Merhabalar değerli dostlar,
Bu günlerde yoğun bir grip salgını ile karşı karşıyayız. Önce burun kaşıntısı ve hapşırıkla başlayıp yüksek ateş ve halsizlikle seyreden ve nihayetinde yoğun burun akıntısı ve bazı kişilerde balgamlı öksürükle devam eden bir tablo birçoğumuzu günler ve bazen de haftalarca esir alabiliyor.

Bu haftaki yazımızda gribal enfeksiyonlar, korunma yolları ve grip olduktan sonra yapılması gerekenlerden kısaca bahsetmeye çalışacağız.
Üst solunum yollarını döşeyen mukoza/içderiburun ve sinüslerde, genizden östaki tüpleri aracılığıyla her iki kulak iç mukozasıyla, boğazdan başlayarak aşağı doğru gırtlak ve daha aşağıda akciğer dokusunun en ücra köşesine kadar, giderek daralan hava yollarında bir bütünlük içerisinde döşelidir. Belli bölgelerde yapısal farklılıklar olması bu bölgelere has virüslerin hastalık yapmalarına neden olabilmekle beraber tüm bu mukozayı tutan virüs ve bakteriler de bulunmaktadır. Sadece burun mukozasını tutan rinovirüs gibi virüsler nezle/soğuk algınlığına neden olur. Nezle, gripten farklı olarak yüksek ateşin olmadığı, hafif kırgınlık, burun akıntısı ve hapşırma gibi belirtiler ile kendini gösteren, halsizliğe yol açmayan, hafif seyreden bir üst solunum yolu enfeksiyonudur.

Grip genellikle sonbahar sonu, kış boyunca ve ilkbahar başına kadar olan dönemde daha sık görülen oldukça bulaşıcı bir hastalıktır.Grip salgınları genellikle influenza adı verilen bir virüs tarafından oluşturulur.Bu virüs kimlik değiştirme potansiyeline sahip olduğundan dolayı, yüzeyinde kendisini tanıtıcı ve aynı zamanda solunum mukozasındaki hücrelere bulaşmasını sağlayan proteinleri değiştirerek tekrar enfeksiyonlara/salgınlara neden olabilmektedir. Her kış sezonunun başlangıcında en sık salgın yapma potansiyeli olan türlerine karşı geliştirilen polivalen aşıların koruyuculuğu da virüsün o suşlarına karşı olmaktadır. Bundan dolayı mevsim başlangıcında, bağışıklık sistemi zayıf olan; çocuk, yaşlı ve kalp-akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerinaşılanması önerilmektedir. Bu kişiler; gribal enfeksiyonlar daha ağır seyrettiğinden, komplikasyonlara ve bazen ölümlere neden olabildiğinden dolayı risk grubu olarak ifade edilmektedir.

Yeryüzünde güneş ışınlarının ve özellikle ultraviyole ışınların daha az olduğu kış aylarında influenza salgınları daha sık görülmektedir. Üst solunum yollarında enfeksiyona neden olan bu virüsler;öksürme, hapşırma ve konuşma esnasında yayılan damlacıkların, sağlıklı bireyler tarafından solunum yoluyla alınmasıyla ile bulaşmaktadır. Bundan dolayı kalabalık ve havalandırması yetersiz olan alanlarda, özellikle hasta kişilerin taşıdığı bu mikropların bulaşma riski yüksektir. Ayrıca kreş, okul, kışla gibi yoğun yaşam alanlarında hastalığın salgına dönüşmesi daha kolaydır. 

Çevre şartları dışında kişinin korunması da hastalık oluşmasında önemlidir. Sağlıklı beslenen ve uygun iklimlendirme koşullarında yaşayan kişilerin hastalanma riskleri daha düşüktür ve hastalık durumunda daha hafif atlatabilmeleri mümkündür. Özellikle ellerin bol su ve sabun ile yıkanmasıve hastalıklı kişilerle temasın azaltılması da korunmada önemlidir.

Grip belirtileri, virüsün vücuda girmesinden sonraki 1-3 gün içerisinde ortaya çıkar. Gribal enfeksiyon, genellikle burun kaşıntısı, hapşırık, bazen gözlerde yanma ve yüksek ateş olarak başlamaktadır. Bu dönemde hastanın dinlenmesi/istirahati, bol sıvı alması, C vitamininden zengin meyveve sebzelerle beslenmesi ve doktor kontrolünde gerektiğinde parasetamol türü ateş düşürücüler veya dekonjestan dediğimiz burun akıntısını azaltıcı ilaçlarla kombine preperatların kullanması hastalığın daha hafif atlatılabilmesi açısından önemlidir. Şikâyetler genellikle 7 gün sürer, ilk 2-3 gün içerisinde şiddetlenir ve sonrasında düzelme başlar, ancak iyileşme süresi 1- 2 haftaya kadar da uzayabilir.
Bu dönemde etkin bir dinlenme ile hastalığı daha hafif geçirmek mümkün iken; yoğun iş temposu, sağlıksız beslenme ve iklimlendirmesi uygun olmayan ortamlar nedeniyle, hastalık süresi uzar ve bazen üzerine bakteriyel enfeksiyonlar yerleşerek tabloyu daha da ağırlaştırabilir.

İlk 3 gün sonrasında hastalıkta belirgin gerileme olmuyorsa,yoğun ve renkli burun akıntısı ve/veya yoğun balgamlı öksürük ortaya çıktıysa, hekim denetiminde gerektiğinde uygun antibiyotik tedavisinin başlanması gerekebilir. Ayrıca bol sıvı alınması ve gerektiğinde balgam söktürücü ilaçların kullanılması hastalığın daha kısa sürede iyileşmesine katkıda bulunabilir.
Sağlıcakla kalın.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner184

banner183