Okulların eğitim- öğretim hayatları boyunca öğrencilere öğrettikleri tek şey; ilkokuldan ortaokula kadar dört şıktan, lise ve üniversitede beş şıktan birini seçebilme becerisidir.

***

Eğitim Sınavında Kalmak
Sınavları yapanlar öğrencilerle kedi- fare oynar gibi oynuyorlar.
Türk eğitim sistemi sayısal dersleri devre dışı bırakmıştır. 
İlkokul 1. sınıftan itibaren öğrencileri okuma- yazma merkezli etkinliklerle aklını absorbe etmektedir. Okul müfredatına baktığımızda tamamen kolaylaştırmayı esas alırken sınavlar öğrenci seçmenin farklı zor soru tarzları denenmesine çalışılmaktadır 
Dershaneler, binlerce test kitabı ve on binlerce kağıdı çöpe atılmaktan başka değeri yoktur. 
Öğretmenler ders anlatmaktan çok işin kolayına kaçıp çok test sorusu çözümünü esas alıyorlar. Testler çözülüyor lakin ders- konu anlatımı yok, soru yok, tartışma yok, irdeleme yok. Bilmiş gibi yapan cahiller yetiştiriliyor.
Öğrenciler ise güya sınavda kendilerine yaramayacaklarını düşündükleri; kitap okuma, düşünme etkinlikleri, araştırma ve konu merkezli çalışma yöntemlerini terk etmişlerdir.
Öğrenciyi alanına ve seviyesine uygun bir okula göndermek için bu kadar saçmalık üretmenin ve kaos sürdürmenin anlamı nedir?

***

Okula Dönüş Zamanı
İslamileşme mücadelesi içindeki Müslümanlar eğitim faaliyetlerinde 80’li ve 90’lı yıllardaki dernek- vakıf merkezli çalışmalar yerine okul merkezli çalışmalar yapmalıdırlar.
Okullarımızda İslami şuur ve eğitim için her türlü imkan bulunmaktadır.
Öğretmenlerin sınıf merkezli ve idarecilerimizin okul merkezli bir perspektif çizmeleri gerekiyor. Okul ve sınıf bir yerde dursun, ben vakıf veya dernekte çalışma yürütüyorum,
demekle bir yere varamayız. Dernek ve vakıflarımızla destek ve ilişkilenme için zemin zaten müsaittir.
Okullarda verdiğimiz İslami şuur ve bilinç eğitimi için kullandığımız yöntemleri, dili ve araçları da zenginleştirmeliyiz. Öğretmen arkadaşlarımızın, hem akademik hem de davranış eğitiminde örnek ve öncü olmaları gerekiyor. Onlarca ve yüzlerce öğrencinin şahitliği ile hesabımızı vereceğiz. Zihniyetimizdeki okul- sınıf ile kendi aramıza ördüğümüz geçmişteki zihni engelleri kaldırmalıyız. Okullar eğitim ve hareket merkezine dönüşmelidir.

***

Dershaneleşen Hayat…
Türkiye'de her yer dershaneleşti.
Öğrenciler otobüste, evde, kütüphanede durmadan soru çözüyorlar. Konuştuklarında herkes günde kaç soru çözdüğünü konuşuyor ve yarışıyor- yarıştırıyor.
Artık konuşmalarda seçenekli olmaya başladı. Konuyu, meseleyi, durumu anlama, yorumlama, tartışma, eleştirme ve değerlendirme ameliyesi hoş görülmüyor.
Örneğin sınıfta ders anlatmaya ve konuşmaya başladığınızda hemen "hocam, bunların bize faydası yok. Test çözelim" diyorlar. Testleri ellerine aldıklarında herkes birbirinden cevap çalmaya çalışıyor. Hayat akışında sabitesi, ahlakı, anlayışı, duruşu olmayan insan yetişiyor.
Bunun yerine sürekli tercih etmesi için seçenek bekleyen insanlar oluyor. 
Kendisi olmayan tercihler arasında tereddütlü şekilde dolaşıp duran, kendisine sunulan tercihler dışında tercih ihtimaline yer vermeyen, doğruyu bulduğunu zannedip sürekli hayal kırıklığına uğrayan, bu hayal kırıklıkları için ruh- akıl yorgunluğu çeken insan karşımızda oluyor.
Okunan- çözümlenen binlerce test yaprağının eğitim- öğretim değeri bulunmuyor. Şu anda öğrencilerin yaptığı bir şey yok, yaptırılan şeyler var. Bu yapılanların her biri insanın düşünce- ahlak- kişilik- anlam arayışına yön veriyor. Değerlendirmeyi adaletli bir şekilde yapılmasını önleyen insanımızın ve dolayısıyla devletin ahlaksız olmasıdır. Herkes torpille, parayla, şantajla, kayırma ile, rüşvetle eğitim- öğretime yön verebiliyor.
Okulda derslerde test çözmek ile geçen derslere yanarım. Komedi ile trajedi arasında geçen dersler... Her test çözdürdüğümde öğretmen olmaktan utanç duyuyorum. Tüm benlikleriyle teste ayarlanmış öğrenci aklı, veli dayatması ve sistem mecburiyeti altında geçen azap dolu günler...

***

Diller Allah'ın ayetleridir, amenna...
Yalnız İngilizce'nin okullarda eğitim dili olarak yer alması Allah'ın ayeti olarak değil batı medeniyetinin hegamonyacı kibrinden ve etkisinden geliyor. 
Bulunduğumuz medeniyet havzasında halkın ve medeniyetlerin dili olan Türkçe, Arapça ve Farsça gibi dillere yönelik ambargo kırılmadığı müddetçe yeni bir dünya kuramayız.
Okullarda eğitim dili üzerinden nesilleri kuşatan ve dönüştüren yapısını göz ardı ederek, halen kendini düşük, aşağı, bayağı gören anlayıştan uzaklaşamadığımızı resmediyor.
Önce kendi diliyle konuşan, yazan, anlatan, araştıran bir nesilden ziyade başka dilleri kendi dili önüne koyan bir anlayışla Anadolu'nun ortasında hangi medeniyet inşa edilecek.
Dil noktasındaki tutumumuz gerçekte ufkumuzu yansıtıyor mu? Yoksa halen sosyal, siyasal, dini, ahlaki genlerimize sirayet etmiş 20. yüzyılın mağlubiyet psikolojisi mi bunları farklı eller ile devamını sağlıyor.
İngilizce dilinin kullanım olarak yaygınlığı ayrı bunu eğitim dili haline getirmek ayrı şeyler. Bu şekilde anadili başka olup İngilizce'yi eğitim dili haline getirenler sömürgeleşmiş ülkelerdir. Anadili yanında insanlık aleminin kullandığı diller öğretilebilir. Ayrıca akademik dünya dediğimiz dünya ülkeden ayrı farklı hangi gerçeklik üzerinden kendini ölçüyor? Hangi ülke olursa olsun başarısı hangi dil ile eğitim yaptığı değil ürettiği fikirler, makaleler, projeler, çalışmalar ile ölçülüyor.
Her şeyin sırrının İngilizce öğrenmekten geçtiği anlayışı özgürleşememiş akademik ruhun köleliğinin oluşturduğu bir Türkiye ezberidir. Akademya yapamadığı- beceremediği- zihinsel sakatlıklarının iyileştiremediği için her zaman böyle ezberler ile kendini ve başkalarını oyalamaya devam ediyor. Ümidlerimizi yeni yapılanlar üzerinden inşa edebiliriz. Ama yeni olmak iddiasındakilerinde demek ki hala söyleyecekleri yeni bir şey yokmuş.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.