Düşünüyorum da bildiklerin, söylediklerin, eyleme dönüştüre bildiklerin ve   hayatına sindirdiklerin kadar olmalı, öyle ölçülmeli yani, o derece sayılmalı. Yoksa bilgi ne ki, gir Google'a, yaz aradığını, belki de aramadığını, ne var ne yoksa hizmetinde, ayaklarının altında. Birkaç tıkla sen de bili verirsin bi'şeyleri işte.

Peki ya peşinden koşmaktan usanmadığımız 'güç' ne sizce? Daha güçlü, daha güçlü, en güçlü olma derdinden, statü mücadelesinden, banka hesabı endişesinden, galip gelme hırsından nasıl da kırık dökük, kendimizden başka her şeye dönük, yorgun ve yapayalnız kaldığımızı göremiyoruz bile.

Hayatta en önemlisinin kalplere dokunmak olduğunu, en büyük servetin dostlar olduğunu, gerçek bir aileye paha biçilemeyeceğini, kötü günümüzde elimizi tutan, çökük omuzlarımızı doğrultan, başarılarımızla gözleri dolan,  yanlışlarımız olmasına rağmen, düzeltir umudunu yaşayıp   bizden vazgeçmeyenler kadar kıymetli olduğumuzu biliyoruz değil mi?

Ardımızdan 'Çok iyi, vicdanlı, insan gibi insandı' dedirtebilmenin esas amacımız olması gerektiğini biliyoruz değil mi?

Başkalarını gülümsetebildiğimiz, hayatlarına ışık katabildiğimiz, eksiklerini giderebildiğimiz, bizde olandan onlara da akıtabildiğimiz ölçüde huzuru bulabileceğimizi de biliyoruz değil mi?

Değil!!!

Eğer bildiklerimiz hücrelerimize sindirdiklerimiz, yaşamımızdan eksik etmediklerimiz, aklımızdan bir an bile çıkartmadan günümüze katabildiklerimizse maalesef yaşama dair bizim hiçbir şey bilmediğimiz ortada.

Tıka basa dolu ajandamızla esas duruşu öylesine kaçırıyoruz ki. Gerçeğe körleşiyoruz. Hoyratça yakıp yıkıyoruz her şeyi, durup bakmıyoruz, eğilip yerden kaldırmıyoruz, kollarından tutup sarılmıyoruz, tamir etmeye çalışmıyoruz.

Biz ancak gidiyoruz, ezip geçiyoruz, yarı yolda bırakıyoruz, vazgeçiyoruz. İstediğimiz tek şey egomuzu cilalamak.

Lafa gelince elbette neler neler biliyoruz. Kağıttan okuyunca acayip insanlar oluyoruz. Felaketlerle burun buruna kaldığımızda korkumuzdan bilmek zorunda kalıyoruz.

Ya sonra?

Sonrası modern insanın gündelik yaşamı. Sonrası katı, korkak ve unutkan kalplerimiz....

Kalp kıran,gönüllerde yer bulamayan egoist yaşantısı olan, kendisinden başkasını görmeyen,menfaatcı kimselerin  dünya kadar malı olsa karun gibi zengin olsa öldükten sonre Kimse parasından, gücünden bahsedilmez.

 Herkesin dilinde onun güzel gönlü, zarafeti,  gülen gözleri, geri adım atmadığı hayat felsefesi, insanları ayırmadan gösterdiği sevgisi, saygısı hep konuşulur..

Dünyalar senin olsa, yüzlerce fabrika, yanında çalışan onlarca elemanın, kocaman bir adın, sayılamaz servetin olsa da ne fayda.... Aynı sona yürüyorsun bir ceketi, bir ayakkabısı olanla.

Geriye kalan, elde kalan, en nihayetinde adının yanına yazılacak olan nefes aldığın sürece çevrene verdiğin sevgi, umut, ışık.

İşte o kadar...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner194