Avrupa’nın Göbeğinde İnsanlık Soykırımı

İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Srebrenitsa Katliamı’nı anma günü olan 11 Temmuz, yine hüzünlü geçiyor. 8 bin Boşnak'ın, Sırp birlikleri tarafından katledildiği, Avrupa'da 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük insanlık trajedisi olarak tarihe geçti.

Avrupa’nın Göbeğinde İnsanlık Soykırımı

İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Srebrenitsa Katliamı’nı anma günü olan 11 Temmuz, yine hüzünlü geçiyor. 8 bin Boşnak'ın, Sırp birlikleri tarafından katledildiği, Avrupa'da 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük insanlık trajedisi olarak tarihe geçti.

11 Temmuz 2017 Salı 14:16
Avrupa’nın Göbeğinde İnsanlık Soykırımı

Srebrenitsa Katliamı 11 Temmuz 1995 günü yapılmıştır. Avrupa'nın göbeğinde gerçekleşen katliamın boyutları ve vahşeti hala yaşayanların ve tanık olanların kanını dondurmaktadır. Srebrenitsa Katliamı Bosna'da soy ve inanç karşıtı yapılmış en vahşi katliamlardan biridir. Bosna katliamı olarak da anılan katliamda, 8 binden fazla Müslüman Bosnalı kadın, çocuk, yaşlı, genç, erkek demeden Sırplar tarafından hunharca öldürülmüştür. Ölenlere ait günümüzde hala yeni mezarlar çıkan Srebrenitsa'da acı hala devam ediyor. Geçtiğimiz sene anma gününde 18 yaşına girmemiş 18 kişi ile 75 yaşında bir dedenin oğlu ve torunuyla toprağa verilmesi, acının hala devam ettiğini ve yapılan katliamın ne denli büyük olduğunu bir kez daha göstermişti.

BOSNA SREBRENİTSA KATLİAMI NEDİR? KİM YAPMIŞTIR?

Temmuz 1995'de Yugoslavya iç savaşı sırasında Sırp ordusu, "Krivaya 95 Harekâtı”nın bir parçası olarak Srebrenitsa'yı işgal etmiştir. Yaşanan bu olay bir işgal olarak kalmamış bir katliama dönüşmüştür. Çünkü Bosna – Hersek'in Srebrenitsa kentinde en az 8.372 kişi "Ratko Miladiç" komutasındaki ağır silahlı Sırp ordusu tarafından öldürülmüştür. Yapılan katliamda genç yaşlı demeden binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Yapılan katliama Sırp ordusunun yanı sıra, Bosna-Sırp ordusunun "Akrepler" olarak bilinen özel birlikleri de katılmıştır. Ne Birleşmiş Milletler'in Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmesi ne de kentte bulunan 600 Hollanda Barış Gücü askeri katliama mani olamamıştır. Srebrenitsa olayı, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa'da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak Dünya tarihine kazınmıştır. Yugoslavya'nın düşmesinin ardından, 1992 yılında Sırplar Yugoslav halklarına katliam uygulamaya başlamışlardır. Olaya müdahil olmak isteyen Birleşmiş Milletler 6 bölgeyi güvenli ilan etmiştir ve bu bölgelerden biri de Srebrenitsa'dır. Savaştan önce 24.000 nüfusu olan bu kent mülteciler ve dışardan kente sığınan insanlarla birlikte 60.000 nüfusa ulaşmıştır. Nüfusun artmasıyla bu kent artık hastalıklarla, açlıkla mücadele etmeye çalışan bir toplama kampına dönüşmüştür. Kenttekilerin kendilerini korumak için edindikleri silahlar da BM (Birleşmiş Milletler) güçleri tarafından güvenlik gerekçesiyle toplanmıştır. Sırp devlet Başkanı Radovan Karadziç'in emriyle, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerinin kente olan tacizleri sıklaşınca kamptaki insanlar silahlarının geri verilmesi için başvuruda bulunmuş; fakat kampın Hollandalı komutanı Thom Karremans bu isteği geri çevirmiştir. BM güçleri ise sadece kent üzerinde iki tane F16 uçurarak tepki vermişlerdir. Hollandalı askerler Bosna'daki BM Barış Gücü Komutanı Fransız generalden aldıkları emirle bir gece yarısı kenti boşaltmış ve bulundukları kampı içindeki 25.000 mülteci ile birlikte Sırplara teslim etmişlerdir. Hollandalı komutan tarafından Sırplara satılan (bu olay videokasetle kanıtlanmıştır) kent bir hafta süren katliamla Sırplara yenik düşmüştür.

