Dün ak dediğine bugün kara diyenler var. Dün övgüler dizenler bugün muhalefet ediyor. Muhalefet edenler elini eteğini öpüyor. Ne değişti sorusuna başkasının ağzıyla cevap veriyor. Senin fikrin nedir merak ediyorum. Senin kendi aklın muhakemen yok mu? Varsa buyur. Yoksa aklın cebine menfaatine mi bağlı? Menfaatin gereği bugün böyle söylemen mi gerekiyor? Bu demek oluyor ki yarın yine döneceksin. Halinden memnun musun? Emet desen de zannetmiyorum? Zannedersem kendini güvende hissetmiyorsun. Nereye kadar böyle devam edeceksin.  Bu aralar biraz rahat olabilirsin. Havalar puslu gidiyor. Elbet hava berraklaşacaktır. 

Yol epey kalabalıktı. Neşeler yerindeydi. İnsanlar gülüp eğleniyor. Yiyip içiyordu. Bu arada ölüm kalım meselelerinden dem vuruluyordu. Yol devam ederken toplanıp dağılıyorlardı. Çok yakınmıyorlardı. Aksine memnun görünüyorlardı. Bazen masrafları bile karşılıyorlardı. Sonra hava birden bozdu. Soğuk, ayaz oldu. Her şey ters yüz oldu. İnsanlar sağa sola kaçıştı. Bazısı soğuğa tutuldu. Nuh tufanıydı adeta. Etrafı sanki su kaplamıştı. Gemiye binen kurtulmuştu. Ama bu kez farklı bir gemiydi.

Tarih tekerrürler, devri -daimlerle doludur. Her seferinde dönekler karlı çıkıyor. Menfaatler davaları alt üst ediyor. Davalar havarilerle taşınıyor. Ve havarilerin sayısı hep az oluyor. Bugün beni koruyacak kim var diye sorulduğunda hep Uhud savaşındaki gibi bir avuç sahabeye kalıyor. Hz Musab gibi her şeyi terk ederek kollarını ve boynun verebilecek insanlar gerekiyor. Onlar davalarına inanmıştı ve dönmediler. Ölmek var dönmek yok dediler. Dünya menfaatini ahiretlerine tercih etmediler. 

Bugün onlardan kim kaldı. Nerede elif gibi dimdik duranlar. Onların yerini işine geldiği gibi konuşanlar aldı. Koltuğu uğruna gözü dönmüşler aldı. İnsana değer vermeyen caniler şimdi boy gösteriyor. Kendi psikolojileri her dönemde değişenler başkasına nasıl faydalı olabilir ki. Böyle bir ortamda moraller alt üst olmuş. Bakışlar şaşkın, kalpler kırık, gözler buğulu, ufukta.  Susadık, artık çatlayacağız, ne zaman yağmur yağacak bekliyoruz. 
Döneklik psikolojisinde hakim duygu korkudur. Ara ara gülebilir ama uzun sürmez. Kendi durumu aklına gelince birden gülmesi kesilir. Yalancı neşe kendini gerçek korkuya bırakır. Çoğunluklarda öfkelidir. Bu öfke de aslında korkunun ifadesidir. Her şey kontrolü altında olsun ister. Bu nedenle kuşkucudur yani paranoyak. Sanki her an kendisine zarar verileceği korkusuyla yaşar. Kendi gibi herkesi güvenilmez kabul eder. Bu düşüncesini çevresine de yansıtır. Çevresi de mutlu değildir. Ya yolunu onunla ayırırlar ya da onun gibi onunla yaşamaya devam ederler. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner183