Ankara Ulus İlçesinde Melike Hatun Cami açılışına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan; bir dönem camiler ahırlara dönüştürüldü, mescidler bodrumlara hapsedildi.Yeni inşa ettikleri semtleri de camisiz,ezansız ruhsuz bir şekilde tasarlamışlardı dedi.

Evet bir dönem ''Ezansız Semtler,camisiz yerleşim yerleri ihdas ettiler.

Yahya Kemal'ın  ''Ezansız Semtler'' yazısı şimdilerde lüks rezidansların,gökdelenlerin,çok katlı sitelerin, uydukentlerin,on binlerce konutun  yapıldığı yeni yerleşim alanları için biçilmiş kaftan niteliğinde.

Dün yasakçı bir zihniyet yok ama  bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda yine ''Ezansız Semtler'' Mabetsiz yerleşim alanları ihdas ediliyor..

Aradaki tek fark birincisinde bilinçli bir şekilde yapılan bir eylem ikincisinde ise verilmeyen ehemmiyet, baskıcı zihniyet elbetteki ilanihaye değildir.Gün gelir son bulur. Ve Türkiye artık o baskıcı ve yasakçı bir zihniyeti geride bıraktı.Köprünün altından çok sular aktı.

Başlığa çıkarttığım ''Ezansız Semtler'' yazısı Yahya Kemal'e ait.Yazının tamamını okumanızı tavsiye ederim.

Bir dönem İstanbul Müftülüğü yapan Mustafa ÇAĞRICI'nın insanın içini burkan şu ifadesi geldiğimiz noktayı gözler önüne seriyor sanırım.

"Bu gün  İstanbul‘un çevresinde mabetsiz, minaresiz, ezansız semtler, uydukentler kuruluyor. İçim kan ağlıyor. Binlerce konutun bulunduğu Acarkent‘te, Beykoz Konakları‘nda, *Ataköy Konakları‘nda ve daha başka benzerlerinde bir tek cami yok.

Evet şimdi baskıcı bir zihniyet yok ama rehavete kapılan, sekülerizme adapte olan, geçmişi günümüze taşımak yerine modernitenin esiri olan bir zihniyet hasıl oldu.

Aslında en tehlikeli olan bir zihniyet devrini yaşıyoruz diyebiliriz.Manevi değerlerin yaşatılmasında,sürdürülebilirliğinde açıkçası sınıfta kalıyoruz.

Yahya Kemal'ın yazısı  ve İstanbul Eski İl Müftüsü Mustafa Çağrıcı'nın insanın içini burkan sözlerini şehrinize ve yeni yerleşim yerleri için uyarlarsak haksız sayılmayız herhalde.

İsterseniz somut örnek vereyim

2014 yerel seçim çalışması için Yeşilyurt Belediye Başkan adayı şimdi Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ile Fahri Kayahan civarında bir seçim gezisi yaparken şu serzenişle karşılaştık.Biz burada ''Ezan'a hasret kaldık'' Ezan sesi duymuyoruz demişlerdi.

Ne kadar acı bir serzeniş ve eksiklik düşünebiliyor musunuz?

Camilerle övündüğümüz tarihi olan bir milletin torunları ''Ezan Sesine'' hasret bırakılmış.

Özellikle yeni yerleşim alanlarında bilinçli demek yanlış olur ama ibadethaneler  için gerekli ehemmiyetin gösterilmediğine şahit oluyoruz..

Yükselen dev konutlar içerisinde camileri göremiyor, ezanları duyamıyoruz.

Hani aklım almıyor da değil..

Dün Medeniyetimizin merkezini ibadethaneler oluştururken, bu gün şehirlerin en güzide yerleri AVM'lere tahsis ediliyor.

Bir şehir stadı için 30-40 bin  sayısı yetersiz görülüp  fırtınalar kopartılırken bu gün aynı hassasiyet şehirlerde   büyük camilerin yapımı için gösterilmiyor.

Örnek verelim Şehrimiz Malatya'da  büyük bir cami yapımı için ne kadar gayret gösteriliyor veya büyük bir cami olmayışının derdiyle kim ne kadar dertleniyor.

Medeniyete beşiklik yapan şehirlerimiz bu gün kimliksizleştiriliyor, ruhsuzlaştırılıyor, mabedsizleştiriliyor veya cami yerleri için gerekli ehemmiyet gösterilmiyor.

İmar planı yapılırken  özellikle okul ve Cami yerleri için gerekli ehemmiyet neden gösterilmez ki 

Şehirler medeniyetlerin taşıyıcısıdır.Bizim şehir medeniyetimizin merkezinde cami vardır.

Şehirlerin en önemli medeniyet kimliği ibadethaneler yani mescid ve medreselerdir. 

Şunu iyi bilelim ki; ecdadımız bir yeri yerleşim yeri haline getirmek istediklerinde işe, önce mescid ve camilerden başlıyorlardı.

Şimdilerde ise tam tersinden başlanıyor; mahallelerde önce binalar inşa ediliyor ve sonra da burasının mescide, camiye ihtiyaç var denilerek hayırsever vatandaşların öncülüğüyle mescid yada cami inşasına başlanıyor.Hal böyle olunca caminin yapımı yıllar almasıyla birlikte ezansız semtler çoğalıyor..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178