Büyüklerimiz televizyon için hep ‘Şeytan İcadı’ diye bahsederdi. Günümüzde de şöyle bir etrafımıza baktığımızda da ne kadar haklı olduklarını görüyorum. Şimdilerde televizyon, telefon gibi teknolojik aletler çocukların daha ilk aylardan itibaren ilgisini çekiyor. Bebekler büyüyüp özellikle müziğe ilgi duymaya başladıkça müzik eşliğinde verilen görüntülere fazla ilgi duymaya başlıyor. Televizyonda ise ses ve görüntü bir arada verildiği için çocuklar daha kolay etkileniyor.

Anne babalar çocuklara rahat yemek yedirebilmek veya sakince oturmaları adına televizyon seyretmeye teşvik ediyor. Bu da çocukların üzerinde olumsuz etki oluşturabiliyor. Sadece bu da değil ebeveynlerin akşam izledikleri dizilerdeki konularda çocukları bir hayli etkiliyor. Çocuklar anne babalarına bakarak model alma yoluyla zaman geçirme ve eğlenme aracı olarak görüyor.

Kimi anne baba da televizyonun çocuklar açısından öğretici olduğunu düşünür. Oysa en etkin öğrenme yolu deneyerek, yaşayarak öğrenmedir. Fazla televizyon karşısında kalan çocuklar direkt bilgi almaya alışır ve insanlarla etkileşime giremez. Kaldı ki günümüzde televizyon dizileri ve programları pek de iyi bir örnek teşkil etmiyor.

Bazı çizgi filmler, diziler de aşırı şiddet veya çocukların daha küçük yaşta cinsel içerikli görüntülere maruz kalmalarını sağlıyor. Bu da çocuklar üzerinde birçok olumsuz etkiye yol açıyor. Çocuğun gelişiminde önemli bir yer edinebiliyor. Kaldı ki çocuktan ziyade ebeveynler bile bir dizi izlerken ondan etkilenebiliyor.

Günlerce merakla bir sonraki bölümü bekleyen anne babalar, dizilerde ki rollerin etkisine kapılıp gidiyorlar. Dizilerde mahrem alanlar bile artık normal hal almaya başladı. Hatta daha geçtiğimiz günlerde RTÜK’e giden şikayetlerin analizlerini okudum. Haberi okuduğumda gördüm ki Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna vatandaşlardan ulaşan şikayetlerin büyük bölümü dizi ve filmler ile igiliymiş.

RTÜK 2018 yılına ait vatandaş bildirimleri yıllık raporunu açıklamıştı. Geçen yıl 124 Bin 234 kişi çeşitli kanallar üzerinden RTÜK’e şikayette bulunmuş. Ne acı ki bunun 123 Bin 409’u televizyonlar için, 825’i ise radyo yayınları için yapılmış. Üstelik en çok da şiddet içerikli ve yasadışı eylemlerin yansıtıldığı sahnelerin özellikle çocuklara ve gençlere olumsuz örnek olduğu gerekçesiyle şikayet edilmiş.

En ilginç olanı da şikayetlerden birini bir çocuk yapmış. Çocuk yaptığı şikayet başvurusunda babasının bir dizideki karısını döven karaktere çok benzediğini belirtti. Çocuğun şikayette yazdığı ifadelere şu şekilde; “Annemle ben şu an babamdan kaçıyoruz. Lütfen diziyi bitirin. Kaç gündür size şikayet etmeye kalktım. Her seferinde beni dövdü. Lütfen bitsin de babam anneme aynısını yapamasın.”

Düşünün biz anne baba olarak şikayet ederken şimdi ise çocuklarımız anne babalarını RTÜK’e diziler yüzünden şikayette bulunuyor. Bir çocuk ola ki dizilerden etkilenen bir baba yüzünden annesiyle beraber ‘sürekli babamdan kaçıyorum’ desin. Ne kadar doğru bu ifadeler? Veya vicdanlarımızı, vicdanlarınızı hiç sızlatıyor mu acaba?

Bu konu hiç küçümsenecek bir konu değil. Televizyonlarda diziler, programlar yasaklansın da demiyoruz. Ama kötü alışkanlık olduğu için sigarayı kaldırdığımız gibi şiddeti, mahremiyeti, cinselliği de kaldırsak ya. Etrafımızda çok görüyoruz. İzlediği diziden etkilenip gidip arkadaşını bıçaklıyor, silahla yaralıyor. Ya mahremimiz. Evimizin içine kadar girdi bu diziler.

Bir ailenin en mahrem yeri evidir. Dizilerde sevilen karakterler rol gereği her türlü şeyi yapıyor. Kamera karşısında çocukların kötü örnek alabileceği her şeyi yapıyorlar. Sadece çocuklara mı? Tabi ki hayır. Çok eşliliğin meşru olduğunu gösteriyor kimisi. Ve ne yazık ki günümüzde de bunlar normal karşılanmaya başlandı. Ne hikmetse de bunun adına ‘Sanat’ deniyor.

Sanat dediğimiz bu değildir. Benim bildiğim ve anladığım sanatta çocuklara, anne babalara, gençlere iyi örnekler olarak ülke ve aile kavramını hatırlatmakla olur. Ama günümüz dizileri aile kavramını ortadan tamamen kaldırdı. Çocuklarımız mahallede arkadaşlarıyla çıkıp top oynayamıyor. Saklambaç, yedi tuğla, ip atlayamıyor.

Bunun tek sebebi elbette ki diziler mi değil. Burada dizilerde %50 bir hata varsa geriye kalan %50 de hiç şüphesiz ebeveynlerden kaynaklanıyor. Sırf çocuk yemeğini yesin, usluca otursun diye veriyoruz kumandayı çocuk da istediği kanala geçip ilgisini çeken herşeyi izliyor.

Sevgili anne babalar sizlerden ricam çocuklarınızı, eskilerimizin de dediği gibi mümkün mertebe ‘Şeytan İcadı’ televizyonlardan uzak tutalım. Tutamıyorsak da sizin kontrolünüzde olsun. Olsun ki RTÜK’e bir daha ‘Annemle ben şu anda babamdan kaçıyoruz’ ifadesiyle şikayet gitmesin. Vesselam. . .

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199