Dindar olunca psikolojisi bozulmaz diyenlere cevap vermeye devam edelim.  Dindar psikolojisi nasıl olur. İdeal bir dindarın psikolojisi çok dalgalanma göstermemeli. Bütün dünya onun olsa sevinmez. Ya da sevinebilir ama bu sevinci kontrollüdür. Emanet olduğunu düşünerek fazla aşırıya gitmez. Bütün dünyayı kaybetmese aşırı üzülmez. Zaten gidecekti diye düşünebilir. Burada zaten üzülmek ve sevinmek normaldir. Normal olmayan duygu bunların aşırısıdır. Çökkünlük ve taşkınlık bu duyuların normal olmayanlarıdır. Dolayısıyla dindar kişinin aklında sürekli din sahibinin adı vardır. Aklı ona bağlı olunca boşluklara daha az kayma gösterir. Dolayısıyla akla bağlı olması gereken duyguları da çok sallanmaz. Değişkenlik göstermez ve kontrollüdür. Kendini bu açıdan kaybetmez. Dindar insan severse dini için sever, sevmezse dince sevilmediği için sevmez. Öfkesi de bu çerçevededir. 
Peki, biz kendini dindar kabul edenler böyle miyiz? Yoksa çıkarlarımıza uygun geleni seviyor, uygun gelmeyeni mi sevmiyoruz. Bizimle aynı takımı tutanları tutuyor, tutmayanları mı lanetliyoruz? Kararlarımızı verirken akla, mantığa, dine göre mi karar veriyoruz? Yoksa aklımızın ya da cebimizin bağlı bulunduğu merkeze göre mi karar veriyoruz. Eğer sonradan saydıklarımıza göre karar veriyorsak tutarsızlık var demektir. Duygularımızda da tutarsızlık var davranışlarımız da. Doğru ile yanlış az çok belirlenmiştir. Haram ile helalin sınırları çizilmiştir. Referanslar isteyen ve arayan için bellidir. 
Hal böyle olunca hayatımız gibi psikolojimiz de karma karışık olur. Sonra dindarın psikolojisi mi bozulur deriz kendi kendimize? Hükümlerimiz de böyle mesnetsiz olur. Bir karar verirken aklımızı vicdanımızı kullanarak karar verirsek psikolojimiz de daha sağlam olur. Daha az dalgalanma yaşarız. Vicdan olamasa da en azından akıl olsun. Aklın rehberliği referans alınabilir. Gelişmiş toplumlar buna göre karar veriyor. Zaten kutsal kitabımız da da sık sık muhatabına hitaben hiç akletmez misiniz, düşünmez misiniz, etrafınıza bir bakın demiyor mu? Bir anlık tefekkür bin anlık ibadetten evla değil mi? Zihinle yapılan bedenle yapılan dan daha makbul değil mi? Biz ne yapıyoruz. Aklımızı çalıştırmadan, çenemizi elimizi ayağımızı çalıştırıyoruz. Yıkıp yağmalamaya gelince mahir, yapıp onarmaya, düşünmeye gelince o kadar becerikli olamıyoruz. Ondan sonra kafasını kuma gömen deve kuşu gibi kendi kendimizi kandırıyoruz. Vesselam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.