Oyun kurucu muyuz? Yoksa birilerinin hazırladığı oyunda oynayan bir oyuncu muyuz? Yeni Ortadoğu Düzeninde hangi planın parçası olarak tavır alıyoruz? Devrimler olarak sunulanlar, gerçekten devrim mi? yoksa sadece yöneticilerin devrilerek asıl hakim olanların gücünün devam etmesi ve pekiştirilmesi mi söz konusu... Aklımıza mukayyet olalım...
***
Hiçbir yer güvenli değil... Kapitalizm ve liberalizm, güvenlik ve özgürlüğü birlikte sunma iddiasındaydı. Kendi ülke sınırlarında güvenli ve özgür bir ülke ütopyasını kurmuşlardı.
Bu ütopya 11 Eylül New York saldırıları ile son buldu. Ve artık hiçbir yer güvenli değil... Güvenli olmadığı içinde özgür değil...
***
Trump'tan sonra Fransa'da Macron hakim küresel sermaye temsilcilerinden biri olarak seçimleri kazandı. Sermaye sınıfı içinden gelenlerin yönetim tecrübesi ve geleceği açısından olumlu beklentiler az. Küresel sermayenin temsilcileri öncelikle sermaye gruplarının çıkarlarını koruyacaktır. Kapitalist piyasa aklının hegamonik ve emperyal karakteri siyasi akla iyice nüfuz edecektir.
***
Rusya Aklı bize çok ters geliyor.
Rusya var olduğu zamandan beri, müslümanlara karşı her zaman kazanımlarla ilerlemiş.
Osmanlı'yı geriletmiş. Ortaasya müslüman- türk varlığını neredeyse ortadan kaldırmış.
Kafkasya'da müslümanların belini kırmış. Balkanlarda asimilasyonun en ilerisini gerçekleştirmiş.
Afganistan'da sadece yenik ayrılmış.
Türkiye ile yaşanan kriz, küresel boyutlu derinleşiyor.
Halen Rusya- Batı denklemindeki çatışma imkanları ile mesele idare ediliyor.
Rusya, Suriye'de Çin ve İran ile birlikte kalıcı hale gelecek.
Türkiye'nin yeni komşusu artık; Rusya...
Rusya'nın bölgeye gelişi öncelikle Kürt ve Esad unsurlarını öne çıkaracak.
İsrail- Filistin meselesinde, İsrail lehine bir tavır takınacak.
Mursi'nin değil Sisi'nin yanında yer akacak.
Çatışma alanının sınırlarının belirsizleştiği ortamda her an herşey olabilir.
***
Mısır'da Müslüman Kardeşler Hareketi; cemaat- parti ilişkisini birbirinde en iyi kaynaştıran örneklerden biridir. Türkiye'de ise partileşen cemaatler giderek zayıflamış, kitlesellik- teori arasında sıkışıp kalmışlardır. Türkiye'de cemaatler parti olarak siyaset- ekonomi- kültür- toplumsallık alanlarında bir şeylere karşılık gelecek pratik üretmediler. Seçim dönemlerinde pusuya yatarak- mevzilenerek edinebilecekleri maksimum çıkarı elde etmek için pazarlık yaptılar. Her pazarlıkta siyasal alanı biraz daha kaybetmiş ülke yönetecek bir perspektif üretemediler.
***
Kararlarda, tercihlerde, yorumlarda isabet ettirmede ölçü ortadadır: Adalet ve Zulüm- Tevhid ve Şirk... Bir uygulama- söz- yaklaşım- amel ile bir insana- gruba- topluluğa zulümde mi bulunuyorsun? Yoksa adalet üzere misin? Yine şüpheye mi düştün? Vicdanına- kalbine sor? O'nun hakemliği önemlidir. İnsanlığın vicdanı hakikatleri tüm yalınlığı ile ortaya koyuyor.
Herkes öncelikle İnsan'dır. Allah'ın biricik yarattığı iradedir. Ateist- Yahudi- Hristiyan- Budist- Putperest vd. Bunların canı- malı- namusu- nefisleri korunmalıdır. Müslümanlar bunların teminatıdır. Hidayet üzere giderek delaletten kurtarmaya çalışır.
İnsanlık vicdanı dediğimiz şey Fıtrat'tır. Fıtrat'ın her daim Allah'a verdiği söz ile diri tuttuğu mücadeledir. Umut buradadır. Çünkü söz yaşıyor ve yenileniyor. Tüm insanlık bunu taşıyor. Zaman, mekan, şartlar ve imkanlar değişse de bu ses vardır. Peygamberler bu söze çağırmışlardır insanlığı... 
Söz her insanın şahsında ve kurulan yapının dilinde yenilenir- dirilir. Tevhid; süreklilik ve yenilik içinde birliktir. Bu birlik temelinde her daim sözde yaşanan anın şahitliğini yerine getirir. Vicdan- kalpler hakikatin bekçisidir. Vicdan tevhide uygun olan da huzur, Şirk olanda huzursuz olur.
