Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2002 yılında ülkenin iktidarına gelmesi, sadece kendi mecrasında akan bir seçimle olmamıştır.

O zamanki tek eksenli Türkiye, başta Amerika olmak üzere küresel güçlere, daha doğrusu siyonlara ipotek bir ülkeydi.

Yani bu siyon ağababalar, sadece 'bu iş böyle olacak' derlerdi ve o iş öyle olurdu.

Köleliğe özgürlük, güdümlü olmaya da bağımsızlık diyorlardı.

Kısacası sadece adımız Türkiye'ydi, gerisi laf-ı güzaftı.

İşte bu ağababaların izin vermedikleri hiç kimse bu ülkede iktidara gelemezdi.

Şayet hesap etmedikleri birileri gelirse de, ya kendilerine uyacak ve itaat edecekti ya da bir darbe, muhtıra veya başka bir yöntemle görevden binbir çeşit kulpla uzaklaştırılacaktı.

Nitekim 60 darbesiyle hükümeti lağvedilen ve bu kadarı ile yetinmeyip, dönemin Başbakanı olan Adnan Menderes'i de idam eden, yine onların çocuklarıydı.

Gerçek sebep ise neydi biliyor musunuz?

Her ne kadar diğer iç sebepler varsa da Menderes'in, 58-59 yıllarında çeşitli sebeplerle(petrol aramak gibi) bazı mitinglerde ve sohbetlerinde Sovyetler ile ilgi olumlu konuşmalarıydı.

Oysa onlara göre bu apaçık bir eksen meselesiydi ve Menderes onlara göre artık haddi aşmıştı.

Sonra onların çocukları bu ülkede hep var oldular.

70'lerde de, 80'lerde de, 90'larda da onlar vardı ve herşey adeta onlara bağlıydı.

Anlayacağınız Ağa, tarlaya rençber almakla kalmıyor, başına bir de bekçi dikiyordu.

En nihayet 96-97 Erbakan Hükümeti döneminde de, rahmetli D-8'lerden denk bütçelere, ağır sanayi hamlelerinden dev fikirlere kadar çok başarılı bir iç ve dış politika yürütüyordu ki, biraz sonrası artık onlar için sınırı aşmaktı ve onların çocukları balans ayarı için yine devreye girmişlerdi.

Onlara göre 28 Şubat bin yıl sürmeli idi.

Böylece ağanın tarlasına göz dikenlere 'siz değil, fellahınız gelsin' mesajını veriyorlardı.

Ağanın yanında gözde adamlardan olmak herkese nasip olmazdı.

Yine nasiplerini almak üzere postallarıyla bu ülkenin kaderine basıyorlardı..!

Küresel gücün, kendi yüksek menfaatleri uğruna, her dönem taktiksel stratejiler ortaya koydukları, dönemsel doygunluğa ulaştığı zaman da, yeni stratejiler için yeni altyapıları inşa ettiği bilinen bir gerçektir.

Bunu yerli lisanla ifade edecek olursak, her ülkede kendi işlerini gören, gözeten bekçiler bir dönem için sınırlıdır.

Yeni stratejiler için bu kalıntılar artık kullanılmaz ve çok önceden hazırlıklarına başladıkları yeni yapılar, yeni dönem için devreye girmeye başlar.

Çoğu zaman bu kabuk değiştirme dönemleri çok sancılı geçer.

Büyük tartışmalara, kavgalara, mücadelelere hatta iç savaşlara kadar giden süreçler yaşanır.

Toplumsal bilinçaltını felç edecek düzeyde, bitmeyen bir propaganda ve korkunç bir kirli enformasyon savaşı ile bu yer değiştirme süreci şöyle veya böyle tamamlanır..!

Haliyle, bu ülkede artık güç krizine girmiş, başına buyruk hareket etmeye başlamış soğuk savaş dönemi kalıntılarını tasfiye etmek isteyen Amerika, yeni dönem için 20 yılı aşkındır yetiştirip desteklediği, önünü açtığı ve çoğu kripto olmak üzere, kademe kademe planlandığı süreci artık devreye sokuyordu.

Yeni süreç Ortadoğu merkezliydi ve bu iş onlar için büyük bir projeydi.

Böylece herkesin dilinde klişe olmuş olan 'BOP' süreci de artık başlıyordu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner194