İletişimin tabii gelişim seyri içinde, gerek iletişimin şekli ve içeriği gerekse kullanılan araçlardan hareket etmek suretiyle birçok özgürlük ve hak kavramı ortaya atılmıştır.
Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, yazma özgürlüğü, yayınlanma özgürlüğü, basın özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, bu özgürlükler sonucu ortaya çıkan bilgilenme hakkı, haber verme hakkı... gibi. Bu hak ve özgürlüklerden bir kısmı tarihsel süreç içerisinde icat edilerek ortaya çıkan bazı yeni araçlarla ilgili bulunmakta,  bir kısmı ise değişen ve gelişen özgürlük anlayışı sonucu terminolojide yerini almaktadırlar. Basının düşüncelerini açıklamasında en önemli araçlardan olduğu düşünüldüğünde basın özgürlüğü genellikle haber,  fikir, ve düşünceleri çoğaltıcı araçlarla serbestçe açıklayabilmek özgürlüğü olarak tanımlanır. (Korkmaz,2005:7 -10)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. Maddesine göre '' ifade özgürlüğü ancak önemli başka bir amacın geliştirilmesi yönünde toplumsal bir gereksinimin baskısı varsa sınırlandırılabilir.'' Bu özgürlük yasalarca belirlenmiş olan koşullara bağlı ve '' demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin yararı için zorunludur.'' (Belsey ve chadwick, 2011:70)
T.C. 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre: Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme,yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlemesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.(www.tbmm.gov.tr./04.01.2015)
Düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün en olağan yollarından birisi basındır. belirli bir olay, konu ve durum hakkındaki düşünce ve kanaat genellikle basılmış eserlerle,yani gazete, dergi, kitap, bröşür, bildiri veya el ilanı yolu ile açıklanır. Kişilerin düşüncelerini açıklamaları ve çeşitli konularda bilgi edinmeleri düşünce görüşlerin yazılı ve görsel basın aracılığıyla başka kişilere, topluma ulaştırılabilmesine bağlıdır. demokratik toplumlarda kişiyi ve toplumu aydınlığa kavuşturacak daha mutlu bir yaşantı düzeyine ulaştıracak olan '' gerçek'' ancak farklı inançların serbestçe tartışılması; her şeyin gün ışığına kavuşturulması sayesinde ortaya çıkar Toplumun kültürel, ekonomik, sosyal gelişmesinde eğitimde milletlerarası ilişkiler alanında bütün kitle haberleşme araçlarının ve bu arada basının işlevi inkar edilemez özgürlükçü insan haklarına dayanan demokratik devletlerde, halkın devlet yönetimine katılımının amacına uygun bir şekilde sağlanması ancak özgür bir basınla mümkün olabilir. Devlet organlarının, özellikle yürütmenin denetimi, seçimlerde tercihe dayanak teşkil edecek gerçeklerin ortaya çıkması, kamuoyunun oluşturulması, oluşan kamuoyunun yöneticelere duyurulması; yöneticiler açısından da halkın bilgilendirilmesi ve düşüncelerinin halka aktarılması basın-yayınla gerçekleşir.(Acabey,2013:2) 
Tüm dünyada basının özgürlüğünü etkileyen ortak unsurlar vardır. Bu unsurlar arasında ilk sırada sayılabilecek olan sermayedir. Sermaye, dünyada basının işlevini özgürce yerine getirmesini önündeki ortak engel olarak gözükmektedir. ''Basının birinci işlevi ileti aktarmak değil farklı söylemlerin mücadeleye girişebilecekleri bir alan oluşturmaktır''. Basının  yukarıda ki tanımda belirtilen ''işlevi'' nasıl algıladığı ve uyguladığı üzerinde farklı görüş ve yorumlar bulunmaktadır. Bunlardan ilki basının ''ideoloji'' bir bakış açısının olduğu yorumudur. Stuart hall'e göre basının en önemli işlevi ''...anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir. Bu ideolojik işlevi göz ardı eden hiçbir araştırma medyanın toplumsal süreçte oynadığı rolü tam olarak ortaya koyamaz.'' Hall'ın anlamın toplumsal inşasından kastettiği şey, basında ileri sürülen görüşlerin iktidarla bağlantılı olduğu ve ''simgeler yaratma gücünün'' tarafsız olmadığıdır. (Yıldırım,2006)
2012 Yılında ''Türkiye'de basın ve ifade Özgürlüğü; Güncel Gelişmeler''  adlı konferans raporuna göre: Türkiye'de ana akım medya ortamı 1990'ların neo-liberal bağlamında yeniden şekillenmiştir. Şu andaki durumda büyük medya holdingleri aslen bütün ana akım basılı ve görsel medyayı ellerinde tutmaktadır. Birçok durumda bu holdinglerin sahipleri ve hükümet arasında, himayeci olarak tanımlandığı ortak çıkarlara dayalı ilişkiler mevcuttur. Medya patronları ve devlet arasındaki bu spesifik ve himayeci ilişki gazatecelerin üzerinde daha çok baskı oluşmasına sebep olmakta ve ''korku  iklimini güçlendirmektedir. Bu şartlar altında basının editoryal özgürlüğü kuşkuludur. Gazetecilerin eleştirisel duruşlarından dolayı uyarıldıkları, hatta işlerinden oldukları görülmektedir. Avrupa parlamentosu'na ve Avrupa konseyine sunulan (Brüksel,09 kasım 2010) Türkiye 2010 ilerleme raporunda ki tespit Türkiye'nin  basın özgürlüğü bakımından içinde bulunduğu durumu göstermektedir. ''Basın özgürlüğü ve basında çoğulculuk da dahil olmak üzere ifade özgürlüğü konusunda,açık ve serbest tartyışma sürmüş ve genişlemiş olmakla birlikte sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Bununla birlikte, Türk hukuku, AİHS'YE ve AİHM içtihadına uygun şekilde ifade özgürlüğünü yeterli ölçüde güvence altına almamaktadır.Gazetecilere karşı açılan dava sayısının fazlalığı ve internet sitelerine sık sık getirilen yasaklar endişe konusudur.Basın üzerindeki gereksiz siyasi baskılar ve yasal belirsizlikler uygulamada basın özgürlüğünü etkilşemektedir"(www.bianet.org/08.01.2015).
Demokratik bir devleti niteleyen üç klasik güç; yasama,yürütme ve yargı özellikle yasama,kamu otoritelerini yalnızca editörlerin ve gazetecilerin ifade özgürlüğünün çerçevesini belirlemekle ve bu özgürlüğü güvence altına almakla değil,aynı zamanda yurttaşların doğru,tarafsız,dürüst enformasyon alma hakkını korumaklada yetkılendirir,çünkü tıpkı eğitim hakkı ya da geniş anlamda bilgi edinme hakkı gibi her ne kadar bu iki kavram değişimli olarak kullanılıyorsa da enfarmasyon bilginin bir uzantısıdır.(irvan,2014:352).
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.