Bir müslümanın şirk ve küfür gerektirecek bir sözü sarf etmedikçe bununla ilintili olarak küfrü gerektiren bir davranışı sergilemedikçe işleyeceği herhangi bir günahın onu İslam’ın dışına atmayacağı bir hakikattir. Bu durumda, zayıf ve eksik imanlı bir mümin olur, kâfir olmaz. Bu konuda Harici ve Mutezileleri istisna edersek ehli sünnet ailesinden olan diğer tüm fakih ve hadisçilerin ittifakı vardır.
       Ebu Hanife’den (r.a.) nakledilen şu olay Ebu Hanife’nin bu görüşü savunduğuna açıkça delalet etmektedir: Ebu Hanife (r.a.) bir gün mescidinde otururken bazı hariciler kılıçlarını çekerek:
- Ey imam! Sana iki soru soracağız. Eğer cevap verirsen elimizden kurtulursun, aksi halde seni öldürürüz, dediler. İmam:
- Kılıçlarınızı kınlarına koyun ki kalbimi meşgul etmesin, dedi. Onlar:
- Kılıçlarımızı nasıl kınlarına koyarız! biz onları senin boynuna batırmakla büyük bir ecir kazanacağımızı umuyoruz, dediler. İmam:
- Sorun bakalım, dedi. Hariciler:    
- Şimdi kapıda iki cenaze var. Biri şarap içmiş sarhoşken ölmüş, diğeri zina etmiş bir kadın, çocuğunu doğururken tövbe etmeden ölmüş. Bunlar mümin olarak mı yoksa kâfir olarak mı öldüler? dediler. İmam:
- Onlar hangi gruptalar, Yahudilerden mi? diye sordu. Hariciler:
- Hayır, dediler. İmam:
- Peki hrıstiyanlardan mıydılar? dedi. Hariciler:
- Hayır, dediler. İmam:
- Onlar Mecusilerden miydiler? dedi. Hariciler:
- Hayır, dediler. İmam:
- Öyleyse onlar kimlerdendir? dedi. Hariciler:
- Onlar Müslümanlardandır, dediler. İmam:
- Siz kendiniz cevap verdiniz, dedi. Hariciler:
- Peki onlar cennetteler mi, yoksa cehennemdeler mi? dediler. İmam:
- Ben, onlar hakkında İbrahim Halil’in (a.s.) onlardan daha şerli kimseler hakkında söylediklerini söylerim dedi; “Kim bana uyarsa muhakkak ki o bendendir, kim de bana isyan ederse şüphesiz sen bağışlayan merhamet edensin.” (İbrahim suresi, ayet: 36) ve İsa (a.s.)’ın söylediklerini söylerim: “Eğer sen onlara azap edersen şüphesiz onlar Sen’in kullarındır, eğer onları bağışlarsan şüphesiz Sen aziz ve hâkimsin.” (Maide suresi, ayet: 119)  diye cevap verdi.(Ebu Hanife, M. Ebu Zehra)

Müslümanları tekfir düşüncesinin ilk müfterileri sayılan Hariciler, hiçbir günahı ayırmadan günah işleyen herkesi kâfir sayıyorlardı. Kendi görüşlerini paylaşmayan sahabeleri bile tekfir ediyorlardı. Kur’an’ın bazı ayetlerinin üzerinde düşünüp, fıkhına vakıf olmadan zahiri anlamlarını kendi siyasi ve yüzeysel görüşlerine uydurarak ayetleri asıl mecrasından saptırıyorlardı. Örneğin, Kur’an’da ki “Hüküm ancak Allah’a aittir.” (Yusuf Suresi, Ayet: 40) ayetine dayanarak Hz. Ali Efendimizin Muaviye ile olan anlaşmazlığında hakem olayına başvurmasını “Hakem Allah’tır, hükmü ancak Allah verir” gerekçesiyle Hz. Ali’yi tekfir ettiler. Hz. Ali de onlara: “Söyledikleri söz haktır, ancak onunla bir batılı kastediyorlar” tarihi sözüyle cevap verdi. Çünkü Allah (c.c.) yeryüzüne inip onların anladığı gibi hakemlik yapacak değildi. İnsanlar ancak Allah’ın kitabından anladıklarıyla hüküm vereceklerdi. İşte onlar bu çocuksu içtihatlarıyla hadisi şerifte belirtildiği gibi sapıklık üzerinde ittifak etmeyip ümmeti Muhammedi tekfir ederek onlara kılıç çektiler...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner184

banner183