Cesaret insan davranışları içerisinde topluma yönelik faydası olan en önemli hasletlerden birisidir.  İnsanın iç dünyasında olduğu gibi dış dünyasında da zaferle sonuçlanır. İnsanlığın kurtuluşuna sebep olan pek çok olay, faydalı olan pek çok buluşlar ve teknolojik gelişmelerin arkasında kendi fikirlerini her türlü riske rağmen müdafaa eden  cesur kimseler vardır. Cesaret olmadan ne kişiler nede toplumlar ilerleme başarısı gösteremezler. Adım atılması gereken bir durumda yeterli cesareti gösteremeyen bireyler ve gruplar eski durumlarına sıkışıp kalmaktan öteye gidemez gelişim gösteremez ve maalesef ki sonunda başarısızlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Gerçi toplum olarak cesaret deyince aklımıza öfkelenme, gazaplanma ve aşırı özgüven patlaması gelir. Oysa cesaret; tam tersi bir anlam olarak insandaki gazap duygusunun aklın kontrolüyle terbiye edilmesidir. İslam âlimlerine göre insanda üç tane temel duygu vardır. Düşünme, gazap(öfkelenme) ve şehvet. Bu üç duygu kontrol altına alınırsa kişi faziletli olur. İslami literatürde şecaat olarak isimlendirilen cesaret; insanda fıtraten var olan öfkenin terbiye edilmek suretiyle saldırganlıktan ve korkaklıktan kurtarılmasıdır. 
Öfke; aklın ve dinin gücüyle kontrol altına alınmazsa topluma zarar verecek her türlü saldırganlığa dönüşebilir. Günümüzde İşte, evde, sokakta, trafikte insanların sık sık kriz ortamlarında kendilerini bulmalarını düşünürsek şecaate olan ihtiyacımız ortaya çıkacaktır. Cesaret hatalı olana karşı öfkelenmek, kızmak, bağırmak değil, o kişiye yardımcı olabilmek onunla duygudaşlık yapabilmektir. Trafikte hata yapan bir kadın şoföre bağırarak, sıra beklerken kaynak yapan bir kişiyi rencide ederek, emrinde çalışan birinin hatasını alaycı ifadelerle düzelterek, ödevini yapmayan öğrencisine ne kadar tembel olduğunu herkesin içinde haykırarak, yemeğin tuzunu suyunu bahane ederek eşine sözlü ve fiziksel şiddet uygulayarak cesaret(!)  örneği gösterenler tam tersi korkaklık davranışı içinde olduklarını bilmeleri gerekir.  Zira kendilerini öfkelendiren asıl durumla yüzleşmeye korktukları için bu davranışları sergilemektedirler. Bazen de  sürü psikolojisi ile  öfkemizi aynı olaya kitlesel olarak yönlendirerek saldırganlaşabiliyor ve gereksiz atraksiyonlar yapabiliyor, sosyal medyadan yararlanarak kin ve nefreti yayıp  ve bunun dışında kalanları cesaretsizlikle suçlayabiliyoruz. Henüz yargılanmamış olaylara hüküm verip büyük cesaretle (!)  herkesi buna inandırmaya çalışıyoruz. Oysa Kur’an-ı Kerim hatalı olan insanları -kafir de olsa münafıkda olsa- eleştirirken yapılan davranışın kötülüğüne vurgu yapar ve hiçbir zaman o insanları kötülükle vasıflandırmaz. Bu davranışları akıl etmediklerinden yaptıklarını ifade ederken gerçek akıl sahiplerini böyle davranmamaları konusunda uyarır cehennemle korkutur.
Öfkenin aşırı olan bir diğer ucu ise hiç olmamasıdır. Yani korkaklıktır. Esasında toplumda cesaret deyince akla gelen şey, tam da bunun zıddıdır. Yiğitlik, yüreklilik,  atılganlığın tersidir ve bu, toplumların yok olmasına sebep olan bir davranıştır. İslam şecaate yiğitliğe çok önem atfetmiştir. Kur’an-ı Kerim’deki cihat ve savaşla ilgili pek çok ayette cesaret teşvik edilmiş, müminlerin güzel hasletlerinden bahsederken Allah’a bağlılıkları sayesinde gösterdikleri cesaret ve metanetleri övülmüştür. Ayetlere baktığımızda şecaatin cahiliye Arapların öfkesi ile aynı şeyin olmadığı akıl ve adalet ölçüsüyle sınırlı bir erdem olarak bahsedildiğini görürüz. Zira cahiliye adetinde cesaret bir kişinin kabilesi uğruna ne kadar adam öldürdüğüyle ölçülür, gözü kara atılganlık ve saldırganlıkla eşdeğer tutulurdu. Arap edebiyatında bu kişiler aslanlara kaplanlara benzetilerek onlara övgü dolu şiirler yazılırdı. İslama göre ise gösterilen cesaret ve kahramanlıkların erdem sayılabilmesi için kişide benlik davası, hâkimiyet tutkusu, çıkar sağlama arzusu olmamalıdır. Çünkü bunlar ahlak dışıdır. İnsanlar; kin kıskançlık, riya gibi kötü duyguların etkisinde kalmadan dini ve insani değerleri koruyup haksızlıkları önlemeye çalışırsa işte onlar cesurdurlar. Hatta Fetih suresinde müminlere has bir özellik olarak onların sadece rablerinden korkmaları sebebiyle kalplerine sekinet verdiğinden bahseder ki bu insandan korkunun tamamen alınmasıdır.
Müslümanlar olarak cesaret örneği göstermemiz gereken en önemli zaman dilimlerinden geçmekteyiz. Dünya da  bu gün Hakkın ve adaletin ayaklar altına alındığı ve özelliklede din kardeşlerimizin  ezildiği, hor görüldüğü, tuzaklarla kandırıldığı ve öldürüldüğü hepimizin malumudur. Dolayısıyla her Müslüman kendine düşen cesaret örneğini göstererek düştüğümüz bu durumdan ayağa kalkmamız için çaba sarf etmelidir. İlimde, siyasette, ekonomide, eğitimde, sanatta ve diğer her alanda cesurca kararlar almalı, lüks yaşantımızdan feragat edip kazandıklarımızı ümmetin hayrına harcamalı, hak ve adalet adına idarecilerin aldığı her kararın arkasında yiğitçe durmalıyız.
Tek vatan, tek ümmet, tek bayrak,tek devlet için biraz daha cesaret
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155