Geçenlerde Ahmet Hakan'ın "çok mesudum çok" diye neredeyse kahkaha attığı Nurettin Yıldız Hoca'yla ilgili mevzu, tam tersi birçok Müslüman’ı derinden üzmüştür. Hem zaten Ahmet Hakan'ın sevineceği bir meseleye, Müslüman’ın da sevinmesi nasıl olur doğrusu burayı anlamak zor işte.

Bir kaç gündür Nurettin Yıldız Hoca üzerinden ve genelde de ehli sünnet ana damarı dediğimiz ekolün itibarsızlaştırılması adına yürütülen kampanyanın, kimler tarafından tezgahlandığı basiret sahibi her Müslüman’ın malumudur.

Daha bir kaç hafta önce Ramazan Kayan Hoca'yı ağzına dolayan zevatın içinde bulunduğu proje ile Nurettin Yıldız Hoca'ya karşı yürütülen kampanyanın aynı proje kapsamında yapılan, bilinçli, hedefli bir proje olduğu aşikardır.

Efendileri Amerika ve İsrail adına, BAE ile Suudilerin modernist prensinin finanse ettiği bu projenin içinde yok yok. Doğan medya grubundan tutunda, neo-selefi tipler, İran ideolojisi mümessilleri ile reformist-sünnet inkarcısı oryantalistlerin elele yürüttüğü bu projeyi, Cumhurbaşkanı'nın diliyle de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde duyurmayı başarmış oldular.

Her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanı "güncelleme" kavramı üzerinden bu tartışmayı başlatmış olsada, bunu kısa sürede açıklığa kavuşturup, sözkonusu kavramla dinde bir reform yapılmak istenmediği, bizzat kendi ifadesiyle bunun kendi hadlerine olmadığını, bilakis Ku'ran ve Sünnet'in sabit olduğunu ifade ettiler. Sözkonusu sözlerin, içtihadın günün şartlarına göre yorumlanabileceği anlamında kullanıldığına dair bir tashih yapılacağını şahsen bekliyordum. Nitekim ertesi gün zaten öyle oldu. Haliyle Sayın Cumhurbaşkanı'nın, kavram kargaşasıyla ilgili tashihin yapılmasıyla, dinde reform peşinde koşan envai çeşit zevatların sevinçleri kursaklarında kaldı.

Her ne kadar tashih edilmiş olsa bile, siyasi kaygılarla kadınlar gününde sarfedilen ve Nurettin Yıldız Hoca'ya karşı linç girişimine dönüşen olaya karşı sessiz kalmak, vicdan sahibi hiç bir müslümana yakışmazdı. Çünkü ortada reform derdinde olup, peygambersiz bir islam anlayışı inşa etmek, böylece sadece bir vicdan meselesine dönüşmüş inanç ile adeta protestanlaşmış bir İslam inşa etmeye çalışanların varlığı şüphe götürmez bir gerçektir. Şayet bu planları tutmayacak olursa, B planı olarak zihinlerde "hoca" kavramını itibarsızlaştıracak şeytani bir plan yaptılar. Nitekim A planları çok geçmeden farkedilip yapılan açıklama tashih edilmiş, lakin B planları için de projeye sahip çıkanlar tarafından dillerden düşürülmeyen bir propaganda almış başını gidiyor.

Şahsen ben olayı 3 boyutlu olarak yorumluyorum:

Birincisi; Dini aslından koparmaya çalışan ve böylece oryantalist fanteziler peşinde olan reformist bir proje var. Haliyle bunlar uzun bir çalışmadan sonra kırp-kopyala-yapıştır usulüyle verilerini toplamış oldular.

İkincisi; Bunu en üst düzeyden yanlış algılara sebebiyet verecek cümlelerle kamuoyuna ilan etmekti. Nitekim bunu Cumhurbaşkanı'nın diliyle yapmış oldular.

Üçüncüsü ise; Şayet bu tutmazsa (ki yapılan tashihle bu oyun tutmadı) zihinlerde hoca kavramına karşı bir itibarsızlaştırma hareketi başlatmaktı.

Alisiz bir Aleviliği inşa etmeyi başaranlar, bu sefer peygambersiz ve alimsiz bir İslam için harekete geçtiler. 1400 yıldır adeta genlerimize yerleşmiş, "ilmin öğrenilme yöntem ve esasları" olan "usul ilmi" üzerine büyük bir tahribat yapmak, böylece hem usul ilmini değersiz hale getirmek, hem de kafası nasıl eserse öyle anlayan, alimlerini itibarsızlaştıran, küçük gören, uyuşuk zihniyetli bir nesil inşa etmek niyetindeydiler. Maalesef bu noktada biraz mesafe aldılar. Lakin bu gayretlerin sonu boştur. Çünkü dere yatağına yuva kuranların er geç derenin hışmına uğrayacağını çok iyi biliyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan, ehlisünnet bir Müslümandır. Lakin bu hata yapmaz ya da eleştirilmez demek değildir. Nitekim bu noktada aldatıldığını ya da aldandığını düşünüyorum. Elbette kararlarımızı gözden geçirirken büyük tabloya bakacağız. Lakin küçük tabloların gün gelip büyük tablolara dönüşmeyeceği diye bir şeyde yoktur. Bunun için tavrımızı doğru konumlandırıp, yaptığı ya da yapacağı hatalara karşı doğru olanı ortaya koymak her Müslümanın görevidir. Unutmamak gerekir ki, kuklacıyı vuracak bir perspektife sahip olamazsak, bu hengamelerden kurtulamayız.

Bunun için olay sadece Nurettin Yıldız Hoca meselesi değildir. Elbette kimse hocanın fikir, yorum ve fetvalarını kabul etmek zorunda değildir. Lakin Cumhurbaşkanı'nın çıkışıyla durumdan vazife çıkaranların, Nurettin Hoca'ya karşı "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" iddiasıyla soruşturma açmaları da neyin nesi oluyor? Doğrusu Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu soruşturmaya sessiz kalması, ayrıca meydanlarda hocanın şahsıyla ilgili polemiklere devam etmesini siyasi bir talihsizlik olarak görüyorum. Bizim için doğrunun ölçüsü haktır, hakikattır, adalettir. Asla kişiler değildir.

Diyanet'in tavrına gelince, doğrusu Diyanet'i bu noktada sıkışmış, aciz kalmış olarak görüyorum. Cumhurbaşkanı'nın istek ve talepleri ile oryantalist lobinin arasında sıkışmış, nerden baksan bir tutarsızlık içinde olan durumunu nasıl izah edeceğini merak ediyorum. Daha bir kaç yıl önce malum çevrelerce Alo Fetva ile ilgili içine düşürüldüğü ve düşürülmek istenen tuzaklardan ağzı yanmış bir Diyanet'in, bu olaydan sağlıklı bir sonuca ulaşması mümkün değildir.

Hem Nurettin Yıldız Hoca'nın bahse konu fetvalarıyla hemde yüzlerce hatta binlerce benzeşik konularla ilgili, farklı yorumları olmayan Din İşleri Yüksek Kurulu'nun, laik ve seküler zihniyetleri razı etmek için nasıl bir pozisyona gireceğini hep beraber göreceğiz. Bana kalırsa bu alana siyasilerin müdahale etmemesini sağlayacak bir duruşun hepimiz tarafından ortaya konulması elzemdir. Zira bizim için Allah'ın rızası siyasilerin beklentilerinin üzerinde olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155