Kimse bize yutturmaya çalışmasın. Bu ülkede amaçları belli olan, büyük hesaplarla yapılmış lakin püskürtülmüş bir darbe olmuştur. Şayet bu darbe başarılı olsaydı, 90 yıldır tekellerinde olan tarihin değişmeye başlayan akışı, yeniden birilerinin çizdiği yatağa dönecekti. 15 Temmuz gecesi, Allah kalplere hükmedip sel misali dalga dalga insanları evlerinden çıkardığında, oyunlar bozulmuş, kurdukları tuzaklar başlarına geçmiş, planları alt üst olmuştu.

Doğru, bu işin mağduru, masumu, mazlumu çok. Lakin yapılan mağduriyet edebiyatı, 15 Temmuz gecesinde yapılanları örtüp unutturacak cinsten. Birileri bu propagandayla sanki bu ülkede darbe olmamış havası estiriyor. Duygularına adalet gözüyle bakanlar zulmü örtmek üzere. Unutmayın, Allah'ı kaybetmeyi kendi işini kaybetmeye tercih edenler, kaybetmeye mahkûmdur.

Hiçbir ilgisi olmayıpta işinden atılanlar, cezaevine girenler var. Bunu görmemek ve inkâr etmek adil değil. Velâkin değerlendirmelerimiz adil olmazsa, başkalarının değirmenine su taşımaktan başka bir fonksiyon icra etmeyiz. Böylelerinin hak ve hukukunu sağlıklı bir zeminde, malum birilerinin ekmeğine yağ sürmeden savunmak gerekmektedir.

Öncel tehditleri sınıflandırmayı bile bilmeyen bir anlayışla, maruz kaldığı tehdidi toplumsal bütünlüğümüzün ve geleceğimize kasteden bir tehditten daha büyük bir tehdit olarak görüp, parmağım yandı diye feryat edenler masum olamaz. Tarihsel ve konjoktürel gerçeklikten uzak değerlendirmelerle gündemi haksız algılara boğup, gerçekleri örtmeye çalışanlar tarih önünde suçludur.

Şunu iyi anlamamız gerekiyor. Cunta zihniyet 15 Temmuz gecesi başarıya ulaşmış olsaydı, Lozan'da ipotek ettikleri Türkiye'yi yeniden fabrika ayarlarına getirecek ve yeni Türkiye'yi, ABD başta olmak üzere küresel güçlere altın tepside sunacaklardı. 1920'lerde olduğu gibi yine kahramanlar ile hainler yer değiştirilecek ve çocuklarımıza Recep Tayyip Erdoğan'ı hain, Amerikan yetmelerini ise kahraman olarak öğreteceklerdi.

Allah'ın hesabını unutarak yerlerinden kalkanlar, göklerden gelen bir kararın olduğuna inananlara üstün geleceklerini zannetmişlerdi. Hâlbuki bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Lakin hayatı zevk, sefa ve rant peşinde koşmak olanların ise kaybedecek çok şeyleri var demektir. Ne yapsalar da boş. Dersi; acılar, yenilgiler, yıkılmışlıklar olanların alacağı kariyer, yeryüzünün iktidarından başka birşey değildir.

İçimizde yalnızca zulmedenlere değmeyecek bir fitneden sakınmayıp, fitneye göz yumanlar bu fitnenin müsebbibidirler. Orman yandığında içinde barındırdığı bütün nebatatın ve bütün hayvanatın beraberce yok olacağını önceden hesap etmeyenlerin, yangına körükle gidenlerin hezeyanları boştur. Kimse kusura bakmasın. Kendi ellerimizle yaptıklarımızın bir kısmı bize değecek. Bari topyekün Allah'a rücu edelim de bu fitnenin alevini üzerimizde hafifletsin. Ve bizi selamet yollarına erdirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178