Hz peygamberin dünyaya teşriflerinin her sene hatırlanması ve onun örnek alınmasıyla yapılan mevlit törenleri bizim toplumumuza has özelliklerdendir. Osmanlı toplumunda peygamberin şanını yüceltmek için pek çok yazı ve şiir kaleme alınmıştır.Bunlardan belki de en önemlisi Süleyman Çelebinin kaleme aldığı ve asırlardır okunan mevlit diye bildiğimiz  "Vesiletün- Necat" adlı eseridir.Muhteşem bir uslüpla yazılan bu eser bazı kesimlerin küçümsemesini haketmeyecek kadar değerlidir. Mevlidin her kelimesinde İslam’ın mesajını alan milletimiz bunu sadece kandillerde değil kendince önem atfettiği her törende- doğumda, düğünde, cenazede, nişanda, evlilikte, askere uğurlamada- okumuş ve onunla kutsi bir havaya bürünmüştür. İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un mevlidi küçümseyenlere güzel bir eleştirisi vardır.
      Sana şair diye oğlum seni gördüm yalnız!
                            Kimi mevlidci diyor...
               -  Ah olabilsem nerede!
          Yetişilmez ki Süleyman dede yükseklerde."
      Mevlidin yazılma hikayesi de ilginçtir: Rivayet olunur ki Bursa Ulu cami imamı Süleyman Çelebi camisinde vaaz eden bir vaizin " Allah’ın peygamberlerinden hiçbirisi arasına ayrım yapmayız"(Bakara2/285) ayetini esas alarak Hz peygamberin diğer peygamberlerden üstün olamadığı şeklinde bir yorumu üzerine tartışmalar olmuş cemaatin içinden bazı şahıslar " o peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık.Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş bazılarını da derece derece yükseltmiştir. (bakara 2/253) ayetini delil getirerek söz konusu yorumun yanlış olduğunu dile getirmişlerdir.Durumdan son derece müteessir olan Süleyman Çelebide Hz. Peygamberin (SAS) üstünlüğünü ve diğer meziyetlerini anlatan kendisiyle birlikte içinde bulunduğu toplumun da duygularını dile getiren ve halk arasında "mevlit olarak şöhret bulan " Vesiletün- Necat adlı eserini yazmıştır.
             Mevlit, toplumuzda pek çok hayati işlevleri üstlenmiş bir şiir- metindir.O sadece bir peygamber sevgisini işlemez aynı toplumumuzun müslüman kalmasında büyük katkıları vardır. Balkan müslümanlarını gezen bir yazarın anlattıklarını aynen aktarmak istiyorum. "Oraları seyahat esnasında medrese eğitimi almış bir kuyumcu gördüm.Çocuklarının isimleri garip geldi bana hem klasik isimlerdi hem de arka arkaya üç ismi bir çocuğa vermişlerdi. Bunun sebebi nedir diye sorduğumda beyefendi büyük bir gururla dedi ki: "Beyim uzun süren komünizm zamanında bizi iki şey korudu. Birisi mevlit diğeri isimlerimiz.Bize sadece mevlit okumak serbesti. Bu yüzden aklımıza gelen her törende bunu okuduk. Çocuklarımıza da asla yeni isimler koymadık.Aidiyetlerini bilsinler diye daima eski isimleri, mümkün oldukça da arka arkaya bir kaç isim koyduk. Bu isimleri onları korudu, bizi korudu" Mevlidin bir milleti nasıl koruduğuna bundan daha iyi şahitlik yapan ne olabilir ki!
    Mevlit, her bahrin sonunda "ger dilersiz bulasız oddan necat/ aşk ile dert ile edin essalat"(Ateşten kurtulmak istiyorsanız aşk ile can ile salavat getirin ) beyitiyle Cenabı hakkın Ahzab suresi 56. ayetinde " Hiç şüphesiz Allah ve melekleri Hz. Peygambere salat ederler. Ey iman edenler siz de salatu selam edin" emrini günlük hayatın bir parçası haline getirmek çabasından başka bir şey değildir.
     Mevlidin enterasan bir özelliği daha vardır ki oda Türk toplumunun çocuğa isim bulmada başvurduğu bir kaynak olmuştur.Özellikle " Veladet bahri" nde geçen şu kelimeleri kız ve erkek adı olarak çocuklara isim olarak verilmiştir." Amine, sadef, Dürdane, Abdullah, habib, Nur,   Güneş, Berk, Nagehan,Cihan, Melek , Huriye, Havva, Sündüs, Hayret, Dilber, Mahpeyker, Asiye, Meryem, Hatun,Nigar, Mustafa, Kadri, cemil, Celil, Devlet, Dildar, sultan, Didar, Kani, İrfan, Şerif ,Latif,Cennet, müştak, Şadan, Can, Mübarek, Şaduman, Sırrı, Furkan, Derman, Cemal, Hurşit, Hüda, Haktan, Ümmet, Baki, Saki, Halil, Mahbub/e, Bedri, Münir, Hatem,Gülşen, Ruşen, Gülcemal, Kemal,İmdat, Didar, Necat,Mahpeyker, Nida Derman
 Demekki mevlit sadece mevlit değilmiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.