Annesinin yanına sığınmış korkulu ve kaygılı gözlerle sohbetimizi dinleyen bir çocuk yanıma yaklaştı

—Öğretmenim,  bir şey sorabilir miyim?

—Ah yavrum! tabi ki de sorabilirsin. Diye yutkunarak cevap verdim. Ne sormak istediğinden korkarak…

Korktum, çünkü burası bir kadın sığınma eviydi.

Her hafta gittiğimde değişik bir hikâye ile karşılaştığım bu yerde dağların bile yüklenemediği insanlık yükünün ağırlığını hissederdim. Hele de anneleriyle beraber sığınmış yavrular varsa bu yük iyice ağırlaşır gök kubbe üzerime inerdi.

Ve olan oldu. Çocuk benim hiç cevap veremeyeceğim bir soruyla dünyamı allak bullak etti.

—Okulda din kültürü öğretmenim dedi ki “ Siz Allah’ın ismini çokça tesbih ederek dua ederseniz, Allah duanızı kabul eder” bende babam bizi dövmesin diye hep dua ettim ama herhalde tesbihin sayısı az oldu. Şimdi tekrar tesbihe başlasam bu sefer kabul eder mi? Babam annemi ve beni yine döver mi?

Vah ki ne vah!

Gökler çatladı, yer yarıldı ve cehalet kapladı beni. Gözlerimden akan yaşlar kimi ya da neyi temizleyebilirdi ki…

Kıyamete kadar kendi adıyla anılacak ve ona ait bir canı emanet olarak aldığını bilmeyen bir babanın suçunu mu?

“Evlatlarınız sizin için bir sınav sorusudur” ( Tegabun, 64/15, Enfal 8/28.) buyuran Rabbimizin kitabını yeterince anlatmayan bizleri mi?

 Ya da “Ailenin senin üzerinde hakkı var” ( Buhari, Edep 86) diye çırpınan, “sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım” (Tirmizi, Menakıb 63) sözleriyle örnek olduğunu gösteren bir peygamberi sözde kabul eden Müslüman cemaatin lakaytlığını mı?

Suçun neydi ki ey çocuk, dünyada iken mezara soktular seni.

Şimdi seni hangi sözlerimle oradan çıkarabilirim ki…

Maalesef ülkemde babalarının- annelerinin,  dedelerinin- nenelerinin, akrabalarının, anne babası olmadığından başkası tarafından yetiştirilenlerin şiddetine uğrayan binlerce yavrumuz var. Bu günah sadece onların değil, hepimizin günahı. Belki de savaşın vurduğu çocukların perişan hallerini izleyerek duyarsızlaştık. Ya da başka sebeplerden; hayvanlara, çiçeğe, böceğe olan merhamet duygularımızı küçücük bedenlerden esirgiyoruz.

Gelin efendiler! Er kişi niyetine bu kitabı tekrar okuyalım.

Çocuklar anne ve babalarına, kadınlar Rabbimizin sorumlu kıldığı erkeklere (babaya, kocaya, kardeşe) emanettir. Emanetinizi güzelce muhafaza ediniz.

            Onları dayakla terbiye edemezsiniz. Onlara karşı merhametli olmalısınız. Çünkü yedirdiğiniz her lokmadan size sevap vardır.Onlara yaşattığınız güzelliklerle Rabbinizin rızasına bir adım daha yaklaşmış olacaksınız

O küçük ve savunmasız bedenler, sizin yüksek oktavlı çirkin sözlerinizle yaralanmakta,  aldıkları her fiziksel darbede ruhları hastalanmaktadır. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

Bu minik bedenler, sizin onlar için ne kadar çabaladığınızı veya yorulduğunuzu anlayacak çağda değiller.Siz tüm yüküne rağmen ailesine karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü, torunlarını öpüp koklayan, onlarla gülüp oynayan hatta kucağına alıp hutbe okuyan ve torunu sırtında iken namaz kılan bir peygamberin ümmetisiniz.

Çocuklar dünya hayatının meyveleridir. Onları taşlamak yerine af ve mağfiret davranışlarıyla tüm aile fertleriyle el ele vererek evlerimizi cennet bahçelerine çevirmek bizim elimizdedir. O halde hem dünya hemde ahirette hüsrana uğramamak için bize öğretilen duaya amin diyelim.

“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allaha karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” (Furkan 25/74)

-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sevim BALAL 2019-03-12 13:42:10

ALLAH merhameti ve vijdani olmayan Er ileri Ruhunu da teslim alsın...Allah Razı Olsun Fatima Hocam.