Ne alaka bu başlık diyeceksiniz. Sabredin anlatacağım.

Malumunuz Çarşı Çarşı Anadolu Programının il dışı çekimlerine giderken otobüsümüzün ilk mola yeri sizlerinde bildiği gibi Sivas'ın Gürün ilçesi ve Aktaş Tesisleri.

Bu Tesis; yemeklerinin kalitesi, hijyeni, çalışanlarının samimiyeti ve de özellikle işletme sahipleri  Aktaş Kardeşlerin (Cuma, Yaşar ve sevgili dostum Yücel Aktaş) ilgi ve alakası bu Tesisi sıradışı hale getirmiş.

Gerek yemeklerinin kalitesi ve bol çeşitliliği Doğu Anadolu Bölgemizden gelip geçen her yolcunun takdirini kazanmakta, hatta mola veren otobüs şoförlerinin ifadesiyle bu güzergahta gönül rahatlığıyla yemek yediğimiz tek işletme dedikleri Aktaş Tesisleri.

Gelelim asıl konumuza.

Gürün İlçemize kavuşmadan sol tarafta bir totem gözünüze ilişir Gökpınar Gölü yazar. Hep merak etmişimdir ve bunu gidermek adına Gökpınar gölüne ekip olarak çekimler yapmak üzere gittik.

Ben işte sıradan bir su birikintisi etrafında birkaç masa ve piknik yapan insanlarımız diye düşündüm.

Ana yoldan sapınca takriben on kilometre gittikten sonra iki dağın arasına sıkışmış, berrak ve masmavi bir gölü görünce sükutu hayale uğradım. Rabbim sen nelere kadirsin dedim.

Bu kıraç arazide cennetten bir köşeyi biz kullarına nasiplendirmişsin diye. Şimdi gelin biraz da gölün teknik bilgilerini size arz edeyim.

Ülkemizin doğal ve tabiat güzellikleri arasında yer alan Gökpınar Gölü, Anadolu’nun saklı kalmış cennet köşelerinden biri. Sivas kent merkezine 147, Gürün ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan, berrak suyu ve turkuaz mavisi görünümüyle "doğal akvaryum" ya da “Mavi Göl” olarak da bilinir

1500 rakımda bulunan Gökpınar Gölü’nün en derin noktası 15 metre. Havanın açık olduğu zamanlarda bile gölün bu 15 metrelik derinliğinde yüzen balıkları, masmavi suyun içinde gayet net görebiliyorsunuz.

Doğal bir akvaryumu andıran temizliğin ve berraklığın en büyük sebebi gölün hemen her yerinden sürekli kaynayan sular.

Gölde balık tutmak ve yüzmek yasak olsa da dalış yapmak serbest. Yüksek rakımdan dolayı gölde 1 metrelik dalış denizde 3 metreye eşit durumda.

Gökpınar Gölü’nden çıkan sular Gürün’de ilçe suyu olarak kullanılırken aynı zamanda tarım içinde sulama suyu olarak kullanılıyor. Gürün çevresindeki balık üretim tesisleri de buradan çıkan sularla işletiliyor.

Şimdi gelelim esas üzerinde duracağımız konuya.

Gölün çevresinde, muhteşem doğa manzarası, 500 kişilik kapasiteye sahip bir restoran, şu anda 4 odası bulunan bir otel, piknik yapmak isteyenler için 60 çardak bulunuyor.

Burayı kim işletiyor dediğimde aldığım cevap beni çok mutlu etti. Zira Güründe Ahi Evran Üstadın esnaflık felsefesini özümsemiş, kişilikleri, dürüstlük vasıflarıyla herkesin takdirini kazanmış Aktaş Kardeşler dediler.

Ben de hemen dostum Yücel Aktaş'ı aradım ve hasbıhal ettikten sonra duyduğum memnuniyeti ifade ettim ve Gökpınar Gölünde olduğumu söyleyince kendisi de kısa sürede bulunduğumuz yere geldi.

Ve başladık Gökpınar'ı konuşmaya.

Çok heyecanlıydı yılların esnafı Yücel Aktaş. Ailece almış oldukları sorumluluğun farkında idi. İhaleyle burayı devraldıklarını ve adının Kaymakam Galip Demirel Gökpınar Doğal Yaşam Parkı olduğunu söyledi ve tesisi gezmeye başladık.

Ben her ifademle çok etkilendiğimi ifade ederken, bu saklı cenneti görmemenin bir eksiklik olduğunu abu hayat olan suyun doğal maviliğiyle insanı bu kadar etkilemesinin rehabiletesiyle oldukça rahatlamıştım.

Burada ne kadar uzun süre kalabilmenin hesaplarını yapıyordum içten içe. Yücel Aktaş Beyle Göl bisikletiyle geziye başladık. Gölün dibindeki kum taneciklerini görebiliyor, kırmızı benekli alabalıkların raksına şahitlik ediyorsunuz.

Bisiklet turundan mest olmuş vaziyette inerken, gölün kenarındaki büfede bir hanımefendinin yaptığı bol çeşitli gözlemenin ve tostun lezzeti şimdiye kadar yediklerimin en mükemmeliydi. Buz gibi yayık ayranı ve gölün doğal maviliğini seyretmek işin bir başka güzelliğiydi.

İnsanlar kamelyalar altında mutlu ve mesut piknik yapıyorlar. Gölün çevresi oldukça temiz, en ufak bir çöpün ve göz kirliliğinin olmadığına şahitlik ediyorsunuz. Yücel Bey ha bire anlatıyordu Gökpınarı Cazibe merkezi haline getirmenin gayretlerini.

O anlattıkça ben işte böyle olmalı 'at binenin, kılıç kuşananın olmalı’ ne iyi etmişler yetkililer bu tesislerin işletmesini Aktaş Ailesine verdikleri için diye.

Ve Restaurant bölümüne geçtik. Yücel Bey mihmandarlığını sürdürüyordu. Oldukça zengin çeşitli her türlü ihtiyacın karşılandığı market ilk gözüme çarpan oldu.

Kasap bölümünde kilo ile et alabiliyorsunuz. Ve sırada fırın bölümünü gezmek vardı. Karşıma oldukça maharetli Konya etli pide ustası Erol Usta çıktı.

Erol Usta hünerlerini konuşturmaya başladı. İki metre uzunluğunda çıtır çıtır orijinal Konya etli Pide çeşitleri hazırladı.

Restaurantın iç dizaynı oldukça şık, dış teras bölümü göle hakim yükseklikte, Gökpınarı adeta teneffüs edeceğiniz konumda.

Sevgili Yücel Aktaş Muhteşem bir menü hazırlattı teras bölümünde. Ben gölün cazibesiyle kendimden geçmiştim adeta. Izgaranın her çeşidi, Konya etli pidesinin özel sunumu buz gibi yayık ayranın vermiş olduğu ferahlık tadılmaya ve görülmeye değerdi.

Ayrılma vakti geldiğinde inanın içimi bir hüzün kapladı.

Ama Gökpınar Gölünün ve özellikle tesislerin işletmesinin Aktaş Kardeşlerde olduğunu bilmek bana huzur verdi.

Sevgili Yücel Aktaş'a veda ederken, şu anda bu yazımı okuyan siz değerli okuyucularımı lütfen bır zaman kendilerine ayırıp Gökpınar Gölüne gelip gezmelerini, şahıslarına münhasıran terasta nefis bir ziyafet çekmelerini öneririm.

Bu haftalık bu kadar.

Allaha emanet olunuz derken bir kez daha teşekkürler Sevgili Yücel Aktaş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199