İki tarafın anlaşamaması anlamına çatışma günlük hayatta birçok alanda kullanılabilmektedir. Biz çatışmayı psikolojik açıdan ele alıyoruz. İçsel ve dışsal olarak ikiye ayırabiliriz. İçsel çatışma kişinin istekleri ile doğruları arasında dengeyi kuramamasıdır. Yalan söylemenin doğru olmadığını düşünen bir insan yalan söyleme isteği karşısında içsel bir çatışma yaşayabilir. Bu çatışma kişide durgunluk, sinirlilik, unutkanlık, huzursuzluk, uykusuzluk ve isteksizlik yapabilir. Onun yalan söylemenin doğru olmadığını düşünmesi dini, ahlaki, etik veya insani bilgisinin kökenlerinden kaynaklanabilir. Dolayısıyla kişi kendi doğrularının dışında bir durumla karşılaşınca yapıp yapmama konusunda kararsızlıktan kaynaklanan bir çatışma ortaya çıkabilir. Kesin kararlı olduğu takdirde bu çatışmanın yaşanması beklenmez. 
İnsanın kendi içinde çatışmalar yaşaması normal olarak karşılanabilir. Bu aynı zamanda sürekli bir denetimi sağlayabilir. Doğrularını desteklemesi, yanlışlarını sorgulaması karar verme süreçlerinde yaşayacağı çatışmayı azaltabilir. Fakat özellikle zorlanma karşısında nasıl davranacağını bilemeyen kişide çatışma artık rahatsızlığa dönüşebilir. Kaygı bozuklukları böyle ortaya çıkabilir. Kendini savunma konusunda yetersiz olduğunu zanneden bir kişi çevreden zarar göreceği korkusu-kaygısı yaşayabilir. Ölüm ve hastalığın normal olmasına alışamayan biri aşırı korku yaşayabilir ve sık sık doktora başvurabilir. Sevdiği birinden ayrılan, bir yakınını kaybeden, ya da işini veya parasını yitiren bir kişi bundan sonra nasıl yaşayacağını bilemeyen bir kişi depresyon geçirebilir. Bütün bu rahatsızlıkların kişinin kendi içindeki gerçeklerle çatışmanın sonucu olduğunu söyleyebilirim.
Bazı insanlar da çevresindeki diğer insanlarla sürekli çatışma halinde olabilirler. Aile içinde veya aile dışında girdiği birçok ortamda diğer insanlarla anlaşamayabilir. Kendi doğruları diğerlerinin doğrularıyla uyuşmadığı için kendi ihtiyaçlarını karşılarken onlarla karşı karşıya gelebilir. Bunlardan bazıları kuralları hiç önemsemez iken diğer bir kısmı da kurallara aşırı bağlı olabilir. Her iki uç durumda da çatışma ortaya çıkabilir. Bu durumda huzursuzluk, isteksizlik, sinirlilik kişinin bulunduğu ortamda egemen olabilir. Ortamda bulunan sakinler de bu olumsuz psikolojiden etkilenebilir. 
Çatışma bazen büyük ölçekte ortaya çıkabilir. Toplumun bir kısmı ile diğer kısmı arasında istekler uyuşmadığı için çatışma ortaya çıkabilir. Devlet mekanizması bu durumda devreye girer ve her iki taraftaki vatandaşa eşit mesafede sorunu çözmeye çalışabilir. Eğer çatışma devletin çıkarıyla vatandaşın çıkarı arasında yaşanırsa bütün millet adına devlet o vatandaşları cezalandırabilir. Devleti yönetenlerin çıkarı işini yapan vatandaşın çıkarıyla çatışınca o zaman ortaya zülüm ve kargaşa çıkar. Ezilenlerde kaygı, korku, çaresizlik ve depresyon baş gösterir.  
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155