arasına bırakılan hep o menhus kelimelerin etkisindendir. Keşke o kelimelerin yerine bombalar bıraksalardı. Çünkü bombaların etkisi geçiciydi. Aynı zamanda ondan hayatını kaybeden Müslümanlar şehit olurdu. Ama kelimelerin yaptığı şu olumsuz etkiler insanlığın ebedi hayatını mahvetti. Dünya hayatlarını da huzursuz, nursuz, stresli ve çekilmez psikolojik rahatsızlıklara sebep oldu. 
    İyi ve güzel kelimeler de insanlığın dünya hayatını cennete dönüştürdüğü, huzurlu ve nurlu bir hayatın saadet ve mutluluk güllerini, çiçeklerini devşirttiği gibi Darus-selam/saadet yurdu cennete girmeye sebep olur. Bir ayeti kerimede mealen: “Güzel ve hoş kelimeler O’na (Allah’a) yükselir.” (Fatır/10) Yani Allah’ın hoşuna giden güzel kelimeler yerde kalmaz. Allah’ın dergahına ecir ve mükafat olarak ulaşır. Güzel kelimelerin mükafatı konusunda şu hikaye ne güzel bir örnektir: “Hz. Ömer (r) bir arkadaşıyla Mekke yolunda bir istirahat anında bakarlar ki çobanın biri hayvanlarını dağdan aşağıya indirdi. Hz. Ömer deneme amaçlı Çobana:
Parasıyla bize bir koyun verir misin? Çoban:
Koyunlar benim değildir, Ağamındır. Ömer :
Kurt yedi dersin. Çoban:
Ve eynallah? (Ya Allah nerede?) deyince Ömer bu sözden çok duygulanır. Ve der:

  • Ağan nerede? Çoban:
  • Şu köyde. Ömer :
  • Gel seninle ağana gidelim. 
  • Giderler. Ömer, Ağaya:
  • -Bu köleyi bana satar mısın? der. Ağa:
  • -Evet satarım. 

Ömer  köleyi alır ve kendisine: 
-Seni azat ettim. Artık serbestsin. Söylediğin: “ Ya Allah nerede?” bu güzel söz seni bu dünyada kölelikten azat etti. Umarım bu söz ahirette de seni cehennemden azat eder.
Allah’ın (cc) hayat programı Kur’ân’a sırt çevirmiş, dolayısıyla Allah’ı unutup hayattan çıkarmış, fertler istisna edilirse şirk bataklığına gırtlağa kadar batmış şu insanlık aleminin ortamında söylenecek en iyi sözler yazılacak en güzel kelimeler: Şirkin murdarlığını, küfrün pisliğini deşifre eden, İslam akidesinin, Tevhid inancını yansıtan kelimelerdir. Çünkü dünya ve ahiretin yaratılışı, cennet ve cehennemin kuruluşu, yüz yirmi dört bin enbiyanın gönderilişi, dört kitap ve suhufların indirilişi, cin ve insanlık aleminin yaratılışı Tevhidin yüzü suyu hürmetinedir. Yani Yüce Allah’ı şirkin her türlüsünden tenzih etmek, zatında, sıfatında ve fiillerinde ortaksız, benzersiz tek bilerek inanmaktır.
İslam iman ve ameldir. İman/ tevhid bozuk olursa amelin tamamı batıl olur. Yani bütün ameli iptal olur. Onun içindir ki tevhid/iman İslam okulunun birinci sınıfıdır. Amel ise ikinci sınıftır denilmiştir. Birinci sınıftan kalanın ikinci sınıfa geçmeye hakkı yoktur. Dolayısıyla babalardan bize kalan bir inançla yaşamayalım. Allah Rasulu (sav) tevhidi/imanı kendi kavmine tebliğ ettiklerinde onlar diyorlardı ki “Biz babalarımızdan böyle gördük” bu söz müşriklerin sloganıdır. Babalarımızdan bize intikal eden iman ve İslami anlayış bozuk, Kur’ân’a uymayabilir. Ölmeden onu Kur’ân ve sünnetle test edelim. Doğru ise ne ala, yanlış ise hemen düzeltelim. Şirk karışık bir imanla Allah’a giden ebediyen ateşte kalır (Neuzubillah!) İmanına şirk bulaşmış müslümanın! bütün ameli heba olur. Allah (cc) bizi tembih ediyor: “Şu bir gerçek ki Allah kendisine şirk koşulmayı asla (ahirette) affetmez. Ondan başkasını (şirk olmayan günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 45,116) 
Muvahid ve Müslüman olarak ölme temennisi ve duasıyla.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155