Her insan engelli adayıdır..
Her an bir kaza ile karşı  karşıya kalabilir çok sağlıklı bedensel bir engeliniz yokken engelli olabilirsiniz.
Kimi insan doğuştan engellidir..Kimi ise sonradan engelli olmuştur.
Engelliliği imtihan olarak görüp sabredenlere Rabbimizin müjdelerinin olduğunu bilmekteyiz..
Engellilik zordur,hem engelli olana hemde ebeveyne..
Ancak bunun bir imtihan vesilesi olduğunu   sabrın karşılığının cennet olduğunu bilmek hayatı onlar için anlamlı kılmaktadır.
Yürüyemeyen yürümeyi,görmeyen görmeyi,duymayan duymayı hep arzular..
Yürüyemene el ayak,görmeyene göz kulak,işitmeyene ses olmaktır bizim görevimiz..
Düne nazaran  bugün engelli vatandaşlarımıza verilen hizmetlerde gözle görülür iyileştirmelerin olduğunu görmekteyiz.
Gerek devlet gerekse belediyeler,STK'lar elbirliği içerisinde engelli vatandaşlarımızın günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları aşmak için gayret göstermekteler.
Dün Yeşilyurt Belediyesinin engelli vatandaşlarımız için hazırlamış olduğu programdaydım.
Ne zaman bir engelliler programına katılsam verdiği hayat mücadelesiyle biz engelsizlere dahi örnek olan doğuştan vucudunun yüzde 97'sinin felç olduğu sadece üç parmağını kullanabilen ve ben bu üç parmağımın hesabını Allah'a nasıl verebilirim diyerek teslimiyet gösteren 2013 yılında Hakka yürüyen Gülseren GÜMÜŞ aklıma gelir.
Almanya'nın Duisburg kentinde yaptığı çalışmalar ile gönüllere taht kuran tekerlekli sandelyesine koca dünya'yı sığdıran Gülseren Gümüş..39 yıllık hayat mücadelesine 3 kitap sığdırmış, onlarca makale yüzlerce konferans..
Kurmuş olduğu Güldeste derneği ile hayatı daha anlamlı kılmıştı..
Üç parmağımla Allah için ne yapabilirim diyerek biz engelsizlere örnek olmuştu.
Tüm engellere rağmen, asıl engellerin gönüllerde,gözlerde,bedenlerde olduğunu anlatmak ister gibi hayata tutunmuştu.Bizi engellerimizi düşündüren hal ile çalışan,tembelliklerimize,üşengeçlerimize,dünyevi kaygılarımıza geçici hevesler için düştüğümüz tüm telaşlarımıza inat bir şeylerin yapılabileceğini bizlere gösterircesine bir ırmak gibi aktı gitti Rabbine..
Sabrın gerçek manasıyla bir direniş ve mücadele olduğuna olan sağlam inancı onu yerinde durduramıyordu.İmkanların tükendiği,yolların  kapandığı ve umutsuzluğun kol gezdiği zamanlarda sabır,binlerce imkana binlerce yollara ve bilerce ümide kapı açar.Arayış bitmez engeller sabrın ağırlığı altında ezilir un ufak olup dağılır yerle bir olur.
Aile desteği bedensel engelliler için çok önemlidir.Evlatlarının rahatsızlıklarından utanç duyan cahil ana-babaların çocuklarını hayatın dışına ittiği bir çağda,evlatlarının bu rahatsızlıklarını Allah'ın büyük bir ikramı olduğuna inanmak erdemliğin zirvesidir.
Araştırmacı yazar Ramazan Kayan hocamızın Gülseren Gümüş ile yaptığı bir söyleşiyi sizinle paylaşmak istedim.
 
   "Hocam hep şunu düşünürüm; bedenimde hareket ettirebildiğim şu üç parmağın hesabını Allah'a nasıl verebilirim? Bu üç parmakla Allah için daha fazla ne yapabilirim?"
            Bu ne muazzam bir hesap günü bilinci? O an nasıl hassas ve ihlas yüklü bir yürekle karşı karşıya olduğumu hissettim... Oysaki hareket halinde olan bu üç parmakla sadece eline kitap verildiğinde sayfalarını çevirebiliyor, cep telefonu ve önüne bilgisayar geldiğinde klavyeyi kullanabiliyor. Vücudumun tüm fonksiyonu bu olan, bu bacının organizasyonlarına baktığımızda havsalanız duruyor. Ezber bozan bu engelli duruşu ile nice dersler veriyor, biz engelsizlere... Azmin elinden hiçbir şey kurtulmuyordu... Çünkü kendini mazur değil hep mesul görüyordu... Gözü ulvi görevlerden başka bir şey görmüyordu... Anladım ki görev için gövde değil, önemli olan gönül imiş... Gönüllülük, içtenlik engelleri aşmanın mümkünü imiş...
            Engelli dünyasından, biz engelsizlere önemli mesajlar ve ciddi ödevler öneriyordu...
            Eriyen kaslarına, tükenen bedenine rağmen kocaman bir yürekle yürüyüşünü tüm hızı ile sürdürmüştü... Hayırlarda yarışı başkasına kaptırma niyetinde değildi... O, öncü idi... Özne idi... Örnek idi...
            Ondaki aşka, azme, aksiyona, adanmışlığa, aşkınlığa özenirdim... Sonraki yıllarda her karşılaştığımda hızından, hassasiyetinden, hareketliliğinden hiçbir şey kaybetmemişti...
            Gözbebeği gibi büyüttüğü Güldeste Dayanışma Derneği tam bir ocaktı... Çoğu zaman hastane odalarında, hasta yatağında derneğin yükünü o taşırdı.
            Güldeste Elişi Gurubu, Güldeste Çocuk Kulübü, Güldeste Resmi Eğitim Merkezi, Güldeste Gönüllüler Ajansı, Almanya'da dillere destandı... Özellikle Gönüllüler Ajansı, "Her aileye bir yaşlı" projesi ile ciddi yankı bulmuş, ilgi çekmişti...
            O Zarif ve naif beden hep şunu söylerdi:
            "Her gün giderek güçsüzleşen bedenimdeki arta kalan kıpırdayışların hakkını vermeye çalışıyorum."
            O nasihatleri ile bir abla, şefkatiyle bir anne, güçlü ve güzel iradesi ile tam bir dava delisi idi...
            Biz onun bedensel engelli oluşuna acırken, o ruhen engellilere acıyordu... Müthiş bir özgüveni daha doğrusu "Allah'a tam bir güveni" vardı. Kalıbı tutmasa da kalbi kıpır kıpırdı... Yüreği inanç, bilinç, direniş yüklüydü...
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178