KATLİAMI YAPAN HOLLANDALI ASKERLER TEDAVİ GÖRDÜ

1995 Temmuzu'nun sonlarına doğru yapılan katliamda, kenti Sırp askerlere teslim eden Hollanda askerlerinin çoğu daha sonra ülkelerine döndüklerinde psikolojik tedavi görmek zorunda kalmıştır. Hollanda hükümeti hiçbir sorumluluk kabul etmezken, kenti bırakarak Sırpların katliamına göz yuman 600 hafif silahlı Hollanda askerinin büyük bir bölümü pişmanlıklarını her fırsatta dile getirmişlerdir. Srebrenitsa kentinde yaşadıkları anları kitaplaştıran askerlerden biri olaydan dolayı yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle ifade etmiştir "Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum" İşte bu sözler, kentte uygulanan etnik kıyımın en büyük belgesidir. Srebrenitsa kentinde kurulan BM kampında tercümanlık yapan Hasan Nuhanoviç anılarında şunları paylaşmıştır; "Hollandalı askerlerin bulunduğu kampa gelerek, kampa sığınan insanların teslim edilmesini isteyen Sırp komutan, aksi takdirde kampın bombalanacağını açıklamıştır." Hollanda askerlerinin kendi canlarını kurtarmak için insanları tek sıra halinde teslim ettiğini aktaran Hasan Nuhanoviç kamp etrafında boğazlanan insanların çığlıklarını ve yalvarmalarını unutamadığını söylemiştir. Ne acıdır ki kampa sığınan ve Sırp askerlerine teslim edilen insanların arasında Nuhanoviç'in 18 yaşındaki erkek kardeşi Muhammed, annesi ve babası da vardır. Yaşadığı o günleri gözyaşları içinde anlatan Hasan Nuhanoviç katliamcılardan birçoğunu teşhis etmesine rağmen cezalandırılmadıklarını, hatta annesinin katili olan kişinin devlet dairesinde memur olarak görev yapmaya devam ettiğini belirtmiştir. Halen Saraybosna'da yaşamaya devam eden Hasan Nuhanoviç, yaşadığı bu üzücü ve kan donduran anıları 2007 yılında yazdığı " Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında-Srebrenitsa Katliamı" adlı kitabında paylaşmıştır.

SREBRENİTSA SOYKIRIMINI YAPAN KARACİÇ YAKALANDI

Srebrenitsa Katliam'nın baş sorumlusu olan Karaciç yakalandıktan sonra yargılandı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en önemli savaş suçları yargılamalarından biri olarak görülen davada mahkeme, Karaciç'in Srebrenitsa'daki Boşnak erkeklerin yok edilmesini istediğine hükmetti. Mahkeme ayrıca, Radovan Karaciç'i, Bosna savaşı sırasında 'insanlığa karşı suç işlemekten' de suçlu buldu ve toplamda 40 yıl hapis cezasına çarptırdı. Dava, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana savaş suçlarının yargılandığı en önemli dava olarak görülüyor.11 suçtan yargılanan Karaciç, 10 suçlamada suçlu bulundu, birinden aklandı. 70 yaşındaki Sırp liderin suçlu bulunmadığı iddia, Bosna'da işlendiği öne sürülen bir başka soykırım suçlamasını içeriyor. Karaciç'in avukatı, kararı temyize götüreceklerini söyledi. Temyiz sürecinin de yıllar sürebileceği belirtiliyor. Bosna-Hersek'te 1992-1995 yılları arasında yaşanan ve 100 binden fazla insanın öldüğü iç savaşın en önemli isimlerinden olan Sırp lider Radovan Karaciç, 21 yıl sonra cezalandırılmış oluyor. BM'nin soykırım olarak nitelediği 1995'teki Srebrenitsa katliamı sırasında aralarında çocukların da bulunduğu sekiz bin Boşnak erkek, Bosnalı Sırp gruplar tarafından öldürülmüştü.

SREBRENİTSA SOYKIRIMINI YAPAN KARACİÇ 13 YIL KAÇTI

Bosna-Hersek'teki iç savaş nedeniyle uluslararası mahkeme tarafından hakkında arama kararı çıkartılan Karaciç, uzun süre saklandı. 13 yıl sonra, 2008 yılında Belgrad'da bir otobüste yakalandı ve Lahey'de eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmak üzere Hollanda'ya gönderildi.

SOYKIRIMI YAPAN RADOVAN KARACİÇ KİMDİR?

Karadağ'a bağlı bir köyde, 1945 yılında bir ayakkabıcının oğlu olarak dünyaya gelen Karaciç, üniversite eğitiminin ardından psikiyatrist olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda şiirle de ilgilenen Karaciç'in bir kaç şiir kitabı yayımlandı. Şiir yarışmalarında ödül aldı. 1980'lerin sonlarından itibaren aktif olarak politika ile ilgilenen Radovan Karaciç, Sırp Demokrat Partisi'nde hızla yükseldi. Nisan 1992'de Bosna-Hersek'teki Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilen Karaciç, Sırbistan ile yakın bağları korumak için çabaladı. Bu çabaların sonucu olarak da, iç savaşta Boşnaklara yönelik bir etnik temizlik başladı. Sırp topraklarında yaşayan Boşnak ve Hırvatlar bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. Cinayet, sürgün, tecavüz ve rehin alma gibi çok sayıda saldırıyla birlikte yürütülen etnik temizlik sonucu, on binlerce insan hayatını kaybetti.

