Yeni Türkiye kendine yol arıyor. Kenara çekilmiş eski iktidar grupları bir zamanların hakimiyet hallerini kurmaya çalışıyorlar. Partiler, örgütler ve sendikalar asker- yargı ve sivil bürokrasi olmadan muhalefet etmenin yollarını arıyor. İktidarlaşan yapılar daha yeni kuruldukları koltuklarında varlıklarının devamını sağlamaya çalışıyorlar. Türkiye kendi doğal çevresi ve çehresi ile yeni yeni yüzleşiyor. Daha baktığı ayna gerçekleri göstermekten çok uzak görünüyor. Yeni muhalefet araçlarına insanlar alışmaya çalışıyor. Her türlü manipülasyona açık kanallarda varlık alanlarını kuvvetlendirmek için her türlü yalan mübah görüldüğü ortaya çıktı.
***
Bir bayramda işçilere, çalışanlara... Bir günlük mesele, meseleyi mesele olmaktan çıkarıyor bazen. İktidar sahipleri çalışanların menfaati ve haklarını gözetmekten ziyade önce küresel ve yerel sermayeyi koruma ve kollamaya çalışıyorlar. Sermaye sahiplerinin izin verdiği ölçüde haklar veriliyor. Sermaye sahipleri için çalışanlar kendilerine hizmet eden böcekler veya kölelerden farksızdırlar. Çalışanların gasp edilen hakları giderek çoğalıyor. İşçilerin- çalışanların Kibirli Güç karşısında her geçen gün savunma ve direniş çabaları zayıflıyor. 
***
Öyle akıl var ki; o akla göre Türkiyeli bir siyasetçi, bilim adamı, politikacı, asker, yargıç, bürokrat yok! Kimine göre; Kimi amerikancı, Kimi ingiliz, Kimi siyonist, Kimi almancı, Kimi rusçu, Kimi irancı, Kimi çin, Kimi fransız... Bu ülkenin insanlarını ne zaman önce Türkiye merkezli anlayacağız, konuşacağız, tartışacağız. Türkiye değil "dış mihrak" merkezli değerlendirdiğimiz müddetçe, hakikati hiçbir zaman göremeyeceğiz.
***
Kamuda çalışanlar ikiye ayrılır: 1- İnsanlara hizmet etmek için çırpınanlar... 2- İnsanların kendisine hizmet etmesini bekleyenler... 
***
Ne Oldu? Ne Oluyor? Ne Olacağız? 15 Temmuz gibi büyük bir badire atlatılmış. Başkanlık sistemi gelmiş. Yeni sistem tasarımı ve kültürü oturuyor. Başta Fetö ve Pkk gibi örgüt ve Amerika- AB küresel mücadele sürdürülüyor. Ama referandumda beklenen yüksek oyun çıkmaması ile birlikte herkes birbirini harcamaya ve suçlamaya çalışıyor. Ama bazı insanlarda bunalım edebiyatı almış yürümüş. Sanki şikâyet ettiklerimiz başka bir yerden gelmiş gibi konuşuyoruz. Yönetimdeki arızalar var ve yenilenme devam edecek. Toplumsal veya kamusal alanda yönetime talip olanlar olarak örnekliğimiz test ediliyor. Bunalım ve arabesk bir psikolojiden çıkıp, özeleştirimizi yedeğimize alıp, yürüyüşe devam etmeliyiz. 
***
Bu Ülke'de; Her parça(ırk- ideoloji- grup- mezhep) sadece kendisinin ülkenin asli ve değişmez parçası- sahibi olarak gördü. Çatışmada buradan çıktı. Hep birlikte bu ülkenin parçasıyız demeye utandılar- dilleri henüz varmadı. Bir gün bunu yürekten- pazarlıksız bir şekilde birlikte bu ülkenin parçasıyız dediği zaman gerçek birlik gerçekleşir. Aksi takdirde bu ülke- bu toprak Büyük Anadolu Birliği'ni kuramaz. Bu Ülke'de, Var olan hangi kesim olursa olsun birbirinin dilinden ve elinden emin oluncaya kadar Barış sağlanamaz. Farklı 1 (bir) kişi bile olsa onun hakları her anlamda hem sosyal hem de hukuki anlamda teminat altına alınmalıdır. Bulduğu ilk fırsatta diğerini varlığını ortadan kaldırmaya çalışan, hakaret eden bir halk ve devlet kendi varlığının en büyük tehdidir.
***
Bağımsız ve Özgür Bir Ülke Olmanın Şartlarından Biri...
Bu ülkenin gerçek anlamda özgürleşmesinin- bağımsızlaşmasının göstergelerinden biri;
Amerika ve AB ülkelerinin her birinde ülke içinde insanlığa yönelik hak ihlalleri olduğunda Türkiye'nin kınayabilmesidir.
Türkiye'de ülke içinde bir adım atıldığında hemen adamların söyleyecek bir şeyi var. Kınarlar- onaylarlar- azarlarlar- tehdit ederler.
Bunun sebeplerinden biri içimizdeki Mandacılar...
Ülke içindeki bu duruma ilişkin Amerika ve AB sözcülerinin demeçlerini sürekli manşetten verirler.
Bir mesele olduğunda onların görüşlerini almak için kapılarının önünde yatarlar.
Gönüllü Kölelik- Öğretilmiş Kölelik bu olsa gerek.
***
Avrupa aynı zamanda Türkiye toprağıdır.
Son olaylar göstermiştir ki; Avrupa'daki herhangi bir şehrin Türkiye'deki bir şehirden farkı yoktur.
Bu farkın kalmadığını gören Avrupa, bunu kabullenmiyor.
Avrupa bir zamanlar çalışmaya giden işçilerin kendi kültürlerine entegre olmayıp, 
Müslüman kimlikleri ile kalıp nüfus yoğunluklarının artacağını hesap edemediler.
Erdoğan dönemi Türkiye'sinde Müslüman ve Türk kimliği belirgin kılınmaya ve öne çıkmaya başladı.
Bugün artık Rotterdam, Erzurum gibi Türkiye toprağıdır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.