Doğrusu bedenlere kelepçe vurmakla insan köleleşmez. Bilakis zihinlere vurulan pranga ile insan köleleşir. Bunun için özgürce soru sormaktan ve özgürce düşünmekten geri durmayacağız.

Maalesef biz medeniyetini kaybetmiş bir ümmetiz. Sorgulamayan, düşünmeyen, sadece yokluklar içinde yaşamaya razı olmuş, bir dünya mefkuresi olmayan Müslümanlar olduk.   

Hayat bahşeden bir medeniyetten, öldürmenin moda olduğu bir savrulmaya nasıl geldik, doğrusu üzerinde yoğun düşünmemiz gereken en önemli meselemiz olarak ortada duruyor. 

Oysa bizim kaynağımızda ve mayamızda her şeyden önce "adalet" üzerine kurulmuş bir medeniyet vardı. Sonra birileri bize adaleti, atalet yaptı da kuzgun leşlere döndük. 

Biz, annesini yitirmiş bir çocuğun korumasız ve boynu bükük bakışını yansıtan yetim kalmış bir topluluğuz. Önce annemizi öldürdüler, sonrada siz yaramaz ve uslanmaz bir topluluksunuz dediler!

Aslında başımıza gelen her bir musibet kendi ellerimizle işlediklerimiz yüzündendi. Aksi halde bize, "siz sapasağlam durdukça sizi yıkmak isteyenler asla başaramayacak" ilahi ikazı yapılmazdı. Artık anlaşılan bizim en büyük düşmanımız emperyalistler değil, bilakis kendi cehaletimizmiş. 

Önceleri dünya-ahiret dengemiz vardı. Sonra ne olduysa bu denge ahiret aleyhine bozulmaya başladı. Daha sonra da ne var ne yok bütün çabalarımız dünyalık amaçlara döndü. Cehdden, cihaddan geri kaldık. Ölüm korkusu iliklerimize kadar işledi. Şimdi ise üzerimize zillet damgası vurulmuşlar gibiyiz. 

Her ne kadar kendi ellerimizle bu girdaba düşmüş olsak da, ilahi sünnet selamete çıkmayı da yine kendi ellerimizle yapacaklarımıza bağlamıştır. Bu yüzden yapılan bazı gayretleri küçük göremeyiz. Var gücümüzle bu gayretlere sarılıp Allah'ın üzerimizdeki takdirini beklemekten başka yapabileceğimiz birşey yok.
 
Neden Kuran’ı Kerim'den bir dünya görüşü perspektifi ortaya çıkaramıyoruz. Oysa anne-babaya, yetime, yolda kalmışa, komşuya, esire, eman dileyene yardımı karşılıksız yapan; adaleti ayakta tutmayı en büyük meziyet olarak gören bir medeniyet kökümüz varken, nasıl olurda ölmüş yüreklere hayat verecek bir perspektif inşa edemiyoruz doğrusu anlamak çok zor. 

Bütün bu kıymetlere karşın kıyameti bekleyen mistik bir savruluşa eğrilmemiz, İnsanlığı, İblis'in ordularının nalları altında ezilmeye mahkum etmiştir. Evet, kıyameti bekleyen bir topluluk yaşadığı dönemin tarihi üzerinde aktörlük yapamaz. Fikir ve düşünce esastır. Fikir ve düşünce olmadan hiçbir toplum ve millet başarıya ulaşamaz. 

Artık üzerimizdeki ölü toprağını atmamız gerekiyor. Çünkü insanlık ancak bizim diri olmamızla dirilecektir. Bugün Batı, medeniyet olarak çöküştedir. Aç gözlü ve bir türlü doyma bilmeyen emperyalist zihin, dünyada sömürecek bir halk bırakmamış olup, artık kendi halklarını sömürmeye başlamışlardır. 

Zannedildiği gibi Batı'daki faşizm hareketlerinin büyümesi ekonomik temelli değildir. Bilakis medeniyet temellidir. Çünkü artık Batı, kendi ahlaki terimlerini geliştiremeyen bir medeniyet krizi içindedir.

İşte tam da burada medeniyetimizin temelini teşkil eden "adalet" merkezli bir medeniyet alternatifi oluşturma, şu süreçte her zamankinden daha bir avantaj içinde olduğumuz bir gerçekliktir. Ve bu alternatifin tek mümessili de biziz. Bizden başka bu alternatifi ortaya koyacak hangi düşünce topluluğudur? Rusya mı, Çin mi, Hindistan mı? Bunlar hangi ahlaki değerleri ortaya koyabilirler. 

O halde; "aleyhimize de olsa hakkı ve adaleti ayakta tutacak" bir inanç dimağımız varken, bu alternatifi ortaya koyacak entelektüel, kültürel, sanatsal ve kamusal perspektifler inşa etmek en çok bize yakışır. Çünkü dünya insanlığına bizim bir medeniyet borcumuz vardır. Bunu yapmamız elzemdir. Unutmamalıyız ki; İnsanlık, İslam'a aç, biz ise elimizin altındaki bu nimetten bihabersiz yaşıyoruz. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.