Daha önce Fıkıh ile ilgili yazımızda zamanın, sebep ve hikmetin değişimiyle fıkhi konuların hükümlerinin değişeceğinden söz etmiştik. Şimdi konuyla ilgili bazı deliller serdedelim:

a)Kuranla müellefe-i kulübe Hz. Ömer’in, İslâm’ın onlara ihtiyacı kalmadığı, dolayısıyla o anda müellefe-i kulüp olma özelliğini kaybettikleri gerekçesiyle onlara zekât vermemiştir.

       b)Allah Resulü döneminde ganimetten humus (1/5) çıkarıldıktan sonra geri kalan askerler arasında paylaşılırdı.   Hz. Ömer ortaya çıkan maslahata binaen ve başka nasslardan da yararlanarak sürekli İslam ordusuna gelir sağlayacak şekilde onu değerlendiriyor,   askerlerin özel mülkiyetine vermiyor.

        c)Kuranda hırsızın elinin kesilmesi emredildiği halde Hz. Ömer aç kaldıklarından dolayı deveyi çalıp yiyen kölelerin elini kesmemiş; kölelerin sahibinden devenin kıymetinin iki mislini alarak deve sahibine ödemiştir.

      d)Allah Resulü döneminde yanlışlıkla vuku bulan öldürmelerde 100 deve, diyet olarak verilirdi.  Bu durum Hz. Ömer halife oluncaya kadar devam etti. Hz. Ömer halife olunca bir gün minbere çıkıp: "Biliyor musunuz ki develer pahalılaştılar. Bundan sonra altını olanlar 1000dinar, gümüşü olanlar 2000 dirhem, sığırı olanlar 200 sığır, davarı olanlar 2000 koyun vekumaşı olanlar da 200 kat elbise diyet verecektir." dedi ve zımmilerin diyetine dokunmayıp eskisi gibi bıraktı.

       Görüldüğü gibi Hz. Ömerin (r.) zekâtlardan müellefe-i kulübe hisse vermeyişi kamu hukukunun idari ve mali bölümüne, Resulullahın gününde diyet olarak verilen 100 devenin yerine 1000 dinar veya 2000 dirhem kıymetinin ödenmesi ceza ve cinayetler bölümüne giren örnek konulardır.

      e)Deve yitiği hakkında Hz. Peygambere soru soran adama Peygamber şöyle diyor:"Ondan sana ne? Onun su tulumu, gezecek tabanı vardır. Suya otlağa kendi kendine gider. Onu sahibi buluncaya kadar kendi haline bırak. "

       Yine Muvatta’ya göre Hz. Osman’a kadar bu uygulama devam etti. Görülen ihtiyaç üzerine Hz. Osman develerin de diğer yitikler gibi alınmasını ve ilandan sonra satılmasını, sahibi çıktığında da parasının kendisine verilmesini emretti.

      Hz. Ali de bu usulü uyguladı; ancak satılması bazen- sahibini zarara sokar düşüncesiyle satılmamasını ve sahibi çıkıncaya kadar beytül maldan beslenmesini uygun gördü. İki halifenin bu görüşleri Hz. Peygamberin nassına açık olarak aykırı ise de baş gösteren bir zaruretin zorlaması ile ve o günün şartları karşısında bir maslahat gereği bu uygulamayı yaptıklarına inanıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155