Depresyon tüm nüfusu etkileyen en çok yaygın psikiyatrik tanılardan biridir. Tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanabilmekte ve genel ruh sağlığını tehdit etmektedir. Hastalığı tanıyıp uygun tedavi biçimleriyle tedavi edildiği takdirde yaşam kalitesini arttırmak mümkün olabilir.Duygudurum bozuklukları, belirti ve araz kümelerinden oluşan, süresi haftalardan aylara kadar uzayabilen, kişinin her zamankin işlevselliğin belirgin derecede değiştiği, dönemsel ya da döngüsel biçimde yinelemeye eğilimi olan sendromdur. Depresyon sözcüğü çökkünlük, kederli hissetme, işlevsel ve yaşamsal aktivitenin azalması gibi anlamlarda kullanılan elem-keder duygularını içeren duygusal bir yaşantıdır. Kelime kökeni olan ‘’depress’’ sözcüğü ise, Latince “depressus”tan, yani “alçakta olmak, bastırmak ”tan gelmektedir.[1]Bu gibi duygular, olumsuz yaşam olaylarına karşı yaygın olarak verilebilen bir tepki olarak izlenebilir. Ortaya çıkan her benzer duygu durumunu, depresyon olarak kabul etmemelidir. Depresyonda bu gibi duygular hem süreklidir, hem de kişinin günlük yaşamını ve işlevselliğini bozacak düzeyde yoğun olarak izlenir. Depresyon tipik olarak olağan etkinliklerden ve daha önce kişiye zevk veren durumlardan artık eskisi gibi zevk alamamama ve bunlara karşı ilginin kaybolmasıyla kendini gösteren, çökkünlük, karamsarlık yanında keder ve elem duygularıyla seyreden depresif bir duygudurumu, gerek mental gerekse fiziksel alanda enerji azlığı ile kendini gösteren psikomotor yavaşlama, düşünce içeriği kısıtlılığı ile belirgin bilişsel yavaşlama ve işlevsellikte azalma ile kendini gösterir.

Depresyonun seyrinde genetik, biyolojik ve psikososyal etmenler söz konusu olabilmektedir. Ailenin depresyon öyküsü, beyindeki nörotransmittersistemleri arasındaki dengesizlikler ve Freud’un ilk yaşam deneyimleri, hayal kırıklıkları, Beck’in çocukluk çağında yaşanılan deneyimler depresyona girilmesinde etkili rol oynayabileceği ifade edilmektedir.

Klinik gözlemlerde belirtilerle karşılaştığımız depresyonun, çökkün duygudurumu, ilgi azlığı, sıkıntı ve bunaltı hissi, bilişsel bozukluklar, düşünce süreci ve akışında bir bozulmalar, suçluluk ve değersizlik düşünceleri, olumsuz düşünceler, obsesifruminasyonlar, kilo kaybı, cinsel isteksizlik, uyku bozukluğu vs. gibi çeşitli belirtilerle karşılaşmaktayız. Bu belirtilerin klinik nazarda belirli bir süre takip edilmesi ve ona göre karar verilmesi tanı açısından önemlidir.

Depresyonun çeşitli tedavi yöntemleri de mevcuttur. Bu yöntemler arasında antidepresan tedavisi, ect tedavi, depresyonun bilişsel terapisi ve depresyonun dinamik terapisi depresyonun tedavisi açısından önemlidir. Depresyon tedavisi üstenen ruh sağlığı alanında uzman kişilerden yardım almak iyileşme sürecinde en önemli adımlardan bir tanesidir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155