HOLLANDALI ASKERLERİN DENETİMİNDE SOYKIRIM

BM, 11 Temmuz 1995'de BM tarafından güvenli bölge ilan edilen ve Hollandalı askerlerin denetimine verilen Srebrenitsa kentinde işlenen katliamı 'soykırım' olarak niteliyor. Savaş ve insanlığa karşı suçun yanı sıra soykırımla da suçlanan Karadziç'in davası 8 yıl sürdü. Karaciç bu sürede, "dünyanın en insancıl hapishanesi" olarak bilinen Lahey yakınlarındaki Scheveningen gözaltı merkezinde kaldı.

YAŞAYANLARIN DEĞİL, SEYREDENLERİN UTANCI; TECAVÜZLER

Bosna Savaşında Müslüman neslini kirletmek ve Müslüman kadını psikolojik olarak çökertmek amacıyla, bilerek, planlanarak ve sistematik olarak yapılan tecavüzler, Bosna savaşının en derin, en acı, etkisini hala sürdüren ve unutulması ve kapanması mümkün olmayan yaralarından bir tanesi... Müslüman neslinin devamını sağlayan, nadide, temiz, iffetli Müslüman kadının başına gelebilecek en kötü, katlanılması en zor olay. Ölümden beter, insanı her gün öldüren, kahreden, kanını kurutan korkunç bir gerçek. Birçok tecavüzün, kadınların; çocuklarının, erkek kardeşlerinin ve babalarının gözü önünde yapılmış olması olaya başka bir boyut daha kazandırıyor; bu iğrenç olayın, sadece tecavüze uğrayanların değil, olayı izlemek zorunda bırakılan aile üyelerinin de hafızalarına kazınmak istenmesi, böylece hem yaşayanı, hem izleyeni cezalandırıyor olması. Tecavüzler toplama kamplarında kadınları hamile bırakana kadar devam eder. Ve artık çocuğu aldırmanın mümkün olmadığı bir süreye kadar kamplarda tutulurlar. Sonra da çocuklarını doğurmaları için salıverilirler. En genci 12 hatta aralarında 9 yasındaki çocukların olduğu 20.000 ila 50.000 kadına ve genç kıza tecavüz edilir. Bunlardan kesin olarak bilinmemesine rağmen, 1000 ila 2000 çocuğun doğduğu, pek çoğunun terk edildiği veya çocuk yuvalarına bırakıldığı, çok az bir kısmının anneleri tarafından yetiştirildiği söyleniyor. Pek çok kadın başına gelen olayı anlatmıyor, tanıklık etmeyi bile reddediyor, o sebeple kaç kadın bu olayı yaşamış kesin olarak bilinemiyor...

"HALA UYUYAMIYORUM"

 Geceleri hala uyuyamadığını ve o günleri hatırladığını anlatan Amir Efendiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şunları söyledi,"Hepsi yetmezmiş gibi, bir de alnıma haç kazıdılar. Ailemi, komşularımı öldürdüler. Tüm bunlara rağmen yaşamak zorundayım. Artık yaşamayı aldığım ilaçlarla ayakta durmak olarak görüyorum. Uyuyamıyorum, yemek yiyemiyorum. Alnıma kazınan haçı saklamak için yıllarca şapka taktım, aynaya bakmamak için uğraştım. Bizlere bunları yapan Sırp askerlerin yaptıklarından zevk aldıklarını anımsıyorum. Karıncayı bile incitemeyen bu insanlara yapılan bu zulme aklım ermiyor." Çelopek Toplama Kampı'ndan sonra Biyelina şehri yakınlarındaki Batkoviç'teki toplama kamplarına götürüldüğünü ifade eden Efendiç, burada da işkenceye maruz kaldığını, çatışmalarda canlı duvar olarak kullanıldıklarını kaydetti. Efendiç, kardeşinin de Sırp askerlerce esir alındığını belirterek, savaştan sonra kardeşinin sadece kafatasına ulaşabildiklerini anlattı.

İlimiz var o diyarda 
Garip kalmış tuzaklarda 
El uzatmış elimize
Buna can mı dayanır. 

Söndürdüler odumuzu 
Kopardılar gülümüzü 
Rabbim güldür yüzümüzü 
Buna can mı dayanır.

Kan gördü yeni bebekler 
Ana kucağını görmeden 
Minik eller cansız düştü 
Buna can mı dayanır. 

Söndürdüler odumuzu 
Kopardılar gülümüzü 
Rabbim güldür yüzümüzü 
Buna can mı dayanır. 

Şiir: Ömer Karaoğlu-Bosna katliamı üzerine
 

VUSLAT GAZETESİ

Son Güncelleme: 11.07.2017 14:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178