Tarihteki tecrübe olarak bir çok yorum yapılmıştır. Esas olan İnsan'dır. Her daim doğmaktadır. Onun verdiği söz(A'raf- 172) tevhidin nişanesidir. İnsan bu sözün benzerini Kur'an'da bulur. Kur'an insanlığın bu söze şahitliğini dile getirir. Sünnilik- Şiilik ve diğer tüm isimler esas değildir. Yeni bir isim bulmak gerekiyor. Bunlar o dönem yaşayanların isimleri- tecrübeleri- tanımlamaları... Doğru bir okuma ve anlama ile bu tecrübenin Hakikat'e düşen payını alır ve yolumuza devam ederiz. Bizim için temel sünnilik- şiilik- selefilik- mutezililik değildir.
***
Avrupa “sosyal devletleri” dediğiniz ülkeleri araştırdık mı? Evsizleri, sosyal boşlukları, patlamaları... Halen 100 önceki batı hayranlığı dili ile konuşuyoruz. Bu ülkelerdeki sınıflar arası uçurumları, göçmen politikaları ve en önemlisi kendi sınırlarındakini insan sayıp diğerlerini sömürü nesnesi olarak gören anlayış model olamaz.
Batı bu devlet sistemini kurarken dayandığı değerler; kendi içinde tutarsızlıkları ile beraber dış boyutu ile birlikte ele alındığında insanlık için umut olarak gösterilemez. Dünyayı ev insanlığı sömürü nesnesi olarak gören anlayıştan, ilkel milliyetçilik ile halen süren zulümden medet umulamaz. Bugün kendi ülkesindeki fabrikaları ucuz işgücü dolayısıyla Uzak Asya'ya yönlendiriyor. Bu mu örneklik ve model? Kendi ülkemizden Avrupa'yı hazır örnek olarak göstermek tarihi, zamanı, dili, dini ve gerçekliği yanlış okumaktır.
Batı veya Doğu, Kuzey veya Güney tek başına örneklik taşıyamaz. Taşıdığı değerler içinde insanlık vicdanına, adalete tekabül eden birikimlerden faydalanılabilir. Ama bu sadece Batı'da değil doğu- kuzey- güney ve asıl önemlisi kendi birikimimizde aramalıyız.
***
İsrail; dünyanın en korkak devletidir.
"Delikli boru icat oldu mertlik bozuldu"- Köroğlu
Batı'nın Doğu'ya istilaları- savaşlarının hiçbirisini insan gücü ile değil teknoloji gücü ile kazanmaya çalışmıştır.
Gökten- Uçaklar, füzeler, bombalar- toplar- yere-kara savaşına- inince yenilgileri tatmıştır.
İnsan karakteri ve cesareti; sahip olduğu teknolojiye bağlıdır.
Teknoloji elinde olmadığında; en korkak insanlara dönüşüyorlar.
İsrail, kadın, çocuk, yaşlı demeden anne karnındaki çocuğa değin Filistinlileri öldürmesi bu büyük korkusunun ürünüdür.
Yalnız, unuttuğu bir şey var ki; korkunun ecele faydası yoktur.
Teknoloji ile insan- insan, insan- devlet arasındaki mesafe artıyor. Son yüzyıldaki savaşlara bakınız. Savaş gökten yere inince iş değişiyor. Afganistan, Vietnam, Irak, Filistin, Somali buna en güzel örnekler. Silah teknolojisi ile yeni savaş türleri ortaya çıkıyor. Yıldız savaşları projeleri hazırlanıyor. Silahlar ile bir odadan savaşabiliyorsunuz. Play station gibi... Aynısı olacak.
***
Modern Zaman Parababaları- Emek Sömürücüler- Mülkiyet Hırsızları- Holding Patronlarına
Hesap Sorulmaya Başlanacak mı?
Sorgulamaların sonunda hak ettikleri ceza verilmese de, hesap sorma cesareti verecek söylem ortaya çıkıyor. Bu birazda hesap sorulanın gücünün zayıflığından kaynaklanıyor.
Çalışanların- emekçilerin- ter akıtanların sesi, Zenginlerin- Patronların sesinden daha çok çıkmadıkça Adalet tesis edilmeyecektir.
***
Batı, kendi çizgisi dışındaki medeniyet ve ülkelerden aldığı bütün haberleri, bilgileri, malzemeyi ve hammaddeyi Hakikat için kullanmaz.
Her daim bir pusu, silah, diz çöktürme ve kendi günahlarını örtbas etmek için kullanır.
***
Cehennem içinde yaşayan doğu bunu cennet ve cinnet geçiren batı, ısrarla bunu akıl diye sunmaya devam ediyor. Doğu ve Batı’nın insanı helake sürüklemesine müsaade etmemeliyiz. Bu çift yönlü kumpastan kendimizi kurtarmalıyız. Razı değil bundan rahatsız olduğumuzu, itiraz ettiğimizi, bu kaotik durumdan kurtulmak için mücadele edeceğimizi defaaten deklare etmeliyiz.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178