Hani eşek ile tilki otun rengi konusunda tartışıyorlar ya. Eşek, otun renginin kırmızı, tilki ise yeşil olduğunu iddia ediyormuş. Tartışma büyüyüp kavgaya dönüşmüş ve birbirini yaralamışlar. Ormanda huzur ve sükûneti bozdukları için kral olan Aslan'ın huzuruna çıkarılmışlar. Her ikisi ifadelerini verip, birbirinden davacı olmuşlar. Aslan kral, her ikisini iyice dinledikten sonra eşeğe beraat, tilkiye ise hapis cezası veriyor. Tilki, haklı olarak itiraz edip Aslan krala otun rengini soruyor. Aslan kral, tereddütsüz yeşil diyor. Tilki, madem otun rengi yeşil ve ben iddiamda haklıyım, eşeği beraat ettirip bana ceza vermeniz haksızlık değil mi diye serzenişte bulunuyor. Aslan kral tilkiye dönüp, "eşekle tartıştığın için seni suçlu buldum" diyor.

Evet, suç bizim. Tartışmanın hastalık boyutuna geldiği bir yerde tartışmaya girmek yenilmek demektir. Sokrates’in güzel bir sözü vardır; "Haksızlığa uğramak, haksızlık yapmaktan iyidir" der. Ama onlara göre Türkiye, haksızlığa uğrayan bir ülke değil, haksızlık yapan bir ülke. Yine onlara göre Erdoğan, tarihin seçimle gelen tek diktatörü. Doğru, bir diktatör seçimle de gelebilir buna bir şey dediğimiz yok. Ama son dokuz seçimi tek başına kazanıp da iktidar olan bir "diktatörü" tarih herhalde yeni yazacak. Hem "evet" çıkarsa bizi denize dökeceksiniz hem de Erdoğan diktatör öyle mi? Başınıza Erdoğan kadar taş düşsün. Bu "Erdoğanfobia" kafasıyla gideceğiniz yer iktidar değil belki geldiğiniz yerdir.

Aşırı politize olmuş bir toplum olduk. Ortalık tam bir "düşünce spazmı sendromu" içinde kıvrananlarla dolu. Üç kişi bir araya gelip sağlıklı bir tartışma yapamaz olduk. Yahu biz ne zaman çeşitliliğimizi bir risk olarak değil de bir zenginlik olarak göreceğiz. Biz ne zaman anlayacağız bu gemiden başka gidecek bir yerimizin olmadığını. Adımımızı atsak denize gömüleceğiz de sanki atların sırtında sefer yapıp yeni yurtlar tutacağız havasındayız. Artık göbeğimizin beraber kesildiğini, kaderimizin birlikte biçildiğini anlamamız gerekmiyor mu? Tarih bize ayrılığı değil birlikteliği yazmamış mı?

Hani "çay devrimcileri" vardır ya. Ucuz kahramanlıklar yapar, bir çay içme süresinde devlet yıkar devlet kurarlar. Biraz Müslüman, biraz komünist, biraz sosyalist, biraz faşist, biraz hiççi, birazda hayalperest fantezileri vardır. Bir araya geldiler mi başlarlar curcunaya. Denk gelseniz radara yakalanmış gibi olursunuz. Tartışmayı severler ve tek amaçları vardır, o da sizi mat etmek. Sonra da mutlu olmuşlar olarak kalkar giderler. Kendi aralarında bile aynı kafada olmalarına rağmen tartışıp dururlar. Bir konu varsa ortada, hemen mantıklar çarpışmaya başlar. Ve mutluluk haline geldiklerinde "zaten Allah da böyle diyor" diye de eklerler. Yani kendileri değil hâşâ Allah bile onlar gibi düşünüyor. Yine hâşâ Allah'ın protokoldeki yeri onların "mantık tanrıcığının" hemen arkasında.

Bunların yanında Marks'tan, Engels'ten, Fidel Castro'dan, Nazım Hikmet'ten, İhsan Eliaçık'tan, Öcalan ve Gezi'den bahsedin ağızlarından bir şeyler akar. Birde Erdoğan deyin gözleri dönmüşlere dönerler. Onlara göre Erdoğan, kapitalizmin oyuncağı, Amerika'nın uşağı, Batı'nın kölesi, Ortadoğu'daki savaşların müsebbibi, Kürt'lerin katili, DAEŞ'in kurucusudur. Yine onlara göre "zulüm 1453'te başladı" kafasındalar. Esasen bunlarla tartışmaya girmemek gerek. Yoksa demedi demeyin, kadıya gitseniz suçlunun tilki sayıldığı bir akıbet sizi de bekliyor olacaktır.

Zaten BM kürsülerinde, dünyanın bir kısmının obezite ile mücadele ederken, bir kısmının açlıktan öldüğünü söyleyen, yeryüzündeki kaynakların adaletsizce paylaşımından bahseden Erdoğan değil, Deli Kadir'di. Yine Filistin halkının dünyadaki sesi, Mısır’daki darbeye tepki göstereni, Esed rejiminin zulmünden kaçan milyonlarca Suriyeliye kucak açanı Erdoğan değil, Müzeyyen Senar'dı. Demek mazlumlara, mağdurlara kucak açan Avrupa, sınırları kapatıp, gelene çelme takan Erdoğan'dı öyle mi?

Dedim ya suç bizim. Bu kadar ideolojik körlükler içinde debelenenlerle bir tartışma yapmayacaktık. Ne halleri varsa görsünler deyip işimize bakacaktık. Halkçı ama halka karşı. Halkın tarafıyız derler ama halkın verdiği kararı beğenmezler. Heyhat, ne günlere kaldık. Milletin vereceği karardan korkanlar millet adına milleti yönetme sevdasındalar. Siz çay içmeye devam edin. Bizim önemli işlerimiz var. Biz bir gelecek inşa ediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176