Türkiye tarihinin en önemli seçim dönemlerinden birine girdi. Halkın tercihleriyle oluşan sistem arayışında yeni bir evredeyiz. Farklı zamanlarda seçimlerin kritik etkileri vardır. Başkanlık Sistemi’nin fiili olarak test edileceği bir seçimin arefesindeyiz. Çokça tartışılan bu sistemin Türkiye için pratikte nasıl bir anlam ifade edeceği çok önemlidir. Çünkü siyasal yapı ülkenin geleceğini en çok etkileyen etkenlerden birisidir. Başkanlık sisteminin Türkiye için yerel ve küresel anlamda nasıl bir yere oturduğu noktasında beklentiler farklılaşmaktadır. %51 ile referandumda kabul edilen yeni siyasal yapı muhaliflerce ilk seçimden sonra tekrar parlamenter sisteme döndürülmesi hedefleniyor. Ancak geri dönüş mümkün olmayacaktır. Şimdi esas beklenti başkanlık sisteminin pratiğinin nasıl olacağıdır. Erdoğan liderliğindeki modelleme beklentileri ne kadar karşılayacaktır? Başkanlık sisteminin ekonomik, siyasal, kültürel dönüşümde nasıl bir anlam ifade edeceği merak konusudur.

Başkanlık Sistemi gibi bir sisteme öncülük eden Ak Parti’nin yeni siyasal psikoloji ve sosyoloji içindeki yeri tartışılmaktadır. Nihai anlamda seçmenin tercihinde ideolojik etkenler rol oynayacaktır. Ak Parti’nin “Muhafazakâr demokrat” kimliğine MHP ile ittifak neticesinde eklenen “Milliyetçi” anlayışın seçmen tercihindeki karşılığı test edilmiş olacaktır. Özellikle bu yeni tercihlerde hassaten Kürtler’in tercihinde bu ittifakın yansımasının nasıl olacağı merak konusudur. Ak Parti- MHP- BBP ittifakının bu çizgisi gelecek seçimlerde de nasıl bir noktaya evrileceği noktasında bir yön tayin edecektir.

Başkanlık seçimindeki ittifak arayışları bir yandan ideolojik tercihleri aşan bir süreci zorunlu kılmıştır. CHP- İyi Parti ve Saadet Partisi oluşturduğu ittifakta bu ideolojik tercihlerin etkisini kaybettiğini gözlemlemek mümkündür. Ancak bu ideolojik tercihlerin tamamen etkisini yitirdiği anlamını taşımayacaktır.

Başkanlık sisteminin iki kutuplu siyasi anlayışı yansıtması ve bunu oturmasını zorunlu kılması beklenmektedir. Bu siyasal iki kutuba hangi isimler verilecektir? Kanaatimce Ak Parti- MHP- BBP çizgisi Demokratları, CHP- İyi Parti- Saadet Partisi ise Cumhuriyetçileri tasvir etmektedir. Türkiye’nin siyasal aklında seçmenin tercihinde nasıl bir karşılık bulacağını birlikte göreceğiz. Yalnız bu konudaki siyaset tasarımcıları demokrat ve cumhuriyet kampını tersi bir konumda da ifade etmektedirler.

Başkanlık Sistemi’nin referandumda kabul edilmesinden sonra Ak Parti’deki iç değişimin seçmen nezdindeki karşılığını bulmak mümkün olacaktır. İstanbul ve Ankara gibi iki büyük ilin belediye başta olmak üzere belediye başkanlarının değişimi, bizzat Erdoğan tarafından dillendirilen “metal yorgunluk” ve “davaya ihanet” olguları, yeni parti kongrelerinin tabandaki karşılığı gibi birçok unsurun seçmen tercihinde yansıması olacaktır. 

Başkanlık seçimlerine giderken MHP- İyi Parti gerilimin seçmen tercihindeki etkisi en çok merak edilen konuların başında gelmektedir. İki farklı ittifakta konumlanan bu partilerin Türkiye’nin siyasal dönüşümündeki etkileri artmaktadır. MHP, ittifak zemini olmadan var olamayacağını gördüğü için Ak Parti ile zorunlu- doğal bir ittifak zemini oluşturmuştur. Bu zemin MHP’nin Türkiyelileşmesini ve bazı sorunlara bakış açısını değiştirmeye zorlayacaktır.

CHP’nin siyasal duruşu Türkiye merkezli değil kendi içindeki tartışmaları merkez alan bir anlayış üzerinden gitmektedir. Son kongrede Muharrem İnce’nin Kılıçdaroğlu’na karşı aldığı ciddi oy ile birlikte, İnce’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde alacağı oy oranı CHP içi dönüşümü de etkileyecektir. Yeni ittifak zeminleri en çok CHP’yi etkileyecektir. CHP, şu anda muhalefeti koruyan ve kollayan bir çizgide konumlanmaktadır. Bu konumlanma dil ve üslubunu da değişime zorlayacaktır.

Yeni ittifak sistemi küçük partilerin bile mecliste temsil edilmesini sağlamaktadır. Bu da başkanlık sisteminin baraj eksenli sorunların aşılarak ittifaklara dayalı işbirliğini zorunlu hale getirmesidir. Daha yeni denenmesine rağmen yeni ittifak zeminleri toplumun mecliste temsilini mümkün kılacaktır.

Yeni ittifak zeminleri Türkiye’de tartışılamayan sorunların tartışılmasını zorunlu kılacaktır. İdeolojik, etnik, kültürel farklılıklar gözetilecektir. Ancak sadece bir etnik, ideolojik dil ve çalışmanın da bir anlam ifade etmeyeceği görülecektir. Bu süreç farklı kesimlerle konuşmayı, buluşmayı, tartışmayı mümkün olacaktır. Getto siyaseti kendisini sokak siyasetine bırakacaktır.

Başkanlık sistemi vesayet tartışmalarını geride bırakacaktır. Askeri- sivil bürokrasi- yargı- sermaye ve küresel çetelerin yönetim üzerindeki vesayeti geride kalacaktır. Güçlü bir sivil irade gayr-ı meşru tüm müdahaleleri yok edecektir. Başka türlü olursa halkın tavrının nasıl olacağını 15 Temmuz’da birlikte gördük. 

Yeni bir devrimin arefesindeyiz. Türkiye’nin yeni yüzyılı başlıyor. Yeni Türkiye kuruluyor. Son 300 yüzyıllık gerileme ve içe kapanma dönemi bitmiştir. Türkiye dünyaya taşıdığı değerler ile yeni bir varlık alanı açacaktır. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.