Araştırmalara göre toplumun yaklaşık % 90 ı maddi olarak yaşamlarından memnun değiller.Ekonomik hayatlarını düzeltmek için çok çalışıp ve kafa yormalarına rağmen bir türlü düzlüğe çıkamıyorlar. Bu kişilerin gelir durumları iyi olsa da borçtan bir türlü kurtulamıyor daha fazla çalışmak için var güçleriyle çaba sarf ederken her gün biraz daha eksiye gidiyorlar. Öyle ki artık bu durum yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkileyerek kendilerine ve ailelerine zarar verici bir takım davranışlara götürebiliyor.% 10 u teşkil eden diğer kesim ise çok çalışmadan ekonomiye fazla kafa yormadan rahat bir hayat sürmektedir. Kazançları fazla olmasa da ihtiyaçlarını karşılamada zorluk çekmiyor elindeki parayı çok iyi değerlendirip yaşamını kolaylaştırıcı ve mutluluğunu artırıcı yerlerde kullanmaktadır. Bu iki insanın yaşamlarındaki bu farkı bereket diye isimlendiriyoruz. Matematiğin bilmediği bir gerçeği bize öğretiyor ki o da “ bereketli 1 lira bereketsiz 5  liradan çoktur”
Günümüzün psikolojik bilimi bu farkı insanlardaki bilinçaltı inanışlara bağlıyor.Onlara göre bolluk yada kıtlık insanın çekirdek inançlarında saklı.Bir insan eğer zihinsel olarak kıtlık bilincine sahipse ne kadar çalışırsa çalışsın ne kadar ekonomi yaparsa yapsın çekirdek inancını değiştirmeden yani kendini fakir olmadığına inandırmadan durumunu asla değiştiremeyecektir. Bunun çözümü de insan zihninin bilinç altındaki kıtlıktan kurtulup varlık bilincine ulaştırılmasıdır.Hatta bunu bir kazanç kapısı olarak bazı uzmanlar  yüksek miktarda paralarla terapi yapıp insanlarının bilinç altını düzeltmeyi hedefliyorlar. Bolluk ve bereket enerjisini kazanma dedikleri bu terapi biçimi gittikçe yaygınlaşmakta ekonomik hayatlarını düzeltecek beceri kazanmak için insanlar bunlara rağbet etmekteler. Daha fazla harcatarak daha az harcatmayı nasıl öğretecekleri konusu şöyle bir kenarda dursun biz dinimizin bereketle ilgili tavsiyelerine emirlerine bakalım.  Teşhis noktasında çok isabetli bulduğumuz psikoloji bilimini tedavide kullandığı kuantum gücüyle insanın kendine enerji yüklemesi hikâyesinin gerçeğiyle yüzleşelim.


İlk olarak bereket kelimesinin manasıyla başlayalım.Bereketin Arapça da bir çok manası vardır. Ama konumuzla alakalı iki manası çok önemlidir. Birincisi maddi bolluk ikincisi de manevi anlamda mutluluk. Demek ki bu ikisi bir arada olduğu zaman ancak bereketten söz edebiliriz. Maddi bolluğu yaşayan insan manevi huzursuzluk içindeyseveya maddi yoksunluğu zihnini devamlı meşgul edip onu huzursuz hale sokuyorsa bu insanların yaşamında bereketten söz etmek mümkün değildir. Atalarımızın “ gözü gönlü tok olmak”diye kısaca ifade ettikleri şey bu olsa gerek.


İslam'a göre bereketi oluşturan şeylerin başında  , Allaha iman, tevekkül ve takva gelir “Eğer kasabaların halkı inanmış ve bize karşı sakınmış olsalardı, onlara yerin ve göğün bolluklarını verirdik”(A’raf, 7/ 96), “Allah kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklenmedik yerlerden rızık verir”, (Talâk 65/2.)ayetlerinden de anlaşılacağı üzere insan zihnini bununla devamlı meşgul ederse kendini kainatta her bir varlığın rızkını veren güçlü bir yaratıcıya vermiş olacak dolayısıyla zihnini çöp bilgilerle doldurmadığı için daha mutlu olacak ve  Allah’ın vadettiği yardıma kavuşacaktır.


Yine Kuran ayetlerine baktığımızda tevbe ve istiğfara devam eden kimseye, Allah’ın, her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik vereceği, ummadığı yerden kendisinin rızıklandırılacağı (Nuh,71/10-11-12),Allaha devamlı hamdeden ve şükredenlerin (İbrahim 14/7) sadaka veren ve cömert olanların(Sebe34/39)rızkının artacağı,kendisinin ve ailesinin namaz kılmasının Allah’ın rızkına ve bereketine mazhar olacağı (Taha ,20/132),Evlerine girince selam verenlerin kendileri ve ailelerine Allah katından güzellik ve esenlik verileceği (Nur 24/61), kazançlarına faizin karıştığı kişilerin mallarının bereketinin gideceği(Bakara 2/276)insanlara haksızlık yapanların zulmedenlerin ve haddi aşanların bereketlerinin gideceği kesin bir dille ifade edilmektedir.


Hz. Peygamberimizden (sas)gelen bereketle ilgili haberlere baktığımızda enteresan şeyler göze batmaktadır.O, yemeğin ayrı değil ev halkıyla  birlikte yenmesinin, sabahın erken saatlerinde kalkmanın,kişinin eve girerken ailesine selam vermesinin, yemek öncesi ellerin yıkanması, yemekten önce besmelenin  çekilmesi, yemeğin kenarından yenmesi, evde çöp biriktirilmemesi, yapılan yemeğin hor görülmemesi, ihtiyacından fazlasının yenilmemesi, rızkı başkasından değil kendi kazancıyla elde etmesi hatta bunun için yolculuğa çıkmasının bereketi getireceğini bize haber verir. Bunların enteresan olması da şundandır ki bolluk bereket terapisi yapanların danışanlarına yapmalarını istedikleri şeyler tam da bunlardır.


Sonuç olarak diyebiliriz ki bereket; insanın yeme, içme, alıp-verme , gezme ve yaşamından huzur bulması zevk almasıdır.Hz. Aişe'nin “ siz rızkı sadece maddi mi zannediyorsunuz” ifadesinin karşılığı manevi bir rızıktır. Bu rızkı kesen şeyler ise; kibir, haset, tevekkülsüzlük, şükürsüzlük, kötü niyet, başkalarını önemseme vb şeylerdir. Rabbim bizi hamdedenlerden, şükredenlerden, vahyin gösterdiği yolda yürüyen ve maddi manevi bolluk bereket içinde olanlardan eylesin.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fikret cezik 2018-01-08 14:52:03

bırazda doğa ıle ağaçlandırma yapalım hocam

banner184

banner178