İslam’ın sabiteeri, yani hiçbir zaman değişime uğramayan akaid, ibadet, ahlak, helal-haramlar, cezai müeyyideler gibi zaruri haller vuku bulmadıkça kıyamete kadar değişmeyen hükümler olduğu gibi, belirli bir zamana sebep ve illete bağlı hükümler, sebep ve illetler, maslahat ve hikmetler değişince sosyal meselelerin hükümleri sahabe döneminde bile güncellendiği görülmektedir. İşte onlardan birkaç tanesi: Allah (C.C) bir ayette:
 

1) Düşmana karşı savaşmak için at beslemeyi emretmiş, bu emir o günkü şartlara göre verilmişti. Hala bu ayetin hükmünü yerine getirmek için at mı beslemek lazım? Yoksa bu ayeti güncelleştirerek tank, zırhlı araçlar mı hazırlanır!...

2) Maide/5 ayetinde: "...  Ve kitap veri­lenlerin hür/iffetli kadınları size helaldir." Yahudi ve Hıristiyan kadınlarla evlenmekte bir dini sakınca olmadığı ifade edilmekte, bununla bera­ber Hz. Ömer insanların güzellikleri için onlarla evlenip Müslüman kadınları ihmal edecekleri bunun ise onları kötülüğe zorlayabileceği endişe­siyle maslahat gereği onlarla evlenmeyi yasakla­mıştır.

3) Allah Resulünün saadet döneminde bir defada (bir mecliste) üç talakla karısını boşayan bir talak sayıldığı halde Hz. Ömer döneminde üç talak halkın ağzında çiğnenen sakız gibi olmuştu. Birçok kimse bir defada üç talak ile karısını boşuyordu. Bu durum Hz. Ömer’i korkutmuş ve bu kötü alışkanlıkta halkın birbirlerini izlemesinden endişeye düşürmüştü. Bu kötü alışkanlığı önle­mek için zecri bir uygulama getirerek bir oturuşta ve bir defada verilen üç talakı, talak-ı bayin yani kesin boşanmayı gerektirdiğini başka bir kocaya varıp ondan boşanmadıkça eski kocasına bir daha varamaz, fıkhında bulundu ve bunu tatbik etti.

4) "Kendisine güvenilip bir eşya teslim edilen kimse o eşyanın zayiinden sorumlu değil­dir.".  Nebevi nass gereğince emanet­çilere, terzi, marangoz ve benzeri sanatkârlara bırakılan bir mal, onların ihmali söz konusu ol­madan zayi olduğu takdirde mud'a (yanına ema­net bırakılan)ödettirilmezdi. Allah Resulünden sonra ashabı kiram devrinde bile bazı kimselerin ruhen bozulup doğru yoldan saptıkları emanetle­re hıyanet ettikleri görülmüş, bu içtimai hastalığa karşı önlem alma zarureti doğmuştur. Beyhakinin birbirini teyit eden birkaç rivayetlerin birinde Hz. Ali (R.A.) ellerindeki emanetleri kaybeden çamaşır­cıya ve boyacıya emanetlerin bedelini ödettirmiş ve "Bu olmazsa başka bir şey bunları yola ge­tirmez "demiştir.

Fıkıh konusunda söylediğimiz bu gerçekler, sa­dece İslam fukahası diye bilinen meşhur mezhep âlimlerine özgü bir şey değildir. Hatta Rasulullah’ın ashabı -ki Kur an ve sünneti en iyi bilenlerdir- dahi içtihatları, fıkhi görüşleri kendi zamanlarında değişen şartlar muvacehesinde değişmiştir. Onların ve onları takip eden tabiin ve tebe-i tabiinin fıkıhları, şeriatı tatbik mevkiine koyarken birinci derecede yaşadıkları asrın icap ve ihtiyaçlarını göz ününde bu­lundurmanın ürünüdür. Allah'ın şeriatında açık ifadesi bulunmayan ancak şeriatın ruhundan, onun ka­rakteristik özelliğinden esinlenerek oluşan belirli bir neslin fıkhı, belirli bir zaman diliminde yaşayan cemiyetin sosyal yapısal özelliğini yansıtır. Bu yapı hiç bir zaman gelecek nesillerin, cemiyetlerin nihai yapısal biçimi değildir. Binaenaleyh, İslam şeriatı kı­yamete kadar asırların mısırların (ülkeler) ve nesil­lerin değişen bireysel ve toplumsal hukuk / fıkıhlar­ının kaynağı ve anayasası olmaya devam edecektir. Tarih boyunca fıkhı hükümlerin hikmeti değiştikçe bu hükümlerinde değiştiği ve değişebileceği bilinmelidir.

Sonuç olarak fıkıhsızlık kadar kötü bir şey yoktur. Fıkıhsız doktor can öldürür, fıkıhsız avukat davayı kaybeder, fıkıhsız âlim (!) dini bozar, fıkıhsız idareci fıkıhsız siyasetçi halkını felâketle yüz yüze getirir.

NOT: Cumhurbaşkanımızın güncelleme ile ilgili sözlerini; ibadet, iman, İslam ahlakı, helal-haramı değiştirmeye yorumlamak isteyenler boşa mesai harcıyorlar. Çünkü onun İslami yaşantısı buna müsaade etmez. Âcizane tavsiyem; bu zat ülkemizin Suriye'ye, Irak'a, Libya'ya dönüşmemesi için bir yandan ABD ile bir yandan PKK ve uzantıları ile bir yandan Avrupa ile mücadele verirken, ne olur ey Müslümanlar! mezhebcilik, particilik, ırkçılık saikasıyla sudan bahanelerle hükümeti yıpratma yoluna gitmeyin!... Yıpratmayın ki rahat uyumanız için, uykuları kaçıran problemlerle boğuşmaya devam etsin... Rabbim muvaffak eder inşallah, bizlere de izan ve basiret...

Selam ve dua ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155